
Çankırı’da 1905 yılında II. Abdülhamid döneminde hükümet konağı olarak inşa edilen tarihi yapı, uzun yıllar kamu hizmetinde kullanıldıktan sonra 2017’deki restorasyonla müzeye dönüştürüldü. Yaklaşık 80 yıl hükümet konağı, 27 yıl adliye olarak hizmet veren bina, bugün 3 bin metrekare kapalı ve 600 metrekare açık alanda ziyaretçilerini ağırlıyor.
Müze; arkeoloji, etnografya ve doğa tarihi olmak üzere üç ana bölümden oluşuyor. Etnografya bölümünde yaren kültürü, el dokuması kilimler ve eczacılığın sembolü olan kupaya sarılı yılan figürü öne çıkıyor. Arkeoloji bölümünde ise çok eski dönemlere ait eserler sergileniyor.
8,5 Milyon Yıllık Fosiller
Müzeyi farklı kılan en önemli bölüm ise doğa tarihi koleksiyonu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Antropoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ayla Sevim Erol başkanlığında 1997’den bu yana yürütülen kazılarda, Çorakyerler Omurgalı Fosil Lokalitesi’nden çıkarılan 43 türe ait 4 binden fazla fosil gün yüzüne çıkarıldı.
Müzede; gergedangiller, zürafagiller, atgiller ve hortumlulara ait çene, kafatası ve iskelet fosilleri sergileniyor. 8,5 milyon yıl öncesine tarihlenen kılıç dişli kaplan fosili ise koleksiyonun en dikkat çeken parçalarından biri.
2025’te 40 Bin Ziyaretçi
İl Kültür ve Turizm Müdürü Muharrem Ovacıklı, müzenin artan ziyaretçi potansiyeline dikkat çekerek 2025 yılında yaklaşık 40 bin kişinin müzeyi gezdiğini belirtti.
Bu rakam, Çankırı’nın kültür turizminde yükselen bir destinasyon haline geldiğini gösteriyor. Özellikle doğa tarihi koleksiyonu, Türkiye’de nadir görülen içerikler arasında yer alıyor.
Çankırı Müzesi, yalnızca geçmişi sergilemiyor; Anadolu’nun milyonlarca yıllık doğa tarihini de ziyaretçileriyle buluşturuyor. Kültür, tarih ve bilimi bir araya getiren bu yapı, kenti keşfetmek isteyenler için güçlü bir durak olmayı sürdürüyor.