
Trabzon Büyükşehir Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Mehmet Cengiz Kadın Yaşam ve İstihdam Merkezi, Karadeniz kadınının üretim gücünü kültürel bir ritüele dönüştürdü. Geleneksel el sanatlarını modern tasarımlarla buluşturan kadınlar, bölgenin endemik bitkilerini kumaşlara ve takılara nakşederken, bu süreci doğaçlama söylenen atma türküler ve manilerle zenginleştiriyor. "Turab-ı Zen" markası altında patentlenen bu özel ürünler, hem ekonomiye kazandırılıyor hem de gelecek nesillere miras bırakılıyor.
8 AYLIK AR-GE İLE ENDEMİK MİRAS KUMAŞTA
Merkezde yürütülen çalışmalar, sadece bir kursun ötesinde derin bir akademik hazırlık barındırıyor. Sosyal Hizmetler Daire Başkanı Esengül Kibar, Trabzon’a özgü bitkileri kumaşlara işlemek için yaklaşık 8 aylık bir Ar-Ge süreci yürüttüklerini belirtti. İlk temada Bern Sözleşmesi ile korunan mavi yıldız çiçeğinin yanı sıra yayla göçünün sembolü vargit, kirpikli zambak, manişak ve zifin çiçeği gibi nadide türler seçildi.
HEM ÜRETİM HEM SOSYO-PSİKOLOJİK TERAPİ
Merkezdeki 5 farklı atölyede; hasır-kazaziye takı tasarımı, yöresel dokuma ve ahşap boyama gibi alanlarda eğitim veriliyor. Haftalık 520 kadının eğitim aldığı merkezde, üretim sırasında söylenen türküler kadınlar arasındaki dayanışmayı güçlendiriyor. 17 yıllık kazaziye ustası Emine Adanur, "İşlediğimiz bitkinin özelliğine göre atma türkü yazıp söylüyorum, bu bizi hem mutlu ediyor hem de işimize ruh katıyor" diyerek sürecin psikolojik boyutuna dikkat çekti.
KAZAZİYE SANATI VE 'AŞK DÜĞÜMÜ'
Kazaziye ustası Havva Memiş, çocukluğunda "yayla karanfili" sandığı kirpikli zambağın sadece Doğu Karadeniz’de yetiştiğini keşfettiklerini ve bu formu kazaziye sanatı ile birleştirdiklerini anlattı. Kazaziyenin meşhur "aşk düğümü" modülünü bu endemik bitkilerle harmanlayan ustalar; kolyeden broşa, iğne oyasından özel tasarım kıyafetlere kadar geniş bir hediyelik eşya yelpazesi oluşturdu.
GİRİŞİMCİ KADINLAR AĞI BÜYÜYOR
18 çalışan kadın, 6 desinatör ve 96 aktif üye ile dev bir üretim ağına dönüşen merkez, Trabzon’un unutulmaya yüz tutmuş sanatlarını modernize ederek turizme kazandırıyor. Geleneksel tezgahlarda dokunan doğal kumaşlar, her dönem farklı bir tema ile koleksiyona dönüşüyor. Kadınların el emeğiyle canlanan bu endemik motifler, Karadeniz’in sesini türküler eşliğinde tüm dünyaya duyurmayı hedefliyor.
Editör Notu
Trabzon’daki bu merkez, "üretim" kavramının sadece ekonomik bir çıktı olmadığını, aynı zamanda bir kentin hafızasını koruma biçimi olduğunu gösteriyor. Bir çiçeğin nakışını işlerken ona türkü yakmak, Karadeniz insanının doğayla olan kopmaz bağının en zarif tezahürüdür. "Turab-ı Zen" markasının patentli hale gelmesi, bu yerel emeğin profesyonel bir vizyonla birleştiğini kanıtlıyor. Endemik bitkilerin korunması için farkındalık yaratırken kadın istihdamını destekleyen bu model, dileriz tüm illerimize örnek olur.
Kumaşlara işlenen bu endemik bitkiler ve atma türkü geleneği hakkında ne düşünüyorsunuz? Sizin yörenize özgü kumaşlara işlenmesini istediğiniz bir sembol var mı? Yorumlarınızı bekliyoruz.