
Hayat bazen planladığımız değil, karşımıza çıkan tesadüflerle şekillenir. Kocaeli’de yaşayan 63 yaşındaki Burhan Çeşni’nin hikayesi de tam olarak böyle. 1984 yılında askerden döndüğünde iş arayan Çeşni, abisiyle birlikte bir gazete ilanına başvurdu. Müzik aletleri yapımıyla ilgili olan bu ilana aslında abisi için gitmişlerdi ancak atölyenin kokusu, ağacın dokusu ve çıkan sesler Burhan Çeşni’yi büyüledi. "O gün bugündür bu işin içindeyim" diyen Çeşni, tam 42 yıldır elinden rendeyi, kulağından tınıyı eksik etmiyor.
Kuveyt Yılları ve Arap Udunun Sırrı
Burhan Usta’yı diğerlerinden ayıran en önemli özellik, mesleğinin 12 yılını Kuveyt’te geçirmiş olması. 1989 yılında gittiği Kuveyt’te Arap müziğinin ve enstrüman yapısının inceliklerini öğrenen Çeşni, bu zorlu alanda uzmanlaştı.
Arap udunun Türk uduna göre çok daha hacimli ve yapımının meşakkatli olduğunu belirten Çeşni, "Türk kalıbı bir haftada öğrenilebilir ama Arap kalıbının o arka tekne kısmındaki tombul yapıyı vermek büyük ustalık ister. Kimisi sedefli, kimisi sade ister; biz hepsinin ilmini orada öğrendik, şimdi zirvedeyiz" diyerek ustalığını konuşturuyor.
"Ud, Kişinin Üzerine Dikilmiş Takım Elbise Gibidir"
Burhan Çeşni’nin atölyesinde "seri üretim" kelimesi yasak. O, her bir udu sanatçının fiziksel özelliklerine göre bir terzi titizliğiyle üretiyor. Atölyesinde tam 11 farklı kalıp kullanan usta; kişinin boyuna, kilosuna, parmak yapısına ve hatta cinsiyetine göre özel üretim yapıyor.
Çeşni, bu hassasiyeti şöyle anlatıyor: "Minyon yapılı bir insanla, uzun boylu birinin aynı udu çalması imkansızdır. Kadın sanatçılarımızın rahat kavraması için özel kalıplarım var. Sanatçı enstrümanı eline aldığında yorulmamalı, ud vücudunun bir parçası gibi olmalı. Ayda bazen 50, bazen 70 ud yapıyoruz ama hepsi sahibine özeldir."
"Öğrenci Udu Ticari Bir Yalandır"
Piyasada sıkça duyulan "Yeni başlayanlar için öğrenci udu" kavramına sert çıkan Burhan Usta, bunun sektörü baltaladığını savunuyor. Marketlerde veya internette satılan ucuz ve kalitesiz udların, müzik hevesini daha başlamadan bitirdiğini belirten Çeşni, aileleri ve gençleri uyarıyor: "Öğrenci udu diye bir şey yoktur; kaliteli ud vardır, kalitesiz ud vardır. Burgusu tutmayan, sesi çıkmayan bir ağaç parçasıyla müzik öğrenilmez. Kişi soğur, bırakır. Öğrenci bile olsa, yolun başında en doğrusunu, ustasından almalıdır."
Bugün Kocaeli’deki atölyesinden çıkan udlar, Türkiye sınırlarını aşarak 50 farklı ülkede sanatçıların elinde hayat buluyor. Burhan Usta, "Toz yutarız, ter dökeriz ama bir sanatçı o teli titrettiğinde tüm yorgunluğumuz biter" diyerek mesleğine olan aşkını dile getiriyor.
Editörün Notu: "Müzik eğitimine başlarken yapılan en büyük hata, 'Hele bir ucuzunu alalım, öğrenirse iyisini alırız' mantığıdır. Burhan Usta'nın 'Öğrenci udu yoktur' isyanı o kadar haklı ki... Kötü bir enstrüman, yeteneksiz olduğunuzu düşündürüp sizi müzikten soğutabilir. Oysa sorun sizde değil, elinizdeki akort tutmayan tahta parçasındadır. Ayrıca bir Türk ustasının, Arap müziğinin kalbi olan Kuveyt'te yıllarca kalıp, onlara kendi enstrümanlarını yapmayı öğretecek seviyeye gelmesi, zanaatkarlığımızın evrensel gücünü gösteriyor. El emeği, göz nuru dedikleri şey tam olarak budur."
HABER ÖNERİSİ: Kapadokya’da İpeği Sanata Dönüştüren Usta: Ayşe Üvez