
Kalp ve damar hastalıkları hem dünyada hem de Türkiye’de artış göstermeye devam ediyor. Genetik yatkınlık, stres ve hareketsizlik önemli risk faktörleri arasında yer alsa da uzmanlara göre en belirleyici unsurlardan biri beslenme alışkanlıkları.
Batıgöz Sağlık Grubu Balçova Cerrahi Tıp Merkezi Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Yusuf Altınkaynak, modern yaşamla birlikte artan işlenmiş gıda tüketiminin kalp sağlığı üzerinde ciddi etkileri olduğunu vurguladı.
“Ultra İşlenmiş Gıdalar Kalbi Yıpratıyor”
Uzm. Dr. Altınkaynak, özellikle paketli atıştırmalıklar, hazır yemekler, işlenmiş et ürünleri ve şekerli içeceklerin yüksek miktarda tuz, şeker ve doymuş yağ içerdiğine dikkat çekti.
“Bu ürünler pratik görünse de uzun vadede damar yapısını bozabiliyor. Düzenli tüketim yüksek tansiyon, kolesterol artışı ve damar sertliği riskini artırıyor. Kalp hastalıklarının önemli bir kısmı doğrudan beslenme kalitesiyle ilişkilidir” dedi.
Ultra işlenmiş gıdaların besin değeri düşük ancak kalori açısından yoğun olduğunu belirten uzmanlar, bunun kilo artışını hızlandırdığını ve metabolik sendrom ile diyabet riskini artırdığını ifade ediyor. Bu zincirin sonunda ise kalp krizi riski yükseliyor.
Tuz ve Şeker Kalbin Yükünü Artırıyor
Aşırı tuz tüketimi yüksek tansiyona, yüksek tansiyon ise kalbin daha fazla çalışmasına neden oluyor. Rafine şeker tüketimi ise kan yağlarını olumsuz etkileyerek damar iç yüzeyinde hasara yol açabiliyor.
Gazlı içecekler, hazır soslar, konserve ürünler ve işlenmiş etler günlük tuz ve şeker alımının önemli bölümünü oluşturuyor.
Trans Yağ Tehlikesi
Endüstriyel gıdalarda bulunan trans yağlar ve yüksek doymuş yağ içeren besinler, kötü kolesterolü yükselterek damar iç yüzeyinde plak oluşumunu hızlandırabiliyor. Margarinler, paketli hamur işleri ve bazı fast-food ürünleri bu açıdan risk taşıyor.
Uzmanlar, etiket okuma alışkanlığının kalp sağlığını korumada önemli bir adım olduğuna dikkat çekiyor.
“Yasak Değil, Denge”
Kalp dostu beslenmenin temelinde sebze, meyve, tam tahıllar, zeytinyağı ve sağlıklı protein kaynakları bulunuyor. Uzmanlara göre amaç tüm yiyecekleri yasaklamak değil, denge kurmak.
Küçük ama sürdürülebilir değişikliklerin uzun vadede büyük fark yaratabileceği belirtilirken, beslenme alışkanlıklarının çocukluk döneminden itibaren şekillendiği vurgulanıyor.
Uzm. Dr. Altınkaynak, “Kalp hastalıklarının önemli bir kısmı önlenebilir. Bunun yolu sofradaki seçimlerden geçiyor. Daha doğal ve dengeli beslenmek kalbi korumanın en güçlü adımıdır” ifadelerini kullandı.