Erzurum’un Sessiz Tanığı: Çifte Minareli Medrese Neden Bu Kadar Önemli?

13. yüzyıldan günümüze ulaşan Çifte Minareli Medrese, mimarisi, sembolleri ve taş işçiliğiyle Anadolu Selçuklu mirasının en görkemli eserleri arasında yer alıyor.

Haber Giriş Tarihi: 09.02.2026 00:02
Haber Güncellenme Tarihi: 09.02.2026 00:02

Erzurum’un simgesi haline gelen Çifte Minareli Medrese, Anadolu Selçuklu mimarisinin en dikkat çekici yapılarından biri olarak kabul ediliyor. Yapının 13’üncü yüzyılın sonlarında inşa edildiği genel kabul görürken, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat’ın kızı Hundi Hatun ya da İlhanlı hanedanından Padişah Hatun tarafından yaptırıldığı düşünülüyor. Bu nedenle yapı, kaynaklarda Hatuniye Medresesi adıyla da anılıyor.

Yaklaşık 35x46 metre ölçülerindeki medrese; iki katlı, dört eyvanlı ve açık avlulu medreseler grubunun Anadolu’daki en önemli örnekleri arasında yer alıyor. 26x10 metre ölçülerindeki avlu, dört yönden revaklarla çevrili olup avlunun iki yanında öğrenci ve müderris odaları sıralanıyor. Zemin katta 19, birinci katta ise 18 oda bulunuyor.

Medresenin girişinin batısında yer alan kare planlı mekânın mescid olarak kullanıldığı biliniyor. Güneyde ana eyvanla birleşen ve altında mumyalık bulunan kümbet ise, Anadolu’daki çağdaşları arasında en büyük türbe olma özelliğini taşıyor. On iki köşeli gövdeye sahip kümbet, dıştan külah, içten kubbe ile örtülürken; saçak bölümü süsleme şeritleri ve silmelerle bezeli dikkat çekici bir mimari sunuyor.

Selçuklu Taş İşçiliğinin Zirvesi

Çifte Minareli Medrese’yi eşsiz kılan unsurların başında, taç kapısındaki bezemeler geliyor. Selçuklu taş süsleme sanatının derinliğini ve estetik anlayışını yansıtan bu bezemelerde ağırlıklı olarak bitkisel motifler kullanılıyor. Palmet ve rumi motiflerinin uyumu, dönemin sanat anlayışını gözler önüne seriyor.

Taç kapının batı cephesinde, Orta Asya Türk kültürünün güçlü sembollerinden biri olan çift başlı kartal, ağzı açık iki yılan ve hayat ağacı motifleri yer alıyor. Doğu cephesindeki simetriğinde ise kartal ve hayat ağacı figürlerinin bulunmaması dikkat çekiyor. Bu asimetrik tercih, yapının sembolik yönünü daha da güçlü kılıyor.

Taç kapının iki yanında yükselen, sırlı tuğla ve tuğla ile örülü, motiflerle bezeli iki minarenin yüksekliği 26 metreye ulaşıyor. Medrese adını da bu görkemli minarelerinden alıyor.

Yüzyıllar Boyunca Değişen İşlev

Zamanla harap hale gelen Çifte Minareli Medrese, Osmanlı Padişahı IV. Murad döneminde onarılarak bir süre tophane olarak kullanıldı. Cumhuriyet döneminde ise 1942–1967 yılları arasında Erzurum Müzesi olarak hizmet verdi. Günümüzde yapı, müze ve resim sergi salonu olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.

Tarihsel ve mimari değeriyle öne çıkan Erzurum Çifte Minareli Medrese, Sivas, Konya, Kayseri ve Kırşehir’deki Selçuklu medreseleriyle birlikte, 2014 yılında “Anadolu Selçuklu Medreseleri” başlığı altında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edildi.

Editör Notu

Çifte Minareli Medrese, yalnızca bir eğitim yapısı değil; Selçuklu’nun dünyaya bakışını, inanç sistemini ve estetik anlayışını taşa işlediği büyük bir kültür belgesidir. Taç kapıdaki semboller, yalnızca süsleme değil; bir medeniyetin hafızasıdır. Bugün Erzurum’un siluetinde yükselen bu yapı, geçmişle gelecek arasında kurulan sessiz ama güçlü bir köprü olmaya devam ediyor.

Haber Önerisi: Erzincan’da Hava Sertleşiyor: Yağmur, Kar ve Don Uyarısı