
Yıllarca bize öğretilenlerin eksik olduğunu 15 yıllık araştırmayla kanıtladı. Prof. Dr. Ebru Demircioğlu, Türk kadınının sadece cepheye mermi taşımadığını, kalemle ve kurduğu 100'ü aşkın cemiyetle toplumu nasıl dönüştürdüğünü 4 dev eserle ortaya koydu. Üstelik "ilk kadın romancı" bildiğimiz isim de değişti.
Tarihin Eksik Sayfaları Trabzon’da Tamamlandı
Trabzon Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ebru Demircioğlu (42), akademik kariyerini Türk kadınının tarihteki gerçek rolünü ortaya çıkarmaya adadı. Doktora tezi sırasında tarih ders kitaplarını incelerken büyük bir eksiklik fark eden Demircioğlu, kadınların kitaplarda hep "geri planda", "pasif" veya sadece "cephe gerisinde" gösterildiğini gördü. "Tarih sadece erkeklerin yazdığı bir destan olamaz" diyerek yola çıkan Demircioğlu, bu haksızlığı düzeltmek için tam 15 yıl boyunca arşivleri, gazeteleri ve tezleri taradı.
"Bal Yapan Kelebekler" ve 4 Dev Eser
Demircioğlu, bu titiz çalışmanın meyvesi olarak Türk tarih literatürüne 4 kapsamlı eser kazandırdı. Türk kadınını "Bal Yapan Kelebek" olarak tanımlayan profesör, bu benzetmeyi; "Sessizce çalışırlar, çok üretirler ama varlıklarını ve etkilerini her zaman hissettirirler" diyerek açıkladı. Demircioğlu'nun eserlerinde belgelediği şu gerçekler, dönem algısını tamamen değiştiriyor:
Sivil Toplumun Öncüleri: Osmanlı döneminde kadınlar sadece evde oturmuyordu; 100’den fazla cemiyet kurarak sivil toplumun en aktif üyeleri oldular.
Basının Gücü: Tanzimat’tan Meşrutiyet’e kadar olan süreçte 20 farklı kadın gazetesi ve dergisi çıkararak, seslerini gür bir şekilde duyurdular ve toplumu dönüştürmeye çalıştılar.
Meydanları Dolduranlar: Halide Edip gibi aydınlar, Milli Mücadele’de sadece katılımcı değil, halkı yönlendiren, düşman uçakları tepedeyken bile miting yöneten liderlerdi.
Tarihi Yanılgılar Düzeltildi: İlk Romancı Kim?
Prof. Dr. Demircioğlu’nun çalışmaları, akademik dünyada doğru bilinen bazı yanlışları da gün yüzüne çıkardı ve düzeltti:
İlk Kadın Romancı: Yıllarca tarih ve edebiyat kitaplarında "Fatma Aliye Hanım" olarak öğretilen ilk kadın roman yazarımızın, yapılan tez çalışmalarıyla aslında Züleyha Zafer Hanım olduğu ispat edildi.
İlk Kadın Doktor: İlk Türk kadın doktorunun Safiye Ali olduğu bilinse de, Osmanlı sınırları içindeki (Osmanlı tebası) ilk kadın doktorun Ermeni vatandaşımız Serope Kavalcıyan olduğu belgelerle ortaya kondu.
"Yazarken Gözyaşlarımı Tutamadım"
Kadınların 100 yıl önceki mücadelesini yazarken sık sık duygusal anlar yaşadığını belirten Demircioğlu, o ruhu şu sözlerle anlattı: "Onlar küçücük bir grup olarak Türk toplumunu ayakta tutmaya çalıştı. Cephede mermi taşırken, arka planda okul açtılar, yetimlere yurt kurdular, cephane ürettiler. Yazarken gözyaşlarımı tutamadığım yerler oldu. Osmanlı'da kadın yok değildi, kadın bir mücevherdi ve sadece parlatılmayı bekliyordu. Bizim görevimiz bu asaleti gelecek nesillere aktarmak."
15 Yıl Daha Yazmaya Kararlı
"İçimde kabaran bir duygu var, 15 yılın üzerine bir 15 yıl daha koymak istiyorum" diyen Demircioğlu, Türk kadınının üretken mirasını anlatmaya devam edeceğini vurguladı. Eserlerinin, Türkiye'de kadın tarihi alanında yapılmış en kapsamlı derleme çalışmalarından biri olduğunu belirten akademisyen, geçmişten aldığı bu gücü geleceğe taşıma konusunda kararlı.
EDİTÖRÜN NOTU: GÖRÜNMEZ KAHRAMANLAR
"Açıkçası tarih, çoğu zaman kazananların ve erkeklerin gözünden yazılmıştır. Ebru Hoca'nın 'Kadınlar isimle geçiştirilmiş' tespiti çok yerinde. Oysa bir toplumun yarısını oluşturan kadınların tarihte 'pasif' olması imkansızdır. Züleyha Zafer Hanım isminin literatüre girmesi bile tek başına devrim niteliğinde. Bu çalışma, kız çocuklarımıza 'Bakın, büyükanneleriniz sadece ev işi yapmıyordu, gazete çıkarıp dünyayı değiştiriyordu' diyebilmemiz için bize muazzam bir kanıt sunuyor. Kalemine sağlık Hocam."
HABER ÖNERİSİ: Karnedeki Notlara Takılmayın: Asıl Gelişim Başka Yerde