
Tarih öncesi çağlara ait canlıların kemikleri, müzelerde genellikle soğuk cam fanusların ardında, zihnimizde canlandırması zor birer kalıntı olarak durur. Ancak geçmişi anlamak sadece topraktan çıkan kemiklere bakmakla değil, o canlıların gerçekte nasıl göründüğünü hissetmekle mümkün. Bu vizyonla hareket eden Kayseri, Anadolu'nun milyonlarca yıl önceki ekosistemini günümüz teknolojisiyle harmanlayarak ziyaretçilerine eşsiz bir zaman yolculuğu sunmaya hazırlanıyor. Kocasinan ilçesine bağlı Taşhan bölgesinde gün yüzüne çıkarılan 7,7 milyon yıllık fosiller, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Bilim Merkezi'nde adeta yeniden hayat buluyor.
ANADOLU'NUN TARİH ÖNCESİ SAKİNLERİ BOYUT DEĞİŞTİRİYOR
Paleontoloji biliminin ince işçiliği ile günümüzün dijital olanakları aynı potada eriyor. Kazılarda elde edilen bulgular, o dönem yaşamış canlıların anatomik ölçülerine sadık kalınarak üç boyutlu tarayıcılar ve yazıcılar aracılığıyla basılıyor. Ardından titiz bir boyama işleminden geçen bu minyatürler, yakında kapılarını açacak olan Paleontoloji Müzesi için vitrine çıkacakları günü bekliyor. Tarihin sessiz tanıklarını görsel bir şölene dönüştüren sürecin teknik adımları ise şu şekilde ilerliyor:
Yamula Barajı çevresinden çıkarılan 7,7 milyon yıllık buluntular referans alınıyor.
Uzman ekipler, kemik yapılarından yola çıkarak önce anatomik ölçümleri belirliyor.
Veriler 3D tarayıcılara aktarılıyor ve 3D yazıcılarla minyatür modeller basılıyor.
Birebir Paleoart çalışmalarına uygun şekilde boyanan modeller sergiye hazır hale getiriliyor.
GEÇMİŞİN DEVLERİ GÖZLE GÖRÜLÜR HALE GELİYOR
Projenin mutfağında yer alan isimlerden Uzman Antropolog Ömer Dağ, yapılan bu hassas çalışmanın ardındaki temel felsefeyi detaylandırıyor. Dağ, kazı bölgesindeki zengin faunaya dikkat çekerek süreci şu şekilde aktarıyor:
"Burada görülen örnekler Yamula Barajı çevresinde çıkan 7,7 milyon yıl önceye tarihlendirilen faunamızın aslında minyatürleri. Burada file ait örneğimiz var, zürafaya ait örneğimiz var, gergedanımız var, kılıç dişli kaplanımız var. Bire bir anatomik ölçülerine bağlı kalarak Paleoart çalışmalarından da yola çıkarak biz bunların minyatür çalışmalarını gerçekleştiriyoruz. Öncelikle ilk aşamada bizim arkadaşlarımız ölçülerine bağlı kalarak minyatürünü oluşturuyor. Minyatür daha sonra 3D tarayıcılarla tarandıktan sonra yine 3D yazıcılarla basılarak ortaya çıkarılıyor. Ortaya çıkan ürün en sonunda boyanıp hazır hale geliyor"
HEDEF: 10 FARKLI CANLIYI YENİDEN AYAKLANDIRMAK
Ziyaretçilerin sadece kuru bilgiyle yetinmeyip, milyonlarca yıl öncesinin canlılarını zihinlerinde net bir şekilde canlandırabilmelerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Ömer Dağ, müzenin hedeflerini ise şu ifadelerle özetliyor:
"Bunu yapmamızdaki amaç, gelen ziyaretçilerimizin o dönem yaşamış canlıların nasıl bir anatomide, görüntüde olduğunu daha kolay benimseyebilmesi için yaptığımız bir çalışma. Yakında açılacak olan Paleontoloji Müzesi’nde Türkiye’nin doğal tarihine ışık tuttuğumuzu ve burada çıkan ürünlerin eşsiz olduğunu ziyaretçilerimiz gelip gözlemleyebilir. Şu an 5-6 tane ürünümüz hazır elimizde ama biz faunanın genelini ayaklandırmayı planlıyoruz. İlk hedefimiz 10’a yakın bir canlıyı ayaklandırmış ve minyatür hale getirmiş olmak. 7,7 milyon yılı aslında minyatür bir hale getirip gelen ziyaretçilerimizle buluşturmayı planlıyoruz. Biz çalışmalarımızda bize destek veren Kültür ve Turizm Bakanlığı’na, Kayseri İl Kültür Müdürlüğü’ne, Kayseri Müze Müdürlüğü’ne ve bize bu imkanları sağladığı için Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç’a teşekkür ediyoruz"
Bu yenilikçi vizyon, şehri sadece sanayi ve ticaretin değil, aynı zamanda Anadolu'nun derin köklerini dijital sanatla gün yüzüne çıkaran bir kültür hafızası yapma yolunda atılmış güçlü bir adım olarak tarihe not düşülüyor.