
Giresun ilinin Keşap ilçesinde yaşayan kadınlar, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yaşatmak ve gelecek kuşaklara aktarmak adına son derece önemli bir misyon üstleniyor. Yörede yaklaşık yüzyıllık köklü bir geçmişe sahip olan ve kültürel dokunun önemli bir parçasını oluşturan Karabulduk kilimleri, Keşap Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitimi Merkezi bünyesinde açılan özel kurslarla yeniden hayat buluyor. Çoğunluğunu ev hanımlarının oluşturduğu yetenekli kursiyer kadınlar, geçmişten günümüze uzanan bu değerli kültürel mirası ilmek ilmek işliyor. Sabır ve büyük bir emekle tezgahlarda dokunan kilimler, kadınlara hem kültürel bir üretimin parçası olmanın manevi mutluluğunu yaşatıyor hem de elde edilen gelirle aile ekonomilerine çok ciddi bir maddi kazanç kapısı aralıyor.
YÜZYILLIK KARABULDUK KİLİMLERİ YENİDEN HAYAT BULUYOR
Keşap Mehmet Akif Ersoy Halk Eğitimi Merkezi'nde 2004 yılında faaliyete geçen ve zaman içerisinde bölge halkından büyük ilgi gören kilim dokuma kursu, bugüne kadar 200'e yakın yetenekli kursiyer yetiştirerek önemli bir başarıya imza attı. Yaş sınırı gözetmeksizin kapılarını herkese açık tutan bu anlamlı kursa, özellikle orta yaş ve üzerindeki kadınların yoğun bir katılım gösterdiği belirtiliyor. Kursun temel hedeflerinin başında, geleneksel motiflerin korunmasının yanı sıra kadınların aile bütçelerine doğrudan katkı sağlamaları yer alıyor. İlçe ve il genelindeki çeşitli resmi kurumlar tarafından satın alınan, ayrıca kente gelen yerli ve yabancı misafirlerin yoğun ilgi gösterdiği bu nadide kilimler, bölgenin tanıtımına da eşsiz bir katkı sunuyor.
KOYUN YÜNÜ VE KÖK BOYA GELENEĞİ
Kilim dokuma kursunda kadınlara rehberlik eden usta öğretici Gülçin Çakır, Karabulduk yöresine özgü bu özel kilimlerin tarihsel üretim sürecine dair çarpıcı detaylar paylaştı. Çakır, geçmiş dönemlerde bu kilimlerin tamamen doğal yöntemlerle, koyun yünü kullanılarak ve doğadan elde edilen kök boyalarla renklendirilerek üretildiğini vurguladı. Eski dönemlerde kadınların koyun yününü kendi elleriyle kırktığını, büyük bir zahmetle tarayıp eğirdiğini ve ardından kök boya ile renklendirerek tezgahlarda kendi özgün kilimlerini ortaya çıkardığını anlatan usta öğretici, bugün aynı köklü geleneğin bu kurs sayesinde aslına uygun olarak yeniden canlandığını dile getirdi. Çakır, kilim dokumanın zorla yapılamayacağını, büyük bir sabır ve emek gerektirdiğini, hatta tek bir kilimin tamamlanmasının bazen aylar sürebildiğini sözlerine ekledi.
SIFIR ATIK ANLAYIŞIYLA ÇIPUT DOKUMA
Geleneksel motifleri yaşatan kursiyer kadınlar, sadece yeni iplerle üretim yapmakla kalmıyor, aynı zamanda yörede "çıput" olarak adlandırılan çok eski bir geri dönüşüm geleneğini de başarıyla sürdürüyor. Evlerde artık kullanılmayan, atıl durumdaki eski kumaşlar, kadınlar tarafından özenle kesilerek tezgahlarda yeniden dokunuyor ve yepyeni kilimlere dönüştürülüyor. Bu asırlık "çıput" dokuma yöntemi sayesinde, günümüzün modern dünyasında büyük önem taşıyan "sıfır atık" anlayışı da tamamen geleneksel ve doğa dostu yöntemlerle atölyede hayata geçirilmiş oluyor.
KURSİYERLER İÇİN HEM MUTLULUK HEM KAZANÇ KAPISI
Tezgahların başına geçen kursiyer kadınlar, dışarıdan bakıldığında oldukça karmaşık ve zor gibi görünen kilim dokuma sanatını kısa süre içerisinde kavrayabildiklerini ifade ediyor. İlmek ilmek, büyük bir sabır ve yoğun bir emekle ortaya çıkardıkları bu sanatsal eserlerin kendilerine tarifsiz bir manevi mutluluk verdiğini belirten kadınlar, aynı zamanda emeklerinin maddi bir değere dönüşmesinden de büyük memnuniyet duyuyor. Kurs sayesinde boş zamanlarını en verimli şekilde değerlendiren kursiyerler, kültürel mirası ayakta tutmanın haklı gururunu yaşarken, satışlardan elde ettikleri gelirlerle de ev ekonomilerine can suyu oluyor.