Uzmandan Su Uyarısı: 3 Aylık Yağış Kuraklığı Bitirmez

Prof. Dr. Türkeş, kış yağışlarının barajları doldurduğunu ancak Türkiye'deki kronik ve ekolojik kuraklık tehlikesinin hala devam ettiğini açıkladı.

Haber Giriş Tarihi: 06.03.2026 21:30
Haber Güncellenme Tarihi: 06.03.2026 21:30

Türkiye genelinde aralık, ocak ve şubat aylarını kapsayan son kış döneminde etkili olan sağanak yağışlar, barajlardaki su seviyelerini gözle görülür bir şekilde artırarak toplumda genel bir iyimserlik havası yarattı. Ancak iklim bilimi ve su yönetimi açısından tablo, baraj doluluk oranlarından çok daha karmaşık ve endişe verici bir boyutta seyrediyor. Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Murat Türkeş, kısa vadeli yağışların uzun vadeli iklim krizini çözmeye yetmediğini belirterek, Türkiye'nin kronik bir kuraklık döngüsü içinde olduğunu vurguladı.

KRONİK SU AÇIĞI VE EKOLOJİK KURAKLIK DEVAM EDİYOR

Türkiye'de 2019 yılının sonbahar aylarından itibaren belirgin bir kuraklaşma eğilimi başladığını ifade eden Prof. Dr. Türkeş, 2025 yılının aralık ayına kadar geçen uzun sürecin normallerin çok üzerinde sıcak ve kurak geçtiğini hatırlattı. Aralık ayı ortalarından başlayarak Batı Avrupa ve Batı Akdeniz üzerinden Türkiye'ye giriş yapan orta enlem cephesel sistemlerinin getirdiği yağışların, yüzeydeki durumu geçici olarak iyileştirdiği belirtiliyor. Bu yağışların ülkedeki meteorolojik kuraklığı ve kısmen de tarımsal kuraklığı giderdiğini aktaran uzmanlar, asıl tehlikenin yer altında ve ekosistemde sürdüğüne dikkat çekiyor.

Türkeş'in uyarılarına göre; 2019'da başlayan ve son yıllarda etkisini iyice artıran hidrolojik, hidrojeolojik ve ekolojik kuraklık tablosu henüz ortadan kalkmış değil. Sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi ve buna bağlı olarak buharlaşmanın yüksek kalması, ülkedeki su açığının artarak devam etmesine neden oluyor. "Üç ay yağış oldu diye son üç yılın kuraklığı ortadan kalkmaz" diyen Prof. Dr. Türkeş, kronik kuraklığın sürdüğünün altını net bir şekilde çiziyor.

MART ORTASINDAN İTİBAREN SICAK VE KURAK GEÇECEK

Kış aylarında Türkiye'nin lehine çalışan basınç sistemlerindeki bu olumlu tablonun kalıcı olmayacağı tahmin ediliyor. Mart ayının ortalarına kadar batı bölgeleri haricinde hava sıcaklıklarının normaller civarında ve altında seyretmesi beklenirken, ay ortasından itibaren atmosferik koşulların keskin bir şekilde değişeceği öngörülüyor. Prof. Dr. Türkeş, mart ortası ile birlikte Türkiye'nin büyük bir bölümünü normallerinden çok daha sıcak ve kurak koşulların beklediğini belirtiyor.

Önümüzdeki günlerde kısa süreli yağış geçişleri yaşansa da, mart ortasından nisan sonuna kadar ülke genelinde yağışların mevsim normallerinde veya altında kalması bekleniyor. Bu meteorolojik projeksiyon, barajların dolmasına aldanarak rehavete kapılmanın büyük bir hata olacağını gösteriyor. Etkili bahar yağışlarının görülmemesi ve artan ilkbahar sıcaklıklarıyla birlikte buharlaşmanın hızlanması halinde, mevcut su kaynaklarının hızla tükenebileceği uyarısı yapılıyor.

GELECEK YILLAR İÇİN KÖTÜMSER İKLİM SENARYOLARI

Kısa vadeli meteorolojik tahminlerin yanı sıra, Türkiye'yi bekleyen uzun vadeli iklim senaryoları da büyük bir ciddiyetle ele alınıyor. Prof. Dr. Türkeş, üzerinde çalışılan orta, kötümser ve çok kötümser iklim senaryolarına göre 2040'lı yıllarla birlikte yüzyılın sonuna kadar geçecek sürede ülkeyi zorlu bir iklim döngüsünün beklediğini belirtiyor. Karadeniz ve Kuzeydoğu Anadolu bölgeleri dışında kalan Türkiye'nin çok büyük bir bölümünde, aşırı yüksek sıcaklıkların, şiddeti giderek artan sıcak hava dalgalarının ve yıkıcı kuraklığın baskın eğilim olacağı bilimsel bir gerçeklik olarak kamuoyuna sunuluyor.

SUYUMUZU TASARRUFLU KULLANMAK ZORUNDAYIZ

Tüm bu veriler ışığında, Türkiye'nin su yönetimi politikasını iklim krizinin gerçeklerine göre acilen revize etmesi gerektiği ortaya çıkıyor. Su kaynaklarının ve kuraklık yönetiminin tek tip bir stratejiyle değil; ülkenin fiziki coğrafyası, yerel toprak özellikleri, bitki örtüsü ve bölgesel iklim koşulları dikkate alınarak planlanması gerektiği ifade ediliyor. Coğrafi ve ekolojik şartlar değiştikçe kuraklığın veya nemliliğin etkisinin de bölgesel olarak farklılık gösterdiği vurgulanıyor. Prof. Dr. Murat Türkeş, tehlikenin boyutlarına dikkat çekerek, vatandaşları ve karar alıcıları barajlarda halen yeterli su yokmuş gibi hareket etmeye, suyu her alanda etkili, verimli ve maksimum tasarrufla kullanmaya davet ediyor.