Kozan'da Asırlık Çekiç Sesleri Susuyor: Tek Bakırcı Kaldı

Adana Kozan'daki tarihi çarşıda onlarca ustadan geriye sadece bir bakırcı ve iki kalaycı kaldı. Ustalar çırak yetişmemesinden dert yanıyor.

Haber Giriş Tarihi: 26.03.2026 13:00
Haber Güncellenme Tarihi: 26.03.2026 13:00

Adana Kozan'daki tarihi çarşıda onlarca ustadan geriye sadece bir bakırcı ve iki kalaycı kaldı. Ustalar çırak yetişmemesinden dert yanıyor.

TARİHİ ÇARŞIDA SESSİZLİK HAKİM

Adana'nın Kozan ilçesinde bir zamanlar onlarca ustanın çekiç sesleriyle yankılanan Bakırcılar ve Kalaycılar Çarşısı'nda, bugün yalnızca bir bakır ustası ile iki kalaycının mesleklerini sürdürerek geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalıştığı bildirildi. Geçmişte 15'e yakın bakırcı ve 20'nin üzerinde kalaycının bulunduğu tarihi çarşıda, günümüzde o eski yoğun günlerden adeta eser kalmadığı aktarıldı.

BAKIRA TALEP AZALDI, YENİ NESİL İLGİSİZ

Mesleğini 1986 yılından bu yana icra eden bakır ustası Remzi Karaoğlan'ın, bakır fiyatlarının yükselmesi ve mutfaklara yeni ürünlerin girmesiyle talebin ciddi oranda düştüğünü ifade ettiği belirtildi. Eskiden her evde bulunan bakır kapların artık daha çok köylerde kullanıldığını anlatan Karaoğlan'ın, bakırın "sağlık" demek olduğunu vurguladığı kaydedildi. Kalaycılık ve bakırcılığın büyük emek isteyen zahmetli işler olduğunu belirten ustaların, işin zorluğu nedeniyle yeni neslin bu mesleklere yönelmediğinden yakındığı ifade edildi.

"DEVLET DESTEĞİYLE ÇIRAK YETİŞTİRİLMELİ"

Kozan'da kalan son iki kalaycıdan biri olan Muhammed Çöndü'nün, eskiden her dükkanda 3-4 ustanın çalıştığını, şimdiyse çalışacak ve zanaatı devralacak çırak bulamadıklarını dile getirdiği bildirildi. Her iki emektar ustanın da bakırın insan sağlığı üzerindeki olumlu etkilerine dikkat çekerek, bu tarihi sanatın tamamen yok olmaması adına devletin ve halk eğitim merkezlerinin acil destek vermesi gerektiğini vurguladıkları aktarıldı.

EDİTÖRÜN NOTU: Anadolu'nun dört bir yanından gelen zanaatkarların çekiç sesleriyle bestelediği o asırlık senfoni, ne yazık ki modernleşmenin ve tüketim çılgınlığının gürültüsünde yavaş yavaş susuyor. Kozan'da kalan son üç ustanın anlattıkları, sadece ekonomik bir darboğazı değil, koca bir kültürel mirasın ve sağlıklı yaşam pratiğinin göz göre göre yok oluşunu belgeliyor. Bu atölyelerin kapısına kilit vurulmadan önce, yerel yönetimlerin ve ilgili bakanlıkların bu kadim meslekleri "yaşayan insan hazineleri" kapsamında koruma altına alması artık bir zorunluluktur.