Erzurum'da Geçit Vermeyen Tarih: 93 Harbi'nin Çelik Tabyaları!

Erzurum'u Rus ve İran işgallerinden korumak için stratejik tepelere inşa edilen ve 93 Harbi'nde efsaneleşen Mecidiye ve Aziziye'nin de aralarında bulunduğu tabyalar, sarsılmaz mimarileriyle tarihe meydan okumaya devam ediyor.

Haber Giriş Tarihi: 23.03.2026 07:35
Haber Güncellenme Tarihi: 23.03.2026 07:35

Erzurum'u Rus ve İran işgallerinden korumak için stratejik tepelere inşa edilen ve 93 Harbi'nde efsaneleşen Mecidiye ve Aziziye'nin de aralarında bulunduğu tabyalar, sarsılmaz mimarileriyle tarihe meydan okumaya devam ediyor.

DUMLU, KARGAPAZARI VE PALANDÖKEN DAĞLARI ARASINDAKİ 47 KİLOMETRELİK STRATEJİ

Osmanlı döneminde çok önemli bir cephe hattı görevi gören Erzurum; kuzeyde Dumlu Dağı, kuzeydoğuda Kargapazarı Dağları ve güneyde Palandöken Dağlarıyla çevrili olan ve kuzeydoğu ile güneybatı arası uzaklığı tam 47 kilometre olan Erzurum ovasına hakim, muazzam bir konumda kuruldu. Şehrin doğusunda bulunan Deveboynu Geçidi, kuzeyinde bulunan Gürcüboğazı ve güneyinde bulunan Palandöken geçidinden gelebilecek o yıkıcı Rus ve İran saldırılarına karşı şehri sarsılmaz bir şekilde koruyabilmek için bölgeye toplam 21 tabya inşa edildi. Bu devasa savunma kalkanlarının 7 adedi 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’ndan önce, diğerleri ise bu kanlı savaşın ardından inşa edilerek cephe hattı çelikten bir duvara dönüştürüldü.

18'İNCİ YÜZYILDAN 19'UNCU YÜZYILA: SAYILARI 22'Yİ BULAN DEV YAPILAR

Erzurum’da yapılan ilk tabyaların o köklü tarihi, 18’inci yüzyıldaki Osmanlı-İran savaşına kadar uzanıyor. Ancak en büyük tabyalar, 19’uncu yüzyılın başından itibaren Ruslar’ın Doğu Anadolu’ya yaptıkları acımasız baskın ve istilalardan şehri korumak amacıyla inşa edildi. Şehrin çevresinde görüş açısı en yüksek tepelere konumlandırılan bu stratejik yapıların sayısı zamanla 22’yi buluyor. İçlerinde karargah binaları, askeri barınaklar, eğitim sahaları, yemekhaneler, sarnıçlar ve gizli pusu odaları yer alan bu tabyalar; bazen tek, bazen de birkaç büyük yapının birleşiminden meydana geliyor. Büyüklükleri ve konumları değişen bu askeri üslerin en önemlileri ise şehrin hemen doğusunda bulunan destansı Mecidiye ve Aziziye tabyaları olarak ifade ediliyor.

93 HARBİ'NİN KADERİNİ DEĞİŞTİREN MİMARİ: 14,5 METRELİK ODALAR VE AHŞAP KALASLAR

Tabyaların tamamı taştan inşa edilirken, mimari üsluptan ziyade mutlak sağlamlık ve kullanım esasları ön plana çıkıyor. Yan yana odalardan meydana gelen tabyaların üzerleri, düşman ateşini emmesi için kalın bir toprak tabakasıyla örtülü. Düşmanın geleceği yönün tam öteki tarafında askerlerin toplantı avlularına, depo ve revir gibi hayati bölümlere yer verildi. Tabyaların en geniş bölümünde kışla odaları bulunurken, bunlar birbirleri ile bağlantılı dikdörtgen şekilde inşa edildi. Odaların genişlikleri 3-4 metre, derinlikleri ise 6 ila 14,5 metre arasında değişiyor. Genellikle tek katlı olan kışla odalarının bazıları, daha fazla yer kazanmak amacıyla ahşap kalaslarla ikiye bölünerek iki katlı hale getirildi. Özellikle Mecidiye ve Aziziye tabyaları, tarihe "93 Harbi" olarak kazınan 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı’nda, Rusların o durdurulamaz sanılan ilerleyişinin kesilmesinde kelimenin tam anlamıyla kritik ve tarihi bir işlev gördü.

EDİTÖRÜN NOTU: Erzurum'un o dondurucu soğuğunda, 14,5 metre derinliğindeki taş odalarda ve kalın toprak tabakalarının altında bekleyerek 93 Harbi'nin kaderini değiştiren o şanlı ecdadın yazdığı destan, bugün hala o tabyaların duvarlarında yankılanmaktadır. Sadece birer mimari yapı değil; Dumlu'dan Palandöken'e uzanan 47 kilometrelik o hattı Rus'a ve İranlıya dar eden çelikten birer irade abidesi olan Mecidiye ve Aziziye Tabyaları, sağlamlığın estetikten çok daha hayati olduğunu bize bir kez daha kanıtlıyor. O ahşap kalasların üzerinde uyuyarak vatan savunan kahramanların hakkı asla ödenmez!