
On bir ayın sultanı Ramazan’ın gelmesiyle birlikte beslenme alışkanlıklarımız baştan aşağı değişiyor. Tüm gün süren açlık ve susuzluk sonrası iftar sofrasına oturan bünye, hızla yükselme eğiliminde olan kan şekeri nedeniyle tatlıya ihtiyaç duyuyor. Ancak geleneksel baklava, kadayıf gibi ağır şerbetli ve yağlı tatlılar, ani şeker yüklemesi yaparak hem sindirim sistemini yoruyor hem de kilo kontrolünü zorlaştırıyor.
İşte bu noktada, Bursa’nın dünyaya mal olan lezzeti kestane şekeri, hem geleneksel tadı hem de besin değerleriyle "dengeli bir kaçamak" olarak sofralarda yerini alıyor.
Sadece Şeker Değil, Vitamin Deposu
Kestanenin doğal yapısı, onu diğer tatlı hammaddelerinden ayırıyor. İlka Şekerleme Genel Müdürü Mümin Akgün, kestanenin basit bir karbonhidrat kaynağı olmadığını, aksine zengin bir mineral deposu olduğunu hatırlatıyor.
Akgün’e göre, kestanenin tatlı formunda bile tercih edilmesinin bilimsel nedenleri var: "Kestane, potasyum başta olmak üzere vücudun ihtiyaç duyduğu çeşitli mineralleri barındırır. Ayrıca B grubu vitaminleri ve yüksek lif oranı sayesinde sindirim sistemi dostudur. İftar sonrası mideyi kilitleyen ağır hamur tatlıları yerine, kestanenin bu doğal yapısı çok daha kontrollü bir enerji artışı sağlar."
Anahtar Kelime: "Ölçü"
Kardelen, Yaylacık ve Cardelion markalarıyla üretim yapan sektörün deneyimli ismi Akgün, Ramazan’da tatlı tüketiminde en kritik noktanın "porsiyon kontrolü" olduğunu vurguluyor. Kestane şekeri her ne kadar besleyici olsa da, nihayetinde bir tatlı.
Akgün, "Ramazan’da iftar sonrası tatlı tüketimi kontrolsüzce artabiliyor. Bizim önerimiz, vücudu zorlamayan, bir-iki adetle tatlı nefsinizi köreltecek ama aynı zamanda enerji verecek ürünlere yönelmenizdir. Kestane şekeri, ölçülü tüketildiğinde bu dengeyi en iyi sağlayan seçeneklerden biridir" ifadelerini kullandı.
Hem İftarda Hem Sahurda Pratik Çözüm
Kestane şekeri, sadece iftar sonrası çayın yanında değil, sahurda da enerji verici özelliğiyle tercih edilebiliyor. Pratik sunumu, şerbet akıtma derdinin olmaması ve uzun süre tokluk hissine katkı sağlayan lifli yapısı, onu Ramazan ayının "joker" tatlısı yapıyor.
Bursa’dan tüm Türkiye’ye yayılan bu lezzet, özellikle bu yıl Ramazan’da "daha hafif beslenmek isteyenlerin" listesinde ilk sıralarda yer alacağa benziyor.
Editörün Notu: "Ramazan ayı geldiğinde güllaç ile baklava arasında gidip gelen o klasik ikilemde, kestane şekeri genellikle 'üçüncü yol' olarak unutulur. Oysa bir dilim baklavadaki yağ ve glikoz yüküyle kıyaslandığında, bir adet kestane şekeri çok daha masum kalıyor. Kestane, doğası gereği 'mutluluk veren' bir yemiş (serotonin etkisi). İftardan sonra üzerine bir top dondurma veya sade bir Türk kahvesiyle tüketilen bir adet kestane şekeri, hem gözünüzü hem midenizi doyurur. Mümin Bey'in 'ölçü' uyarısı ise çok yerinde; 'nasılsa hafif' diyerek kutuyu bitirmemek şartıyla, bu Ramazan kestane şekerine bir şans verin."