Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ülkemiz büyümeye devam ediyor"

Haber Giriş Tarihi: 20.08.2026 16:57
Haber Güncellenme Tarihi: 20.08.2026 16:57
https://www.haberxr.com/
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, son dönemki savaş ve bunun enerji maliyetleri üzerindeki etkisinin bu sene bir miktar cari açığımızı arttıracağını, ama yine yönetilebilir bir seviyede kalacağına inandığını belirtti. Yılmaz, "Büyümemiz devam ediyor. Geçen yıl yüzde 3.6 büyüdük. Bu büyümeyi, geçen yılki 3.6’lık büyümeyi tarımda uzun zamandır yaşadığımız en kötü yıl olduğu halde başardık. Hem don hem kuraklık oldu geçen sene. Dolayısıyla tarım sektörümüzde ciddi bir küçülme oldu. Bu sene çok şükür bereketli bir sene. Bu sene tam aksine tarım büyümemize inşallah güç katacak ama geçen sene büyümemizi olumsuz etkiledi. Buna rağmen yüzde 3.6 büyümüş olduk, hizmetlerle, sanayiyle büyümemizi gerçekleştirdik" dedi.
Şehrin büyümesi, gelişmesi ve Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına sunduğu katkının değerlendirilmesi amacıyla Eskişehir Kalkınma Platformu Ekonomi İstişare Toplantısı düzenlendi. Bir otelde düzenlenen programda, kentin ekonomik potansiyeli, iş dünyasının beklenti ve talepleri ile Eskişehir’in geleceğine ilişkin ortak hedefler hakkında konuşuldu.

"Risklerin arttığı bir dönemdeyiz"
Toplantıda açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Dünyanın, bölgemizin çok büyük değişimlerden, dönüşümlerden geçtiği bir dönemdeyiz. Bir taraftan artan jeopolitik gerilimler var, diğer taraftan ticaret savaşları var dünyada, Uzak Doğu’da yükselen yeni üretim güçleri, bunun doğurduğu yeni rekabet ortamı söz konusu. Dolayısıyla belirsizliklerin, karmaşanın yükseldiği bir dönemdeyiz. Risklerin arttığı bir dönemdeyiz, bunu hepimizin çok iyi analiz etmesi gerekiyor. Bu jeopolitik gelişmeler, ticaretteki bu içe kapanmacı eğilimlerin güçlendiği dönemle birlikte teknolojik dönüşümün de hızlandığını görüyoruz. Dijitalleşme başta olmak üzere yapay zekâ, diğer birtakım teknolojik alanlar, yeşil ve dijital dönüşümün yine merkezi bir eğilim olarak tüm dünyada tartışıldığı bir dönemdeyiz. Dolayısıyla Türkiye’yi değerlendirirken hem genelde hem yerelde dünyanın ve bölgemizin şartlarını, gidişatını çok iyi analiz etmemiz gerekiyor" şeklinde konuştu.

"Deprem bölgesinde 450 binden fazla konut çok kısa bir sürede yapıldı"
Son birkaç yıldır önemli gelişmeler sağlandığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, "11 ilimizde büyük bir yıkıma neden olan depremi bu yıl aşağı yukarı artık toparlamış oluyoruz. Belki gelecek seneye ufak tefek bir şeyler kalacak ama asıl büyük maliyeti bu yıl bitirmiş oluyoruz. 450 binden fazla konut çok kısa bir sürede yapıldı. Sadece konuttan ibaret değildi deprem bölgesindeki çalışmalar; yollardan organize sanayi bölgelerine, hastanelerden okullara koca bir bölge yeniden inşa edilmiş oldu. Bu yılsonu itibarıyla 105 milyar dolar civarında bir maliyet oluşmuş olacak. Çok şükür Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanımızın dirayetli yönetiminde bütçesini çok akıllıca, disiplinli bir şekilde kullanarak bu büyük yükün altından kalkmıştır. Bunu herkes yapamaz, bütün ülkeler başaramaz. Görenler de, yurt dışından gelenler de bunu hakikaten büyük bir takdirle takip ediyorlar. Çok şükür artık bu sene itibarıyla bu yükten ülke olarak çıkış sağlayacağımızı söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı.

"178,4 milyar dolarlık bir rezervimiz söz konusu"
Kur korumalı mevduatın bu süreçte tamamen bitirildiğini anlatan Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Merkez Bankamızın rezervlerinde ciddi artışlar oldu. Her ne kadar son dönemde savaşın etkisiyle bir miktar gerilemiş olsa da 7 Ağustos itibarıyla 178,4 milyar dolarlık bir rezervimiz söz konusu. Bundan da daha büyük bir rezerv milletimizde var; onu maalesef bilançolara yansıtamıyoruz. Vatandaşın yastık altında tuttuğu dolarlar, altınlar Keşke bunlar daha fazla sisteme girse, o zaman Türkiye’nin risk primi de çok daha aşağılara inecektir. Bizim bir resmi rezervimiz var, bir de milletimizin rezervi var. Bu rezerv çok daha büyük aslında ama bunu maalesef önemli oranda yansıtamıyoruz. Bundan dolayı da farklı algılar oluşabiliyor küresel düzeyde. İnşallah bunlar da daha fazla sisteme girerek ülkemizin risk primini düşürücü etki yaparlar, üretken bir şekilde kullanılırlar."

"Geçen yıl yüzde 3.6 büyüdük"
Bütçe ve cari açığın yönetilebilir seviyelerde olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Geçen yıl bu depremle ilgili harcamalara rağmen bütçe açığımızın milli gelire oranı yüzde 2.9 olarak gerçekleşti. Avrupa Birliği’nde yüzde 3 var biliyorsunuz, Maastricht kriteri. Birçok Avrupa ülkesi şu anda buna uymuyor, bunu gerçekleştiremiyor ama Türkiye Cumhuriyeti bunu başardı. Geçen yıl itibarıyla yüzde 3’ün altında bir bütçe açığıyla kapatmış olduk. Bazen siyasette tartışmalar oluyor. Nominal rakamlar üzerinden birtakım değerlendirmeler yapılıyor ama ekonomide asıl olan oransal değerlendirmelerdir. Nominal rakamlar elbette büyüyor ama milli geliriniz ne, milli gelire oranla neredesiniz, buna bakmak lazım. Yüzde 3’ün altında şu anda, geçen yıl itibarıyla bütçe açığımız var. Cari açığımız geçen yıl yüzde 2’nin altında geldi, 1.9. Bu da birkaç sene önce yüzde 5’ler, 6’lar civarındaydı. Dolayısıyla ciddi anlamda cari açığımızın da geriye geldiğini, çok daha yönetilebilir seviyeye geldiğini söyleyebilirim. Son dönemki savaş ve bunun enerji maliyetleri üzerindeki etkisi bu sene bir miktar cari açığımızı arttıracak, ama yine yönetilebilir bir seviyede kalacağına inanıyoruz. Büyümemiz devam ediyor. Geçen yıl yüzde 3.6 büyüdük. Bu büyümeyi, geçen yılki 3.6’lık büyümeyi tarımda uzun zamandır yaşadığımız en kötü yıl olduğu halde başardık. Hem don hem kuraklık oldu geçen sene. Dolayısıyla tarım sektörümüzde ciddi bir küçülme oldu. Bu sene çok şükür bereketli bir sene. Bu sene tam aksine tarım büyümemize inşallah güç katacak ama geçen sene büyümemizi olumsuz etkiledi. Buna rağmen yüzde 3.6 büyümüş olduk, hizmetlerle, sanayiyle büyümemizi gerçekleştirdik" dedi.

"Yeni OSB’lere ihtiyaç var"
Konuşmasının devamında Eskişehir hakkında konuşan Yılmaz, şunları söyledi:
"Eskişehir bir defa çok önemli bir üretim merkezimiz; hem sanayisiyle hem nitelikli insanıyla, eğitimdeki konumuyla, Frig Vadisi gibi tarihi, turistik potansiyelleriyle çok önemli potansiyeller arz eden bir ilimiz. Lojistik olarak kara, demir yolu ve hava ulaşımı açısından önemli imkânlara sahip. Türkiye’nin en büyük OSB’lerinden biri Eskişehir’de. Çok büyük bir OSB’miz var ama artık bu şu anlama da geliyor; yeni OSB’lere ihtiyaç var. Dolayısıyla inşallah yeni OSB’lerle bu çok daha yaygın bir şekilde bir sanayi kapasitesi gelişecek. Eskişehir’in yüzde 43’ü sanayi, yüzde 50’si hizmetler, yüzde 7’si tarım, ormancılık ve balıkçılık. Bu rakamlar da net bir şekilde buranın bir sanayi merkezi olduğunu ortaya koyuyor."

"Eskişehir dış ticaret fazlası veren nadir şehirlerarasında yer almaktadır"
Vali Dr. Erdinç Yılmaz ise konuşmasında, "Eskişehir’in antik çağlara kadar giden görkemli tarihi ile yaşadığı değişimler ve yeni başlangıçlarla modern bir üretim şehri kimliğini yansıtmaktadır. Eskişehir Osmanlının ilk fetihlerine, ilk payitahtına, ilk vergisine sahne olurken Kurtuluş’u sağlayan üç meydan muharebesinin zaferleri ile hürriyetin ve istiklalin yalçın kayası olmuştur. Kurtuluşta olduğu kadar Cumhuriyetin kuruluşuna, kökleşmesine de büyük katkılar sunmuştur. Cumhuriyetin ilk fabrikaları, ilk sanayi üretimleri ilimizde gerçekleştirilmiştir. Türkiye’nin ilk otomobili, ilk buharlı lokomotifi, ilk helikopter parçası gibi üretimleri güçlü ve derinlikli bir üretim geleneğini oluşturmuş, bu gelenekten alınan gücün günümüz bilgileri, birikimi, teknolojisi ve Ar-Ge ile birleştirilmesi yeni ilkleri üreten bir sanayi şehrinin devamını sağlamıştır. Eskişehir 2025 yılında ülkemizin ilk elektrikli lokomotifini üretmenin gururunu yaşamaktadır. İlimiz tarih boyunca her zaman bir ilkler şehri olmuştur. İlk yerli otomobilimiz Devrim’den bugüne göğsümüzü kabartan projelere kadar şehrimiz her dönemde yerli ve milli üretimin sarsılmaz kalesi olmuştur. Eskişehir dış ticaret fazlası veren nadir şehirlerarasında yer almaktadır. Yüksek teknoloji ihracatında Türkiye’nin lideri konumunda bulunan Eskişehir, toplam ihracatının yüzde 30’unu orta-yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerden sağlamaktadır. Üreten şehir olarak Eskişehir’in ekonomik refahı sosyal ve kültürel kalkınmaya kaynaklık etmiştir. Bu durum yüksek bir yaşam kalitesini, en yaşanılır, en güvenli illerin başında yer almasını sağlamıştır" şeklinde konuştu.