
Alzheimer, modern çağın en yaygın nörolojik hastalıklarından biri olarak sadece hastayı değil, hasta yakınlarını da derinden etkileyen zorlu bir süreç. Pek çok aile, Alzheimer teşhisi konulan büyüklerinin sabah ne yediğini unutup, 40 yıl önceki askerlik anılarını veya gençliklerinde dinledikleri bir şarkıyı en ince detayına kadar hatırlaması karşısında şaşkınlık yaşar. Peki, beyin neden yakın zamanı bir silgiyle silerken, uzak geçmişi sıkı sıkıya koruyor?
Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genetik Hastalıklar Tanı ve Değerlendirme Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Zeynep Ocak, insan beyninin bu en çarpıcı çelişkisinin altındaki nörolojik ve genetik nedenleri detaylarıyla anlattı.
Beynin "Kayıt Cihazı" Bozuluyor
Hastalığın beyindeki ilerleyişi hakkında kritik bilgiler veren Prof. Dr. Zeynep Ocak, sorunun kaynağını "hipokampus" olarak işaret etti. Hipokampus, beynimizde yeni bilgilerin öğrenilmesi ve kısa süreli hafızanın kalıcı hale getirilmesinden sorumlu olan en kritik merkezlerden biri. Prof. Dr. Ocak, Alzheimer hastalığında ilk hasar gören ve işlevini yitiren bölgenin burası olduğuna dikkat çekti.
Hipokampus hasar gördüğünde, beyin adeta "kayıt tuşu bozulmuş bir kamera" gibi davranmaya başlıyor. Yeni yaşanan olaylar, konuşulan sözler veya yenen yemekler kaydedilemiyor. Bu nedenle hasta, beş dakika önce kiminle konuştuğunu hatırlayamıyor. Prof. Dr. Ocak durumu, "Hipokampus hasar gördüğünde beyin yeni anıları kaydedemez hale gelir. Bu nedenle hastalar bugünü ve yakın geçmişi hatırlamakta zorlanır" sözleriyle özetliyor.
Geçmiş Neden Silinmiyor?
Yakın tarihli anılar silinirken, çocukluk ve gençlik anılarının nasıl bu kadar taze kaldığı sorusu ise beynin "arşiv odası" ile ilgili. Prof. Dr. Ocak, geçmişe ait köklü ve kalıcı anıların, beynin daha geniş ve dayanıklı bir alanı olan "neokorteks"te depolandığını belirtiyor.
Hastalık sürecinde neokorteks, hipokampusa göre çok daha geç etkileniyor ve hasar görüyor. Bu sayede, yıllar öncesine dayanan anılar, şarkılar ve yüzler, hastalığın ileri evrelerine kadar korunabiliyor. Hasta, torununun ismini unutsa da, kendi çocukluğundaki mahalle arkadaşının ismini hatırlayabiliyor.
Zararlı Proteinler Sinirleri Tıkıyor
Prof. Dr. Ocak, hastalığın genetik boyutuna da ışık tuttu. Beyinde "amiloid" adı verilen zararlı proteinlerin birikmesi, sinir hücreleri (nöronlar) arasındaki iletişimi koparıyor. Özellikle APP, PSEN1, PSEN2 ve APOE genlerindeki değişikliklerin bu süreci hızlandırdığını belirten Ocak, "Zararlı protein birikimi doğrudan nöronlara zarar vererek hafıza kaybını tetikliyor" uyarısında bulundu.
Müzik ve Koku: Kilitli Kapıların Anahtarı
Alzheimer’ın karanlık dünyasında umut verici detaylar da var. Prof. Dr. Ocak, hafızanın sadece tek bir merkezde değil, beynin karmaşık ağlarında saklandığını, bu yüzden bazı duyusal uyaranların mucizevi etkiler yaratabildiğini vurguladı.
Tanıdık bir şarkının melodisi, bir parfümün kokusu veya sevilen bir doku, hasar görmüş yolları baypas ederek hastayı bir anda yıllar öncesine götürebiliyor. "Müzik ve kokular hafızayı tetikliyor" diyen Prof. Dr. Ocak, bu tür uyaranların hastaların duygu durumunu iyileştirmede ve kopuk anıları çağırmada ne kadar etkili olduğunu bilimsel olarak ortaya koyuyor.
Erken Tanıda Genetik Test Devri
Henüz hastalığı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmasa da bilim dünyası çaresiz değil. Prof. Dr. Ocak, özellikle ailesinde Alzheimer öyküsü bulunan bireyler için genetik testlerin önemine vurgu yaptı. Risk grubundaki kişilerin erken dönemde izlenmesi ve APOE gibi genetik varyantların tespiti, hastalığın ilerlemesini yavaşlatacak önlemlerin alınmasına olanak tanıyor. Bilim insanları şu sıralar, sinir hücrelerini koruyucu tedaviler ve gen düzenleme teknolojileri üzerinde yoğun bir mesai harcıyor.
Editörün Notu: "Alzheimer hastası bir yakınınız varsa, onunla iletişim kuramamanın verdiği çaresizliği iyi bilirsiniz. Ancak Prof. Dr. Zeynep Ocak'ın anlattıkları bize bir yol haritası sunuyor. Onlara 'Bugün günlerden ne?' diye sormak yerine, gençliklerinde sevdikleri bir Müzeyyen Senar şarkısını açmayı deneyin veya sevdikleri bir kolonyayı koklatın. Belki bugünü hatırlamalarını sağlayamazsınız ama o şarkı çaldığında gözlerindeki ışıltı, ruhlarının hala orada olduğunu size kanıtlayacaktır. Bilim 'hipokampus' diyor, biz ise buna 'gönül bağı' diyelim."
HABER ÖNERİSİ: 1.6 Milyon Euro Toplandı, Vizeler Çıktı: Teoman Bebek İçin Yeni Hayat Başlıyor!