Diyarbakır'da Literatüre Geçen Vaka: Kolon Kanseri Uzuv Kopardı!

Diyarbakır'da 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konulan 38 yaşındaki bir hasta, hastalığın ileri evrede penisine sıçraması sonucu dünyada 60., Türkiye'de ise 10. vaka olarak literatüre geçti ve aylarca süren dayanılmaz acıların ardından uzuv kaybı yaşadı.

Haber Giriş Tarihi: 22.03.2026 18:30
Haber Güncellenme Tarihi: 22.03.2026 18:30

Diyarbakır'da 3 yıl önce kolon kanseri teşhisi konulan 38 yaşındaki bir hasta, hastalığın ileri evrede penisine sıçraması sonucu dünyada 60., Türkiye'de ise 10. vaka olarak literatüre geçti ve aylarca süren dayanılmaz acıların ardından uzuv kaybı yaşadı.

KOLON KANSERİYLE BAŞLAYAN 3 YILLIK ZORLU SAVAŞ

Diyarbakır'da yaşayan 38 yaşındaki erkek hastanın hayatı, tam 3 yıl önce aldığı o ağır kolon kanseri teşhisiyle geri dönülemez bir yola girdi. İleri evre kanser hastası olduğu için derhal kemoterapi almaya başlayan ve ardından zorlu bir kolon ameliyatı geçiren hasta, bu sürecin devamında radyoterapi ve kemoterapi tedavilerine hiç ara vermeden devam etti. Ancak o meşakkatli tedavi sürecinde, hastanın penisinde ele gelen sinsi bir kitle tespit edildi ve tüm strateji anında bu yöne kaydırıldı. Hastanın aldığı kemoterapi rejimleri bu kitleyi yok etmek için özel olarak değiştirilse de, amansız kitle durmaksızın büyümeye devam etti.

DÜNYADA 60, TÜRKİYE'DE 10. VAKA: İDRAR YAPAMAMA VE SONDA ÇİLESİ

Yaşanan bu dramatik ve şoke edici tablo, tıp literatüründe dünyada şu ana kadar sadece 60 kişide görülen ve bunun tam 10'unun Türkiye'de yaşandığı o korkunç istatistiğin en sonuncusu olarak Diyarbakır'da kayıtlara geçti. Memorial Diyarbakır Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç, İHA muhabirine yaptığı o özel açıklamada, dünya literatürüne giren bu 60. vakanın sarsıcı detaylarını paylaştı. 38 yaşındaki hastanın peniste ağrı ve kitle şikayetiyle kendilerine başvurduğunu belirten Doç. Dr. Kılınç; ilk başta organı korumaya yönelik bir strateji izlediklerini ancak kemoterapi değişikliğine rağmen hiçbir çare bulunamadığını, ilerleyen süreçte hastanın idrar yapamayacak duruma gelerek belirli aralıklarla sonda takılmak zorunda kaldığını aktardı.

DOÇ. DR. KILINÇ: "10 AYDIR YATARAK UYUYAMIYORDU"

Ağrı kesicilerin bile artık fayda etmediği o karanlık 10 aylık süreci tüm çıplaklığıyla anlatan Doç. Dr. Kılınç, "Hastanın yaklaşık 10 aydır şiddetli ağrıları devam ediyor ve idrar yapamamaya başlıyor. Hasta bize geldiğinde psikolojisi bozulmuştu. 10 aydır yatarak uyuyamıyordu. Kesintisiz 2 saat uyku uyuyamadığını ifade ediyordu. Ne kadar ağrı kesici alsa da ağrıları devam ediyordu. Aile hayatı bozulmuştu, iş hayatı bozulmuştu, çocuklara ilgilenemiyordu" diyerek yaşanan o devasa psikolojik ve fiziksel çöküşü gözler önüne serdi.

UZUV KAYBI YAŞANDI AMA HAYAT KALİTESİ YÜKSELDİ

Uygulanan tüm medikal tedavilerin tamamen sonuçsuz kaldığının tespit edilmesinin ardından, doktorlar ve hasta masaya oturarak o zorlu ve nihai kararı, yani penisin alınması işlemini onayladı. Bir organ ve uzuv kaybı yaşanmış olmasına rağmen hastanın o 10 aylık tarifsiz işkenceden kurtularak hayat kalitesinin ciddi oranda yükseldiğini vurgulayan Doç. Dr. Kılınç, hastasının "'Hocam artık uyuyabiliyorum, uzanabiliyorum, psikolojim daha da iyi oldu'" sözleriyle durumu ne kadar net özetlediğini belirtti. Kolon kanserinin artık çok genç yaşlarda görülmeye başlandığını belirten Kılınç, erken tanı ve tedavinin önemine dikkat çekerek, aksi takdirde hastalığın uzuv kaybına kadar gidebileceğini vurguladı.

GÜNEYDOĞU'DA YANMIŞ ET TEHLİKESİ: DAHİLİYE VE GASTROENTEROLOJİ UYARISI

Dünya literatüründeki o 60 hastanın 50'sinin yurtdışında, 10'unun ise Türkiye'de olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Kılınç, bu korkutucu tablonun ardındaki o sığ beslenme alışkanlıklarına da neşter vurdu. Ülkemizde yeme alışkanlığının fazla olduğunu; işlenmiş, yanmış ve kızartılmış et tüketiminin çokluğu nedeniyle özellikle Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde kolon kanserinin inanılmaz boyutlarda görülmeye başlandığını haykırdı. Sağlıklı beslenmenin hayati önem taşıdığını belirten Kılınç; özellikle bu coğrafyada yaşayan, ailesinde kanser öyküsü bulunan ve 40 yaşını geçmiş her bireyin mutlaka yılda bir kez dahiliye ve gastroenteroloji bölümlerine başvurarak kolon kanseri tarama testine girmesi gerektiğini tüm topluma altın bir kural olarak hatırlattı.

EDİTÖRÜN NOTU: Güneydoğu'nun o meşhur mangal kültüründe, ateşin üzerinde yanmış ve kararmış o etleri tüketirken aslında kendi hayatımızdan, hatta uzuvlarımızdan parçalar kopardığımızı bu 38 yaşındaki hastanın yaşadığı dramdan daha iyi hiçbir şey özetleyemez. Kolon kanseri artık sadece yaşlılık hastalığı değil; yanlış beslenmenin ve ihmalin 30'lu yaşlarda kapıyı çalan en acımasız faturasıdır. Doç. Dr. Muhammet Fatih Kılınç'ın o sarsıcı uyarısını dikkate alıp, 40 yaşından sonra o tarama testlerini yaptırmak için hastaneye gitmeyenler, maalesef 10 ay boyunca 2 saat bile uyuyamayacakları o karanlık sonu kendi elleriyle hazırlamaktadır.