
Bağışıklık sistemini tümöre karşı yeniden harekete geçirmeyi hedefleyen bu yöntem, bazı hastalarda “mucizevi” olarak tanımlanan sonuçlar verirken, bazı kanser türlerinde ise beklenen etkiyi göstermeyebiliyor.
İstinye Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. N. Faruk Aykan’a göre, immünoterapi onkolojide çığır açan bir yaklaşım olsa da her hastada aynı başarıyı sağlamıyor ve dikkatli hasta seçimi gerektiriyor.
Bağışıklık Sistemi ve Kanser Arasındaki Kritik Denge
Bağışıklık sistemi, vücuttaki “yabancı” yapıları tanıyıp ortadan kaldıran güçlü bir savunma mekanizması olarak çalışıyor. Kanser hücreleri ise vücudun kendi hücrelerinden türemesine rağmen, geçirdikleri genetik mutasyonlar nedeniyle “yeni antijenler” üreterek bağışıklık sistemi tarafından hedef alınabiliyor.
Prof. Dr. Aykan, tümörün taşıdığı antijen yükü ne kadar fazlaysa bağışıklık sisteminin o kadar aktif olduğunu belirtiyor. “Sıcak tümör” olarak adlandırılan ve bağışıklık hücreleri açısından zengin olan kanserlerde immünoterapinin daha etkili olduğunu vurguluyor.
Nobel Ödüllü Keşif
İmmünoterapinin temeli, bağışıklık sistemini baskılayan mekanizmaların keşfine dayanıyor. 2018 Nobel Tıp Ödülü’ne konu olan bu keşifle, T hücrelerini baskılayan kontrol noktaları hedef alınarak bağışıklık yanıtının güçlendirilmesi sağlandı.
Geliştirilen anti-CTLA-4, anti-PD-1 ve anti-PD-L1 ilaçları bugün birçok kanser türünde onaylı olarak kullanılıyor. Bu ilaçlar doğrudan kanser hücresini öldürmek yerine, T hücrelerinin üzerindeki baskıyı kaldırarak bağışıklık sistemini destekliyor.
Hangi Hastalarda Daha Etkili?
İmmünoterapi her kanserde aynı başarıyı göstermiyor. Etkinliği belirleyen başlıca faktörler şunlar:
DNA tamir mekanizması bozuk (dMMR) ve mikrosatellit instabilitesi yüksek (MSI-H) tümörler
PD-L1 ekspresyonu yüksek kanserler
Tümör mutasyon yükü fazla olan hastalar
Özellikle MSI-H özelliği taşıyan bazı metastatik hastalarda yalnızca immünoterapi ile uzun süreli sağkalım elde edilebildiği belirtiliyor.
Hangi Kanser Türlerinde Öne Çıkıyor?
İmmünoterapinin en başarılı sonuç verdiği kanserler arasında:
Malign melanom
Küçük hücreli dışı ve küçük hücreli akciğer kanserleri
Böbrek kanseri
Üçlü negatif meme kanseri
Karaciğer ve safra yolu kanserleri
Baş-boyun ve bazı mide kanserleri
yer alıyor.
Yan Etkiler ve Maliyet Gerçeği
Kemoterapiden farklı olarak sağlıklı hücrelere doğrudan zarar vermeyen immünoterapiler, daha çok bağışıklık sisteminin aşırı çalışmasına bağlı yan etkilere yol açabiliyor. Otoimmün pnömoni, kolit, hepatit ve tiroit bozuklukları bunlar arasında.
Bir diğer önemli başlık ise maliyet. İmmünoterapi ilaçları yüksek fiyatları nedeniyle hastalar için ciddi bir finansal yük oluşturabiliyor. Türkiye’de geri ödeme kapsamının sınırlı olması, erişimi zorlaştıran faktörlerden biri olarak gösteriliyor.
Yeni Ufuk: mRNA Aşıları
COVID-19 sonrası gündeme gelen mRNA teknolojisinin, kanser tedavisinde de immünoterapi ile birlikte kullanılmasına yönelik çalışmalar sürüyor. Bireysel tümör antijenlerine karşı geliştirilecek mRNA aşıları ile daha güçlü ve kişiye özel tedavi seçenekleri hedefleniyor.
Sonuç olarak immünoterapi, kanser tedavisinde devrim niteliğinde bir adım olarak kabul ediliyor. Ancak her hasta için uygun olmadığı, biyolojik özelliklere göre planlanması gerektiği ve maliyet-etkinlik dengesinin sağlık politikalarında dikkatle değerlendirilmesi gerektiği vurgulanıyor.