
Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi'nden Op. Dr. Şerife Kadriye Erdem, kadınlarda yorgunluktan miyomlara kadar pek çok hastalığı tetikleyen 'östrojen dominansı' tehlikesini ve hayati kurtuluş reçetesini açıkladı.
Günlük hayatın koşuşturmacası içinde pek çok kadının sıradan bir yorgunluk veya dönemsel bir stres sanarak geçiştirdiği o ani duygu dalgalanmaları ve geçmeyen şişkinlik hissi, aslında vücutta çalan çok daha büyük bir tehlike çanının habercisi olabilir. Medipol Üniversitesi Çamlıca Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Şerife Kadriye Erdem, kadınların hem fiziksel hem de ruhsal sağlığını adeta sessizce kemiren bu tablonun ardındaki asıl faili tüm çıplaklığıyla gözler önüne serdi. Vücuttaki östrojen ve progesteron hormonları arasındaki o hassas terazinin bozulmasıyla ortaya çıkan 'östrojen dominansı', sadece basit bir adet öncesi gerginliği değil; migrenden kist oluşumuna, endometriozisten rahim miyomlarına ve memede fibrokistik hastalıklara kadar uzanan devasa bir rahatsızlıklar zincirini tetikliyor.
KARACİĞERDEN BAĞIRSAĞA UZANAN TEHLİKE VE KİMYASALLAR
Östrojen fazlalığının veya progesteron eksikliğinin yarattığı bu tahribatın kök nedenlerine inen Dr. Erdem, modern çağın yaşam alışkanlıklarına ve çevresel faktörlere ayna tutuyor. Özellikle fazla kilosu olan kadınlarda yağ dokusunun adeta bir hormon fabrikası gibi çalışarak bu dengesizliği körüklediğini belirten uzman isim; karaciğerin hormon yıkımında yetersiz kalmasının, bozulan bağırsak sağlığı nedeniyle atıkların atılamamasının ve dışarıdan alınan, östrojeni taklit eden o zararlı endokrin bozucu kimyasalların bu kaosu zirveye taşıdığını vurguluyor. Menopoza yaklaşılan yıllarda da doğal bir süreç olarak tetiklenen bu hastalık; göğüs hassasiyeti, yoğun kanamalar, uyku problemleri, yeme bozuklukları, konsantrasyon dağınıklığı ve derin depresyon gibi hem ruhsal hem de fiziksel semptomlarla kadınların yaşam kalitesini kelimenin tam anlamıyla dibe çekiyor.
KURTULUŞ REÇETESİ: YAŞAM TARZINDA KESKİN DÖNÜŞ
Hormonal kaosu bitirmenin yolunun sadece hastane koridorlarından değil, mutfaktan ve günlük rutinlerden geçtiğinin altını çizen Op. Dr. Erdem, tedavinin ilk ve en sarsılmaz adımının keskin bir yaşam tarzı değişikliği olduğunu ifade ediyor. Kilo kontrolünün sağlanması, stresin yönetilmesi ve düzenli egzersizin hayatın merkezine alınması gerektiğini belirten uzman hekim; zararlı kimyasallardan kaçınmanın, karaciğer ile bağırsak sağlığını prebiyotiklerle destekleyip kabızlığı gidermenin hormon dengesini yeniden kurmak için altın değerinde olduğunu hatırlatıyor. Düzenli sağlık kontrollerinin asla ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Erdem, östrojen ve progesteron dengesinin kadınlar için fiziksel ve ruhsal sağlığın yegane anahtarı olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
EDİTÖRÜN NOTU: Kadınların çektiği o dayanılmaz migren ataklarını, geçmeyen şişkinlikleri veya derin depresyon hallerini "kadınsal durumlar" diyerek normalleştirmek veya hasıraltı etmek, modern tıbbın ve toplumun en büyük körlüklerinden biridir. Dr. Şerife Kadriye Erdem'in işaret ettiği bu 'östrojen dominansı' gerçeği; aslında tükettiğimiz paketli gıdaların, soluduğumuz kimyasalların ve maruz kaldığımız o devasa stresin vücudumuzdan aldığı ağır bir intikamdır. Çözüm, sadece avuç dolusu ağrı kesici yutmakta değil; o fazla kiloları atmakta, bağırsakları temizlemekte ve vücudun o muazzam dengesine yeniden saygı duymaktadır.