
Giresun'da atalarından devraldığı değirmen taşı ustalığını yaşatan 61 yaşındaki Bayram Karaman, çırak bulamadığı için zanaatının yok olmasından korkuyor.
Karadeniz'in zorlu coğrafyasında, doğanın sunduğu sert materyalleri sabırla işleyerek sanata ve ekmeğe dönüştüren kadim meslekler birer birer tarihe karışıyor. Giresun'un Espiye ilçesine bağlı Soğukpınar beldesinde yaşayan 61 yaşındaki Bayram Karaman, kuşaktan kuşağa aktarılan değirmen taşı ustalığının bölgedeki son temsilcisi olarak zamana direniyor. Hayatı boyunca çalışmak için gurbete gitmeye ihtiyaç duymayan ve tam anlamıyla ekmeğini taştan çıkaran Karaman, bir zamanlar bölge ekonomisinin kalbi olan bu zanaatın artık son demlerini yaşadığını belirtiyor. Yıllarını verdiği mesleğinin kendi ellerinde son bulması ihtimali, emektar ustanın en büyük hüznü haline gelmiş durumda.
TAŞIN DİLİNDEN ANLAYAN İNCE İŞÇİLİK
Değirmen taşı üretimi, dışarıdan bakıldığında kaba bir güç gösterisi gibi algılansa da aslında içinde muazzam bir denge ve mühendislik barındırıyor. Karaman'ın tecrübelerinden süzülen zanaatın incelikleri şu detaylarda gizli:
Ustalığın temelinde büyük bir sabır yatıyor; taşa gereğinden fazla sert vurulduğunda bütün emek parçalanıyor, çok hafif dokunuşlarda ise işçilik ilerlemiyor.
Kullanılacak kayanın kesinlikle tek parça olması, yöresel tabirle "yiv" adı verilen gizli çatlaklar barındırmaması ve suya karşı yüksek dayanıklılık göstermesi gerekiyor.
Geçmiş dönemlerde gece gündüz işleyen su değirmenlerinde bir taşın ömrü ortalama yirmi yıl sürerken, günümüzde değirmenlerin kullanım sıklığı azaldığı için bu taşlar elli ile yüz yıl arasında dayanabiliyor.
ÜCRETLİ ÇIRAK BİLE BULUNAMIYOR
Yarım asrı aşan tecrübesiyle yörenin aranan tek ismi olmasına rağmen, Bayram Karaman'ın atölyesi geleceğe dair derin bir sessizlik içinde. Modern çağın getirdiği kolaylıklar ve genç kuşağın farklı sektörlere yönelmesi, geleneksel el sanatlarının en büyük düşmanı olmuş durumda. Emektar usta, mesleği aktaracak hevesli bir genç bulamamaktan, hatta kendi çocuklarının dahi bu baba yadigarı işe ilgi göstermemesinden yakınıyor. Ücret karşılığında bile çırak yetiştiremediğini ifade eden Karaman, yöre halkının değirmen taşına olan ihtiyacı devam etse de kendisinden sonra bu taşlara şekil verecek bir elin kalmayacağından endişe duyuyor. Atölyesinden yükselen her çekiç sesi, belki de Karadeniz'deki son değirmen taşı ustasının tarihe bıraktığı son yankılar olarak kayıtlara geçiyor.