Haber Giriş Tarihi: 16.06.2026 11:58
Haber Güncellenme Tarihi: 16.06.2026 11:58

Sivas’ta asırlardır özellikle tarak ve bıçak saplarında kullanılan manda ve koç boynuzları, modern dokunuşlarla buluşturularak tarak, kolye, küpe, kravat iğnesi ve tespih gibi ürünlere dönüştürülüyor. Sivas’ta geçmişi uzun yıllara dayanan ve özellikle bıçak sapı ile tarak yapımında kullanılan dünyaca ünlü Sivas kemiği, artık farklı tasarımlarla da ön plana çıkıyor. Sivas Olgunlaşma Enstitüsü’nde geleneksel el sanatları modern dokunuşlarla buluşturularak tarak, kolye, küpe, kravat iğnesi ve tespih gibi ürünlere dönüştürülüyor. Atölyede üretim için çoğunlukla koç ve manda boynuzu kullanılıyor. Özellikle en az 3-4 yıl kurutulmuş boynuzlar tercih ediliyor. Yeni kesilmiş boynuzlar ise sağlıklı ürün elde edilemediği için kullanılmıyor. Atölyeye ham halde ulaşan boynuzlar ilk olarak kesilerek kullanılacak ürüne göre küçültülüyor. Daha sonra ısıtma ve presleme işlemleri uygulanıyor. Isıtılan boynuz, ürüne yakın bir form elde etmek amacıyla düzleştiriliyor. Düzleştirme aşamasının ardından yapılacak ürünün tasarımı önce kağıt üzerine çiziliyor. Hazırlanan tasarım, kemiğin üzerine yapıştırılarak o forma göre kesim yapılıyor. Kesim işlemlerinin ardından son aşama olan parlatma işlemine geçiliyor. Parlatılan ürünlere aksesuarlar eklenerek son hali veriliyor. Konuya ilişkin bilgi veren Sivas Olgunlaşma Enstitüsü Müdür Yardımcısı Hüseyin Göçer, geçmişte kemiğin avcılık ve gücün sembolü olarak görüldüğünü belirtti. Göçer, zamanla bu anlayışın estetik ve sanat odaklı bir yapıya dönüştüğünü ifade ederek, "Tarak, kolye, bıçak gibi ürünlerle estetik ve sanat ön plana çıktı. Burada aslında güzeli arama sanatı ortaya çıkıyor. Ürünün en ham halinden başlayarak zarafet ve el işçiliğiyle son haline getiriyoruz" dedi. "Sanat odaklı bir yapıya evrildi" Hüseyin Göçer yapılacak ürünler için boynuzları özenle seçtiklerini belirterek, "Geçmişe baktığımızda, insanlara kemik denildiği zaman bu, avcılığın ve gücün bir sembolüydü. Ancak ilerleyen süreçte bu anlayış, güzelliği arayışa dönüşünce tarak, kolye, bıçak gibi aksesuarlarla estetik ve sanat odaklı bir yapıya evrildi. Bu anlamda Sivas kemiğinin kendine özgü bazı özellikleri var. Kullanılan manda boynuzu ve koç boynuzu, belli işlemlerden geçirildikten sonra ürüne dönüştürülebiliyor. Yapılan işlem aşamaları ve bekleme süresi bizim için oldukça önemli. Ayrıca her canlının boynuzu da kullanılamıyor. Bu yüzden bunları özenle seçiyoruz. Daha çok manda ve koç boynuzu tercih ediliyor. Manda boynuzunu bulmak biraz zor. Ancak özellikle tespihlerde daha sert olduğu için manda boynuzunu tercih ediyoruz. Boynuz ham haliyle geldiğinde direkt ürüne dönüştüremiyoruz. En az 3-4 yıl kurumuş bir boynuz olması gerekiyor. Yeni kesilmiş, canlıdan alınan bir boynuzu işleme alamıyoruz çünkü ortaya sağlıklı bir ürün çıkmıyor. Boynuz ne kadar uzun süre kurursa, bizim için o kadar kaliteli bir ürün elde edilmiş oluyor" dedi. "Estetik ürünler ortaya çıkıyor" Göçer, kemiği birçok alanda kullandıkları söyleyerek, "Boynuz, ham haliyle bize ulaştıktan sonra ilk olarak kesiliyor ve kullanacağımız şekle göre küçültülüyor. Ardından ısıtma ve presleme aşamalarına geçiliyor. Sonrasında, vereceğimiz forma göre yeniden kesim işlemi yapılıyor. İlk başta boynuzu kestikten sonra, ürüne yakın bir form elde etmek için düzleştiriyoruz. Düzleştirme işleminin ardından, örneğin kolye yapacaksak, kolyenin tasarımını önce bir kağıt üzerine çiziyoruz. Daha sonra bu tasarımı kemiğin üzerine yapıştırıyoruz ve kemiği o forma göre kesiyoruz. Son aşamada ise parlatma işlemi yapılıyor. Parlatmanın ardından ürün kullanıma hazır hale geliyor. Örneğin küpe yapıldıysa küpe aparatları takılıyor ve kolye yapıldıysa zincir gibi aksesuarlar eklenerek halka sunuluyor. Atölyemizde genellikle tarak, kolye, küpe ve kravat iğnesi tasarlıyoruz. Aslında kemiği birçok alanda kullanabiliyoruz. Ahşapla birlikte oldukça uyumlu oluyor. Zincirle de estetik ürünler ortaya çıkıyor" diye konuştu. "Güzeli arama sanatı ortaya çıkıyor" Olumlu dönüşler aldıklarını ifade eden Göçer, "Burada aslında güzeli arama sanatı ortaya çıkıyor. Ürünün en ham halinden başlayarak, zarafet ve el işçiliğiyle işleyip son haline getiriyoruz. Sivas bıçağının ve Sivas tarağının köklü bir geçmişi var. Sivas bıçağı, özellikle sapı nedeniyle oldukça meşhur. Artık tespih de Sivas kemiği ürünleri arasında yerini almış durumda. Sivas kemiğinden yapılmış bir tespih dediğimizde çok olumlu geri dönüşler alıyoruz" şeklinde konuştu.