
Mart ayı, tıp dünyasında Kolorektal Kanser Farkındalık Ayı olarak kabul ediliyor. Bu kapsamda hastalıkla ilgili güncel verileri değerlendiren Medicana International İstanbul Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Cengizhan Yiğitler, toplum sağlığını yakından ilgilendiren oldukça çarpıcı bir tablo ortaya koydu. Her iki cinsiyette de en sık karşılaşılan üçüncü kanser türü olan kolorektal kanserler, genel kanser kaynaklı ölümlerde ikinci sırada yer alıyor. Ancak asıl dikkat çeken ve tıp dünyasını alarma geçiren gelişme, hastalığın genç yaş gruplarındaki agresif seyri. Prof. Dr. Yiğitler’in paylaştığı son verilere göre, kolorektal kanserler artık 50 yaş altındaki bireylerde kanser kaynaklı ölümlerde ilk sıraya yükselmiş durumda.
SİNDİRİM SİSTEMİNİN HAYATİ PARÇASI KOLON
İnce bağırsağın devamı niteliğinde olan ve karın boşluğunu adeta bir çerçeve gibi saran kolon, sindirim sürecinin son ve en kritik aşamalarından birini üstleniyor. Rektum aracılığıyla makat bölgesine kadar uzanan bu hayati organ, sadece bir geçiş yolu olmanın ötesinde çok yönlü işlevlere sahip. Vücudun ihtiyaç duyduğu suyun geri emilimini sağlayan kolon, aynı zamanda atık maddelerin dışkı yoluyla güvenli bir şekilde uzaklaştırılmasında kilit rol oynuyor. Bununla birlikte vücuttaki sıvı ve elektrolit dengesinin korunması ile bağırsak florasının sağlıklı bir şekilde düzenlenmesi de doğrudan bu organın faaliyetlerine bağlı bulunuyor.
MASUM GÖRÜNEN POLİPLER KANSERE DÖNÜŞEBİLİR
Kolon bölgesinde meydana gelen hücresel değişimler, zaman içerisinde polip adı verilen yapıların oluşumuna zemin hazırlıyor. Hücrelerin kontrolsüz bir şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan bu polipler, başlangıç aşamasında genellikle iyi huylu olsalar da tedavi edilmediklerinde kansere dönüşme potansiyeli taşıyor. Büyüyen polipler, zamanla bağırsak duvarının daha derin tabakalarına doğru ilerleyerek hastalığın ciddiyetini artırıyor. Süreç erken aşamada kontrol altına alınmadığında kanserli hücreler çevredeki lenf nodlarına, daha ileri evrelerde ise uzak organlara kadar yayılım gösterebiliyor. Hastalığın teşhis edildiği andaki evresi, tümörün yayılım durumuna göre belirleniyor ve uygulanacak tedavi planı ile hastanın yaşam süresini doğrudan etkiliyor.
50 YAŞ ALTI BİREYLERDE RİSK VE ÖLÜM ORANI ARTIYOR
Geçmiş yıllarda ağırlıklı olarak ileri yaş hastalığı olarak kabul edilen ve 60’lı yaşlarda en yüksek seviyesine ulaşan kolon kanseri, son dönemde ciddi bir demografik değişim geçiriyor. Uzmanlar, genç yaş grubundaki vaka sayılarında çok belirgin bir artış yaşandığını vurguluyor. Prof. Dr. Yiğitler, genç hastalarda bu kanser türünün çok daha agresif bir seyir izlediğini ve tanının genellikle hastalık ilerledikten sonra konulabildiğini ifade ediyor. Hastalığın daha ileri evrede tespit edilmesi, genç bireylerdeki sağkalım oranlarını ne yazık ki olumsuz yönde etkiliyor. Yaşanan bu endişe verici artış nedeniyle uluslararası tıp kılavuzlarında kritik bir güncellemeye gidilerek, kolonoskopi taramalarına başlama yaşı 45’e kadar çekildi.
ERKEN TANI İLE HASTALIĞI OLUŞMADAN ÖNLEMEK MÜMKÜN
Kolorektal kanserlerin en önemli özelliği, erken dönemde tespit edilebilir ve hatta tamamen önlenebilir hastalıklar grubunda yer alması. Düzenli taramalar sırasında gerçekleştirilen kolonoskopi işlemi, hayat kurtarıcı bir müdahaleye dönüşüyor. İşlem sırasında tespit edilen polipler aynı seansta alınarak, bu yapıların ileride kansere dönüşme riski kesin olarak ortadan kaldırılabiliyor. Uzmanlar; karın ağrısı, dışkılama alışkanlıklarında belirgin değişiklik, dışkıda kan görülmesi ve açıklanamayan kilo kaybı gibi belirtilerin asla göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda toplumun her kesimini uyarıyor. Güncel uluslararası kılavuzlar, 45 yaşından itibaren her iki yılda bir dışkıda gizli kan testi ve her beş yılda bir düzenli kolonoskopi yapılmasını tavsiye ediyor.