
Uzmanlar, genetik faktörler, hareketsizlik ve düzensiz beslenme nedeniyle zayıf kişilerde de insülin direnci görülebileceği konusunda uyardı.
SADECE KİLOLULARIN SORUNU DEĞİL
Hücrelerin insülin sinyaline gereken yanıtı vermemesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle oluşan insülin direnci, genellikle fazla kiloyla ilişkilendirilse de zayıf bireylerde de ortaya çıkabiliyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesindeki (visseral) yağlanma nedeniyle dışarıdan zayıf görünen kişilerin de metabolik risk taşıyabileceğini belirtti.
BELİRTİLERİ VE RİSKLERİ
Hücrelerin enerji üretimi için glukozu yeterince kullanamaması sonucu kanda şeker birikmesine yol açan insülin direncinin başlıca belirtileri ve neden olduğu riskler şunlardır:
Karaciğer yağlanması, hızlı veya aşırı kilo alma ve bel çevresinde kalınlaşma.
Sık tatlı yeme isteği ile karbonhidrat tüketimi sonrası yorgunluk ve uyku hali.
Damar duvarlarında plak oluşumunu hızlandırarak damar sertliği (ateroskleroz) ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) riskini artırması.
TANI VE KORUNMA YOLLARI
İnsülin direncinin tanısı; açlık kan şekeri, açlık insülin düzeyi, şeker yükleme testi (OGTT) ve HbA1c (son 3 aylık ortalama kan şekeri) testlerinin yanı sıra hastanın kilo durumu ve bel çevresi incelenerek konuluyor. Uzmanlar, insülin direncini kırmak ve bu tablodan korunmak için şu tavsiyelerde bulunuyor:
Günlük kalori alımını 300-500 kcal azaltmak.
Özellikle kilolu bireylerde vücut ağırlığında %5 civarında bir azalma sağlamak.
Haftada 25-30 kilometre yürüyüş veya eşdeğeri aerobik egzersiz yapmak.