Bitpazarından başlayan plak tutkusu 40 yıldır sürüyor

Haber Giriş Tarihi: 04.09.2026 09:57
Haber Güncellenme Tarihi: 04.09.2026 09:58
https://www.haberxr.com/
Ankara’da bir plak işletmecisi Gürkan Gürbüz, 1980’lerin başında bitpazarında koleksiyonculukla başlayan plak tutkusunu bugün de sürdürüyor.

Bir dönem evlerin salonlarında başköşede yer alan pikaplar, plakların yeniden moda olmasıyla birlikte günümüzde de yerini korumaya başladı. Pikabın başına oturup iğnenin plağa bırakılmasıyla başlayan müzik keyfi, bugün dijital platformların sınırsız dünyasına taşınsa da plaktan yükselen o kendine özgü cızırtılı ses ve geçmişi hatırlatan müzik deneyimi, nostalji tutkunlarının ilgisini canlı tutuyor.

Yıllar geçse de daha önce hiç görmediği plaklarla karşılaşan 55 yaşındaki Gürkan Plak’ın işletmecisi Gürkan Gürbüz, özellikle unutulmaya yüz tutmuş Türk plaklarının peşinden giderek geçmişin seslerini bugüne kadar taşıyor.

"Türk plaklarına çok sahip çıktık"
Ankara’da 1980’lerin başından beri plak tutkusunu koleksiyona çeviren ve 1990’lı yıllarda satışa çıkaran işletme sahibi Gürkan Gürbüz, "Koleksiyon yapmaya ilk önce Cem Karaca’dan başladık. Türk plaklarına çok sahip çıktık. Çünkü Avrupa plaklarının herhangi bir sanatçısı dünyanın bütün ülkelerinde basılmış oluyor. Örnek veriyorum, Elvis Presley’in basılmadığı ülke yok dünyada. Aşık Mahsuni Şerif, Neşet Ertaş sadece Türkiye’de olduğu için hep Türk plaklarına sahip çıkıyoruz" diye konuştu.

"Türkiye’nin en heyecanlı yerleri bitpazarıdır"
İlk yerlerinin Ankara Bitpazarı’nda olduğunu dile getiren Gürbüz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Burası akın akın malzeme gelen bir yerdir. Çok sürprizlerle doludur. Her an ne çıkacağı belli olmayan bir yer olduğu için bana göre Türkiye’nin en heyecanlı yerleri bitpazarıdır. Şimdi biraz daha süzgeçten geçiriyorum. Biz gençlik yıllarımızda çok iyi malzemeler çıkartıyorduk."

"Kaset ve CD’nin olayı artık bitti"
Gürbüz, sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada plaklara karşı ilginin yükselişe geçtiğini belirterek, "Kaset ve CD’nin olayı artık bitti. Plağın kesinlikle bir dönüşü oldu. Artık Türkiye’de de basılmış bütün plakların yeni baskıları basılmaya başlandı. 1968’de çıkmış bir albümden az sayıda basılmıştır. Büyük bir kısmı da imha olmuştur, çizilmiştir, yırtılmıştır. Şimdi onların yenilerini basıyorlar. İlk önceleri biraz daha amatör başladılar ama şimdi çok kaliteli basmaya başladılar" şeklinde konuştu.

"Yaşımız 55, hala ilk defa gördüğümüz plaklar oluyor"
Tarihi eser niteliğinde olan değil de tarihe belge olmuş plakların olduğunu dile getiren Gürbüz, "Örnek veriyorum, taş plak döneminde tam bir kataloglama olmadığı için ne çıktığı belli değil. Örneğin firmalar, ‘biz şu kadar plak çıkarttık’ diyemiyorlar. Yaşımız 55, hala ilk defa gördüğümüz plaklar oluyor. Gramofonlarda en çok sürpriz taş plakta çıkıyor. Çünkü mahalli müzikler orada yöresel olduğu için Karadeniz, Güneydoğu kendi mahallilerini dinliyor. Kopukluk olduğu için az yapıyorlar. Büyük şehirlere büyük bir ekseriya gelmiyor. Onlardan bir tanesini bulup keşfettiğimiz zaman o gün dünyanın en mutlu insanı oluyoruz" dedi.

"Yıllardır hayatta bulamadığımız plaklar var"
Her taş plakta büyük anlamlar olduğunu ifade eden Gürbüz, "Buradaki her malzemenin bir yaşanmışlığı var. Örneğin, Esin Engin’in bir oyun havası plağında kaç tane düğün yapılmıştır? Müzeyyen Senar’ın şarkısında kaç kişi ağlamıştır? Tarihe eser olarak bakmıyoruz. 1970’li yılları biz çok çabuk tükettik. 1990’larda bile bulunamayan şeyler var. 25-30 sene önceki şeyler nasıl bu kadar çabuk yok olur gider? Bilinçli kullanıcılardan kaynaklanmadığı için. Bunun modası geçti artık deyip atıyorlar. Avrupa’nın kullanma kültürü biraz daha iyi. Şimdi koleksiyoncular bu işi biraz daha insanlara ‘tertemiz saklanmalıdır’ diye öğretti" diye konuştu.

"Plak camiasında herkesin sevdiği sanatçılar var"
Gürkan Gürbüz, sözlerini şu şekilde sürdürdü:
"Benim meşhur bir lafım vardır. Temiz bir plak, temiz bir pikapla Zeki Müren’i salonunuzun ortasına davet edip canlı söylüyormuş gibi müzik dinleyebilirsiniz. Arabeskte Orhan Gencebay, hiçbir zaman yere düşmüyor. Erkin Koray, Cem Karca, Barış Manço ayrıca Sezen Aksu. Bunlar ilk başlangıçlarda çok keyif veriyor. İnsan araştırmaya girdikçe daha değişik sanatçılar bulmak, onları dinlemek istiyor. Bu işin güzelliği de şu, çabuk tıkamıyor insanı" ifadelerine yer verdi.

Sanatçının ilk ve son zamanlarının kıymeti
Bir sanatçının ilk ve son zamanlarının çok kıymetli olduğunun düşünen Gürbüz, sanatçıların orta dönemlerinde yüksek sayıda satışlar yaptığını belirtti. Öte yandan Gürbüz, 1988’li yıllarda CD ve kasetlerin ön plana çıkarak plakların arka planda kaldığını ifade etti.