
Çocukluk çağında görülen kalp hastalıklarının sanılandan daha yaygın olduğu belirtilirken, erken tanı ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının büyük önem taşıdığı vurgulandı. Uzmanlar, doğumsal kalp hastalıklarının erken teşhis edilmesinin tedavi sürecinde hayati rol oynadığını ifade ediyor.
Dünya Sağlık Örgütü verileri ve Türkiye’deki istatistikler, çocukluk çağı kalp hastalıklarının önemli bir sağlık sorunu olduğunu ortaya koyuyor. Dünya genelinde her 100 canlı doğumdan birinde kalp anomalisi tespit edilirken Türkiye’de ise her bin doğumun 8 ila 10’unda doğumsal kalp hastalığı görülüyor.
Bu veriler, Türkiye’de her yıl yaklaşık 10 ila 15 bin çocuğun kalp hastalığıyla dünyaya geldiğini gösteriyor. Uzmanlar, tanının gecikmesi ve tedaviye geç başlanmasının bu hastalıkları çocukluk döneminin ciddi sağlık sorunları arasında yer almasına neden olabildiğini belirtiyor.
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, çocuklarda görülen kalp rahatsızlıklarının genel olarak iki ana grupta incelendiğini söyledi. Cömert, bunların doğumsal (konjenital) kalp hastalıkları ve sonradan gelişen edinilmiş kalp hastalıkları olduğunu ifade etti.
Doğumsal kalp hastalıklarının kalbin odacıkları veya büyük damarları arasındaki yapısal bozukluklardan kaynaklandığını belirten Cömert, bazı vakalarda kalp içinde delik veya anormal bağlantılar bulunabildiğini dile getirdi. Riskli gebeliklerde bu tür hastalıkların anne karnında fetal ekokardiyografi ile tespit edilebildiğini belirten Cömert, doğum sonrasında ise fiziksel muayene, kalp ultrasonu ve kalp kateterizasyonu gibi yöntemlerle kesin tanı konulabildiğini ifade etti.
Edinilmiş kalp hastalıklarının ise genellikle enfeksiyonlara bağlı olarak geliştiğini belirten Cömert, özellikle 5-15 yaş arası çocuklarda görülebilen akut romatizmal ateşin kalp kapakçıklarını etkileyebildiğini söyledi. Pandemi sonrası dönemde artan obezite ve hareketsiz yaşamın da çocuklarda kalp hastalıklarının görülme riskini artırdığına dikkat çekti.
Ebeveynlerin özellikle bebeklerin ilk aylarında bazı belirtilere dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Cömert, bu belirtilerin erken tanı açısından önemli olduğunu belirtti. Ağız çevresi ve tırnak diplerinde morarma, solunum güçlüğü, sık nefes alma, beslenme güçlüğü, yeterli kilo alamama ve aşırı terleme gibi durumların dikkatle takip edilmesi gerektiğini ifade etti.
Ergenlik döneminin de kalp sağlığı açısından hassas bir dönem olduğunu belirten Cömert, bu süreçte görülen çarpıntıların çoğu zaman zararsız olsa da bazı durumlarda tedavi gerektirebildiğini söyledi. Spor yapacak çocuklarda önceden sağlık taraması yapılmasının önemli olduğunu vurgulayan Cömert, yoğun fiziksel eforun altta yatan gizli kalp hastalıklarını tetikleyebileceğini ifade etti.
Çocuklarda kalp sağlığını korumak için bazı temel önlemler alınabileceğini belirten Cömert, düzenli sağlık kontrollerinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Ailede erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunan çocuklarda erken taramanın özellikle önemli olduğuna dikkat çekti.
Sağlıklı beslenme ve düzenli fiziksel aktivitenin kalp sağlığı açısından büyük önem taşıdığını belirten Cömert, çocukların haftada en az 150 dakika fiziksel aktivite yapmasının önerildiğini ifade etti.
Ev ortamında sigara içilmemesi gerektiğini belirten Cömert, pasif içiciliğin çocukların damar yapısını olumsuz etkileyebileceğini söyledi. Ayrıca enfeksiyonlara karşı aşı takvimine uyulmasının ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin kalp sağlığı açısından önemli olduğunu dile getirdi.
Uyku düzeninin de çocukların kalp sağlığını doğrudan etkileyebildiğini belirten Cömert, okul çağındaki çocukların günde 9 ila 11 saat uyumasının önerildiğini ifade etti. Aile içi stresin azaltılmasının da kalp ritmi üzerinde olumlu etkiler oluşturabileceğini sözlerine ekledi.