
Uzman Psikolog Arzu Hamurcu, son dönemde artış gösteren şiddet olaylarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, toplumda şiddetin giderek normalleştiğine dikkat çekti. Hamurcu, bireylerin maruz kaldıkları içerikler ve yaşadıkları duygusal baskılar nedeniyle şiddete karşı duyarsızlaştığını belirtti.
Şiddetin yalnızca bireysel öfke ile açıklanamayacağını vurgulayan Hamurcu, günümüzde daha derin bir “duygu yönetememe krizi” yaşandığını ifade etti. İnsanların artık üzüntü, hayal kırıklığı, reddedilme ve kaybetme gibi duygularla baş etmekte zorlandığını belirten Hamurcu, bu durumun bastırılan duyguların birikmesine yol açtığını söyledi.
Modern yaşamın hızına da dikkat çeken Hamurcu, duyguların işlenmeden bastırıldığını ve bunun kaçınılmaz olarak bir noktada öfke patlamalarına dönüştüğünü ifade etti. Bu süreçte bireylerin öfkelerini sağlıklı şekilde dönüştüremediğini belirten Hamurcu, “Duygusunu yönetemeyen insan davranışını da yönetemez” değerlendirmesinde bulundu.
Toplumun şiddete yoğun şekilde maruz kaldığını belirten Hamurcu, televizyon, diziler, haber içerikleri ve sosyal medya paylaşımlarının bu süreçte önemli rol oynadığını söyledi. Sürekli tekrar eden şiddet görüntülerinin beyin üzerinde etkili olduğunu vurgulayan Hamurcu, “Maruz kaldıkça beyin buna alışıyor, alıştıkça eşik düşüyor ve şiddet sıradanlaşıyor” dedi.
Şiddetin çoğu zaman bir güç göstergesi olarak algılandığını ancak gerçekte bunun kontrol edilemeyen bir sinir sisteminin dışa vurumu olduğunu ifade eden Hamurcu, asıl sorunun öfkenin varlığı değil, bu öfkenin nasıl yönetildiği olduğunu dile getirdi.
Şiddetin bir anda ortaya çıkmadığını belirten Hamurcu, bunun uzun süre bastırılmış duyguların ve düşük tahammül eşiğinin bir sonucu olduğunu söyledi. Bireylerin hayal kırıklığı ve reddedilme ile baş etmeyi öğrenememesi durumunda, öfkenin başkalarına yöneldiğini ifade etti.
Çözümün yalnızca cezai yaptırımlarda aranmasının yetersiz olacağını vurgulayan Hamurcu, duygusal dayanıklılığın artırılması gerektiğini belirtti. Özellikle çocuk yaşta duygusal farkındalık ve öfke kontrolünün öğretilmesinin önemine dikkat çekti.
Ebeveynlere ve topluma önemli görevler düştüğünü ifade eden Hamurcu, çocuklara “hayır” cevabını kabul etmeyi, reddedilmeyi tolere etmeyi ve duygularını sağlıklı şekilde ifade etmeyi öğretmenin kritik olduğunu söyledi. Ayrıca psikolojik destek almanın bir zayıflık değil, güç göstergesi olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
Hamurcu, güçlü bireyin öfkesini kontrol edebilen kişi olduğunu belirterek, toplumda yayılan kontrolsüz öfkenin bir “zincirleme etki” oluşturduğunu ve bu durumun giderek daha fazla kişiyi etkilediğini ifade etti.