Ankara'da Bakırcılık Altın Çağını Yaşıyor Ama Çırak Yetişmiyor

Ankara'da yarım asırlık bakır ustası Aytekin Küçük, artan sağlık bilinciyle mesleğin altın çağını yaşadığını fakat çırak yetişmediğini belirtiyor.

Haber Giriş Tarihi: 03.03.2026 11:30
Haber Güncellenme Tarihi: 03.03.2026 11:30

Ankara'nın Altındağ ilçesinde yer alan tarihi Kale Mahallesi, unutulmaya yüz tutan geleneksel el sanatlarının son temsilcilerine ev sahipliği yapmayı sürdürüyor. Günümüzde mutfak kültüründe sağlıklı yaşama verilen önemin artmasıyla birlikte, doğal malzemelere olan dönüş hız kazanmış durumda. Bu eğilim, geleneksel mutfak gereçlerine olan talebi canlandırsa da üretici tarafında ciddi bir kriz baş gösteriyor. Yaklaşık elli yıldır kalaycılık ve bakırcılık mesleğini büyük bir özveriyle icra eden Aytekin Küçük, artan talep karşısında sektörün en parlak ve kazançlı dönemini yaşadığını, buna karşılık atölyelerde çalışacak ve mesleği devralacak çırak bulunamadığı için bu tarihi zanaatın bitme noktasına geldiğini ifade ediyor.

ZORLU EĞİTİMDEN GEÇEN YARIM ASIRLIK ZANAATKAR

Baba mesleği olan kalaycılığa çocukluk yıllarında amcalarının yanında adım atan Aytekin Küçük, mesleki gelişiminin temelini o dönemin zorlu şartlarında attığını belirtiyor. Temel eğitimini aldıktan sonra amcalarının yönlendirmesiyle, çarşının en saygın isimlerinden olan "Kıvırcık Dursun" lakaplı ustanın yanına geçen Küçük, zanaatın inceliklerini burada öğrendiğini aktarıyor. Dönemin ustalarının son derece disiplinli olduğunu hatırlatan kalay ustası, sıkı kurallara ve zaman zaman uygulanan sert cezalara rağmen o atölyede yetişmekten büyük bir gurur duyduğunu dile getiriyor.

Dürüst işçiliği, bakır işlemeyi, nikelajı ve parlatma tekniklerini bu ustadan öğrendiğini anlatan Küçük, ustasının hiçbir ölçü aleti kullanmadan kusursuz bakır ürünler ortaya çıkarabilen eşsiz bir yeteneğe sahip olduğunu vurguluyor. Geleneksel usta-çırak ilişkisinin o dönemde meslek ahlakını nasıl şekillendirdiği, ustanın anılarında net bir şekilde görülüyor.

KOCA ANKARA'DA YALNIZCA DÖRT USTA KALDI

Kalaycılık mesleğinin günümüzde ticari açıdan altın çağını yaşadığını belirten Aytekin Küçük, öğrenmek isteyen gençlere her zaman kapılarının açık olduğunu söylüyor. Ancak tüm Ankara genelinde bu mesleği hakkıyla yapabilen sadece üç ya da dört kişinin kaldığına dikkat çekiliyor. Mesleğin maddi getirisinin yüksek olduğunu, zanaatı öğrenen birinin ömür boyu geçim sıkıntısı yaşamayacağını ifade eden Küçük, yeni neslin çalışma ahlakındaki değişime işaret ediyor.

Atölyeye hevesle gelen gençlerin ilk olarak maaş, mesai saatleri ve hafta sonu tatili gibi şartları sorduğunu anlatan deneyimli zanaatkar, kendi çıraklık döneminde işi öğrenmek uğruna gece yarılarına kadar atölyede mesai harcadıklarını hatırlatıyor. Üretmenin ve meslek sahibi olmanın altın bir bilezik olduğunu savunan usta, gençlerin bu potansiyeli değerlendirememesinden yakınıyor.

RESTORANLAR LEZZET FARKINI BAKIRLA YAKALIYOR

Mesleğin dışarıdan göründüğü kadar basit olmadığını ve belirli teknik aşamaları barındırdığını ifade eden Küçük, bakır ve kalayın doğrudan yer altından çıkarılan doğal madenler olduğunu hatırlatıyor. Toplumun büyük bir kesiminin bakırın sağlığa olan faydalarını tam olarak bilmediğini savunan usta, modern mutfak eşyalarıyla geleneksel kapları kıyaslıyor. Bulaşık makinelerinde yıkanan modern eşyaların üzerinde kimyasal deterjan kalıntıları kalabildiğini, ancak bakır kapların bu kimyasallara karşı kendi doğal yapısını koruduğunu belirtiyor.

Geçmişte kırsal kesimde yaşayan insanların doğal beslenme ve bakır kullanımı sayesinde ileri yaşlara kadar sağlıklı kalabildiklerine dikkat çeken Küçük, beslenme alışkanlıklarındaki bozulmaya vurgu yapıyor. Günümüzde birçok lokantanın ve profesyonel mutfağın, yemeklerdeki asıl lezzet farkını yakalayabilmek amacıyla yeniden bakır kullanımına yöneldiği sözlerine ekleniyor.