Hem para kazanıyorlar hem ruhlarını iyileştiriyorlar. İşte Manisa Bezi'nin sırrı

Osmanlı döneminde dayanıklılığı sebebiyle gemi yelkenlerinde kullanılan Manisa Bezi, 2004 yılında başlatılan bir girişimle yeniden hayata döndü.

Haber Giriş Tarihi: 07.02.2026 16:34
Haber Güncellenme Tarihi: 07.02.2026 16:34

Osmanlı döneminde dayanıklılığı sebebiyle gemi yelkenlerinde kullanılan Manisa Bezi, 2004 yılında başlatılan bir girişimle yeniden hayata döndü. Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi ve MABEZ Kooperatif işbirliğiyle kurulan atölyelerde kadınlar, bu tarihi kumaşı peştemal, masa örtüsü ve kıyafete dönüştürüyor. Ürünler Kanada’dan İngiltere’ye kadar ihraç ediliyor.

Manisa’nın kültürel mirası, kadınların emeğiyle küllerinden doğuyor. Tarihi 600 yıl öncesine dayanan ve bir dönem hafifliği ile sağlamlığı sayesinde gemi yelkenlerinde kullanılan Manisa Bezi, makineleşmenin etkisiyle 1970’li yıllarda unutulmaya yüz tutmuştu. Ancak 2004 yılında Manisa Türk Kadınlar Konseyi Şube Başkanı Mübeccel Kafkaslı’nın girişimiyle, bu tarihi değer tekrar tezgahlara taşındı.

Bugün Manisa Tarihi Bezi Kooperatifi (MABEZ) ve Şehzadeler İlçe Halk Eğitim Merkezi işbirliğinde açılan kurslarda, kadınlar geleneksel yöntemlerle dokuma yapıyor.

Neden Bu Kadar Özel?

Manisa Bezi, %100 pamuklu yapısıyla biliniyor. Usta Öğretici Serpil Bingöl, kumaşın en büyük özelliğinin "terletmemesi ve üşütmemesi" olduğunu belirtiyor. Bu doğal klima etkisi nedeniyle kumaş;

Hac ve Umre kıyafeti olarak,

Plaj giyiminde (peştemal),

Ve günlük kullanımda (şal, masa örtüsü) yoğun ilgi görüyor.

Bu özellik, kumaşın sadece Türkiye'de değil, yurt dışında da talep görmesini sağlıyor. Kanada, Amerika ve İngiltere gibi ülkelere ihraç edilen ürünler, basında da yer buluyor. Hatta bu özel dokumalar, Manisa İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü aracılığıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’a kadar ulaştırılmış durumda.

Tezgah Başında "Ruhsal İyileşme"

Bu atölyeler sadece birer üretim merkezi değil, aynı zamanda birer rehabilitasyon alanı. Sabahın erken saatlerinde atölyeye gelen kadınlar, dokuma tezgahının ritmik sesi eşliğinde hem üretiyor hem de sosyalleşiyor.

Dokuma tezgahlarının karmaşık yapısı, el ve ayak koordinasyonu gerektirdiği için zihni meşgul ediyor ve kişiyi günlük streslerden uzaklaştırıyor. Kursiyerlerden Ayşe Arslan, "Hiç çalışma hayatım olmamıştı. Burası bana çok iyi geldi. Hem ev bütçeme katkıda bulunuyorum hem de kafamı dağıtıyorum" diyerek sürecin psikolojik faydasına dikkat çekiyor.

Şehzadeler Halk Eğitim Merkezi Müdürü İlyas Kayaokay da projenin iki temel amacını; "Unutulmaya yüz tutmuş bir eseri gelecek nesillere aktarmak" ve "Kadın istihdamına katkı sağlamak" olarak özetliyor.

Editörün Notu: "El dokuması kumaşların değeri, fabrikasyon ürünlerin arttığı bu dönemde daha iyi anlaşılıyor. Manisa Bezi'nin hikayesi, Erzincan'daki bakırcılık veya halıcılık sanatıyla büyük benzerlikler taşıyor. Yerel bir değerin, doğru bir vizyonla (kooperatifleşme) nasıl küresel bir markaya dönüşebileceğinin en güzel kanıtı. Özellikle 'terletmeyen' yapısı, yaz ayları için sentetik kumaşlara karşı harika bir alternatif."

HABER ÖNERİSİ: Bayburt’ta 150 Yıllık Kimlik Hafızası Gün Yüzüne Çıktı