Doğubayazıt’ın Zirvesinde 300 Yıllık Güç ve İhtişam

Ağrı Doğubayazıt’taki İshak Paşa Sarayı, Osmanlı’dan Selçuklu’ya uzanan mimarisi ve efsaneleriyle UNESCO yolunda dikkat çekiyor.

Haber Giriş Tarihi: 26.01.2026 05:00
Haber Güncellenme Tarihi: 26.01.2026 05:00

Ağrı’nın Doğubayazıt ilçesinde, ovaya ve Eski Bayazıt yerleşimine hâkim yüksek bir tepe üzerine kurulu olan İshak Paşa Sarayı, yalnızca bir yönetim merkezi değil; Osmanlı’nın doğudaki gücünü, estetik anlayışını ve çok kültürlü mimari vizyonunu yansıtan eşsiz bir yapı topluluğu olarak öne çıkıyor. Birinci Dünya Savaşı’na kadar Bayezid Sancağı’nın yönetildiği saray, Osmanlı döneminde bölgede inşa edilen en büyük ve en kapsamlı mimari eser olarak kabul ediliyor.

Sarayın yapımına 1685 yılında Çıldır Atabeklerinden Çolak Abdi Paşa tarafından başlandı. İnşaat süreci, aynı soydan gelen Küçük İshak Paşa döneminde devam etti ve yapı 1784 yılında tamamlandı. Yaklaşık 99 yıl süren bu inşa süreci, sarayın mimari detaylarındaki zenginliğin ve çok katmanlı yapısının temel nedenlerinden biri olarak gösteriliyor. Sarayın mimarlarının ise Ahıskalı ustalar olduğu biliniyor.

Yaklaşık 115x50 metrelik tesviye edilmiş bir alan üzerine doğu–batı doğrultusunda konumlanan saray, teraslar, iki ana avlu ve bu avluları çevreleyen yapılardan oluşuyor. Harem, selamlık, cami, hamam, aşevi, divan salonları, mahkeme salonu, cezaevi, muhafız koğuşları, erzak depoları, cephanelik, tavlalar ve hizmet odalarıyla adeta küçük bir şehir niteliği taşıyor. Sarayın bazı bölümleri bodrum dahil üç katlı olarak inşa edilirken, her odada ocak ve dolap yerlerinin bulunması dönemin yaşam konforunu gözler önüne seriyor.

Savunması en zor nokta olan doğu cephesine yerleştirilen anıtsal taç kapı, Selçuklu sanatının etkilerini yansıtan kabartmalar ve bitkisel motiflerle dikkat çekiyor. Sarayın tek kubbeli camisi ise iki renkli taşlarla örülmüş minaresiyle mimari açıdan özgün bir görünüm sunuyor. Caminin kıble duvarı dışında yer alan ve geometrik–bitkisel motiflerle süslenen türbenin, Çolak Abdi Paşa ve İshak Paşa’ya ait olduğu değerlendiriliyor.

İshak Paşa Sarayı’nı benzersiz kılan unsurlardan biri de merkezi ısıtma sistemini andıran yapısı. Taş duvarların içindeki boşluklar, sarayın dönemine göre son derece ileri bir teknikle ısıtıldığını ortaya koyuyor. Ayrıca kuzey cephedeki ahşap konsollarda yer alan kanatlı ejder, aslan ve insan figürleri, Selçuklu sembolizmiyle Osmanlı üslubunun dikkat çekici bir sentezini sunuyor.

Osmanlı ve Selçuklu mimarisinin yanı sıra Avrupa Barok sanatının izlerini de taşıyan saray, İran’dan Kafkasya’ya uzanan geniş bir kültürel etkileşimin ürünü olarak değerlendiriliyor. Bu çok katmanlı yapısı sayesinde İshak Paşa Sarayı, 2020 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ne dahil edilerek uluslararası alanda da tescillenmiş durumda.

Editör Notu:

Bu yapıyı yalnızca bir saray olarak tanımlamak yetersiz kalıyor. İshak Paşa Sarayı, Osmanlı’nın doğuya bakışını, gücüyle birlikte estetik anlayışını da nasıl inşa ettiğini gösteren sessiz ama çok güçlü bir tanık. Duvarlarındaki her detay, yalnızca taş işçiliğini değil, dönemin zihniyetini de anlatıyor. Bugün Doğubayazıt’ta yükselen bu yapı, bana göre Anadolu’daki en etkileyici mimari hafızalardan biri.

Haber Önerisi: Trabzonspor’dan Galatasaray’a Olay Gönderme: “Kendinizi Bu Kadar Paralamayın”