
Suların yükseldiği Gölyazı sezonu açtı. Muhtar Cihanoğlu, haftada 100 bin turist çeken mahallede sağlık ocağı ve altyapı olmamasına tepki verdi.
YAĞIŞLAR SULARI 10 YILIN ZİRVESİNE TAŞIDI
Bursa'da bu yıl artan yağmur ve kar yağışlarının etkisiyle baraj ve göllerdeki doluluk oranlarının arttığı bildirildi. "Türkiye'de Yaşayan Göl" unvanına sahip Uluabat Gölü'nde suların son 10 yıldır görülmedik seviyede yükseldiği ve Gölyazı Mahallesi'ndeki bazı sokakları, evleri ve kafeleri sular altında bırakarak bölgenin meşhur "Küçük Venedik" görünümünü pekiştirdiği aktarıldı.
HAFTALIK 100 BİN TURİST, SIFIR SAĞLIK HİZMETİ
Ramazan Bayramı ile birlikte turizm sezonunu açtıklarını belirten Gölyazı Mahallesi Muhtarı Mustafa Cihanoğlu'nun, yerli ve yabancı turist sayısındaki artışa rağmen altyapı eksikliklerinden yakındığı ifade edildi. Haftada 50 ile 100 bin arasında ziyaretçi ağırladıklarını belirten Cihanoğlu'nun; mahallede bir sağlık merkezinin, doktorun veya acil müdahale yapabilecek bir hemşirenin dahi bulunmamasına isyan ettiği kaydedildi. Ayrıca sahil düzenlemesi çalışmalarının Anıtlar Kurulu tarafından durdurulduğuna ve taşların ortada kaldığına dikkat çekildi.
"AĞLAYAN ÇINAR" BAKIM BEKLİYOR
Avrupa'nın en güzel kasabaları arasında gösterilen Gölyazı'da mahalle halkının toplanacağı bir cemiyet alanının dahi olmadığını belirten Muhtar Cihanoğlu'nun, bölgenin simgelerinden olan "Ağlayan Çınar"ın da acil bakıma ihtiyaç duyduğunu vurguladığı aktarıldı. Tüm bu eksikliklerin yanı sıra göl sularının temizlendiğini ve kayık turları için eşsiz bir manzara sunduğunu belirten Cihanoğlu'nun, "Küçük Venedik"i merak eden herkesi bölgeye davet ettiği bildirildi.
EDİTÖRÜN NOTU: Doğanın cömert davrandığı, suların yükselerek adeta bir Avrupa masalına dönüştürdüğü Gölyazı'nın kaderi maalesef ülkemizdeki klasik "turizm planlaması" handikabından kaçamıyor. Haftada 100 bin kişinin adım attığı bir bölgede acil müdahale yapacak tek bir sağlık personelinin olmaması, turizm cenneti etiketine gölge düşüren devasa bir risk. Anıtlar Kurulunun haklı koruma hassasiyeti ile yerel yönetimin altyapı ihtiyacı arasındaki bürokratik tıkanıklık acilen aşılmalı; aksi takdirde "Küçük Venedik", çözümsüzlüğün başkenti olmaya doğru sürüklenecektir.