Erzurum'un "Siyah İncisi" Usta Ellerde Hayat Buluyor

Erzurum'da 45 yıldır Oltu taşına hayat veren Halis Aydın, topraktan tezgaha uzanan zorlu süreci ve incelikleri anlattı.

Haber Giriş Tarihi: 08.02.2026 14:35
Haber Güncellenme Tarihi: 08.02.2026 14:35

Erzurum denince akla gelen ilk kültürel değerlerden biri olan Oltu taşı, yerin metrelerce altından çıkarılıp vitrinleri süsleyene kadar meşakkatli bir yolculuktan geçiyor. Oltu ilçesinde yaşayan 63 yaşındaki Halis Aydın, ömrünün 45 yılını bu "siyah inci"ye adayarak, hem bir geleneği yaşatıyor hem de genç nesillere örnek oluyor.

Erzurum Valisi Mustafa Çiftçi’nin atölyesinde ziyaret ettiği Halis Usta, yarım asra yaklaşan tecrübesiyle taşın nasıl işlendiğini, hangi aşamalardan geçtiğini ve bu sanatın inceliklerini tüm detaylarıyla paylaştı.

Yerin Altında Yumuşak, Havayla Temasta Sert

Oltu taşının en belirgin özelliği, toprak altındayken yumuşak olmasıdır. Maden ocaklarından binbir güçlükle, adeta iğneyle kuyu kazılarak çıkarılan bu değerli taş, yeryüzüne çıktığı anda hava ile temas ettiğinde sertleşme özelliğine sahiptir.

Halis Usta, bu nedenle taşın ocaktan çıkar çıkmaz işlenemediğini, nemli ortamlarda saklanarak "tavının" korunması gerektiğini belirtiyor. Eğer taş kurursa çatlar ve işlenemez hale gelir. Bu yüzden ustalar, taşı işleyene kadar toprağın nemini taklit eden özel saklama koşulları oluşturur.

Çifte Su Verilmiş Bıçakla Yontuluyor

Atölyeye giren ham taş, önce yapılacak ürüne (tespih, kolye, yüzük taşı vb.) göre sınıflandırılıyor. Ardından ustaların "çark" adını verdiği tezgahta, milimetrik hassasiyetle yontma işlemi başlıyor.

Burada kullanılan bıçaklar sıradan değildir; Oltu taşını parçalamadan şekil verebilmek için "çifte su verilmiş" özel çelik bıçaklar kullanılır. Halis Aydın gibi ustalar, her bir tespih tanesini aynı boyutta ve pürüzsüzlükte işleyebilmek için yılların verdiği el alışkanlığını ve göz nizamını kullanır.

Parlaklığın Sırrı: Tebeşir Tozu ve Zeytinyağı

İşlenen Oltu taşı mat siyah renktedir. O meşhur parlaklığını kazanması için ise geleneksel bir yöntem uygulanır. Halis Usta, zımparalanan taşların son aşamada tebeşir tozu ve zeytinyağı karışımıyla cilalandığını belirtiyor. Bu doğal cila yöntemi, taşın üzerindeki gözenekleri kapatarak ona cam gibi bir parlaklık kazandırıyor ve statik elektrik yüklenmesini sağlıyor.

Vali Mustafa Çiftçi’nin ziyareti sırasında vurguladığı gibi; Oltu taşı sadece ticari bir meta değil, Erzurum'un kültürel mirasının en önemli taşıyıcısıdır. Halis Aydın gibi ustalar sayesinde bu kadim sanat, plastik ve yapay malzemelere direnerek varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Editörün Notu: "Erzincan komşusu olarak Oltu taşını iyi biliriz ancak piyasada 'Rus Taşı' veya 'Gürcü Taşı' diye satılan taklitlere karşı dikkatli olmak gerekir. Gerçek Oltu taşı; elinizde ovaladığınızda statik elektriklenir ve küçük kağıt parçalarını çeker. Ayrıca bir toplu iğnenin ucunu ısıtıp taşa batırmayı denediğinizde, eğer iğne batıyorsa o plastiktir. Gerçek Oltu taşına sıcak iğne işlemez. Halis Usta gibi ömrünü buna adayan zanaatkarların emeğine saygı için, sertifikalı ve güvenilir ustalardan alışveriş yapmak en doğrusudur."

HABER ÖNERİSİ: İstanbul’un Sanayi Kalbinde Doğa Sürprizi: Tuzla’da Pina ve Deniz Çayırı