
Kış turizminin ve doğa sporlarının en önemli merkezlerinden biri olan Uludağ, bu kez sadece sportif bir faaliyete değil, tüm dünyada yankı bulması hedeflenen son derece anlamlı ve barışçıl bir sivil toplum hareketine ev sahipliği yaptı. Sınır Tanımayan Dağcılar Spor Kulübü çatısı altında bir araya gelen çok sayıda doğasever, dünyanın dört bir yanında yaşanan yıkıcı savaşlara, çatışmalara ve insanlık dramlarına dikkat çekmek amacıyla karlı zirvelerde oldukça özel bir etkinliğe imza attı. Kulüp üyelerinin titizlikle organize ettiği bu yürüyüş, dağcılığın sadece fiziksel bir spor olmadığını, aynı zamanda derin bir toplumsal duyarlılık ve birleştirici bir barış mesajı taşıdığını kamuoyuna bir kez daha gözler önüne serdi.
DOLUBABA'DAN SÜLEYMANİYE'YE 11 KİLOMETRELİK PARKUR
Barışa ve kardeşliğe dikkat çekmek için planlanan bu özel kış yürüyüşünün rotası da oldukça zorlu ve bir o kadar da etkileyici detaylara sahipti. Dağcıların bu anlamlı yürüyüşü, Uludağ’ın bilinen ve sevilen noktalarından olan Dolubaba mevkiinden başlayarak start aldı. Doğaseverler, bu noktadan itibaren Karabelen "Milli Park girişi" hattı üzerinden ilerleyerek rotalarını Süleymaniye bölgesine kadar uzattı. Toplamda 11 kilometre uzunluğunda olan ve uzmanlar tarafından "orta zorlukta" olarak derecelendirilen bu kış yürüyüşü, katılımcıların büyük bir azmi ve kararlılığıyla gerçekleştirildi. Güneşli, açık ve pırıl pırıl bir havada düzenlenen etkinlikte doğaseverler, yer yer 30 ila 40 santimetreyi bulan kalın kar örtüsüne rağmen belirlenen parkuru son derece disiplinli bir şekilde tamamlamayı başardı.
BAŞKAN KAYA: "DAĞCILIK SABRI VE KARDEŞLİĞİ ÖĞRETİR"
Düzenlenen bu anlamlı yürüyüşün başarıyla tamamlanmasının ardından etkinlik hakkında genel bir değerlendirme yapan Sınır Tanımayan Dağcılar Spor Kulübü Başkanı Ali Yavuz Kaya, doğa sporlarının ardındaki o derin felsefeye dikkat çekti. Dağcılığın salt bir fiziksel efor ve tırmanış aktivitesinden ibaret olmadığını vurgulayan Başkan Kaya, "Dağcılık sabrı, disiplini ve kardeşliği öğretir. Bizler zirveye ve doğada yürürken aynı zamanda toplumsal sorumluluğumuzu da hatırlıyoruz. Dağcıların toplumsal işleyişimizdeki önemi ve dayanışma duygusu var" şeklindeki sözleriyle kulübün duruşunu ve misyonunu net bir şekilde özetledi.
BEYAZ KAR ÖRTÜSÜNE YAZILAN 'SAVAŞA HAYIR' ÇAĞRISI
Etkinliğin en çarpıcı ve akıllarda kalıcı anı ise yürüyüşün final bölümünde ortaya çıktı. Sınır Tanımayan Dağcılar Spor Kulübü üyeleri ve etkinliğe katılan diğer tüm doğasever katılımcılar, dünyada devam eden savaşların son bulması için o bembeyaz ve lekesiz kar örtüsünü bir tuval gibi kullandı. Doğanın o saf beyazlığı üzerine büyük harflerle "Savaşa hayır" yazan grup üyeleri, sporun içinde barındırdığı o eşsiz barışçıl ve insanları birleştirici gücü Uludağ'ın zirvesinden tüm dünyaya muazzam bir görsel eşliğinde bir kez daha haykırmış oldu.
Editör Notu
Doğanın o bembeyaz, tertemiz örtüsünün üzerine yazılmış "Savaşa hayır" yazısı... İnsanoğlu şehirlerde, sınır boylarında birbirini kırıp geçirirken; dağların o sessiz, bilge ve kucaklayıcı yüceliği bize aslında ne kadar küçük olduğumuzu hatırlatıyor. Ali Yavuz Kaya Başkan'ın da söylediği gibi, dağcılık sadece zirveye bayrak dikmek değil; o yokuşu çıkarken yanındaki arkadaşının elinden tutmak, bir yudum suyu paylaşmak, yani "kardeşliği" öğrenmektir. Keşke savaş çığlıkları atanlar da o 40 santimlik karın içinde yürüyüp doğanın bu birleştirici gücüyle tanışabilse. Belki o zaman haritalar üzerindeki o anlamsız çizgiler yerini, tıpkı bu dağcılar gibi omuz omuza yürümeye bırakırdı.
Sizce sporun ve doğanın bu birleştirici gücü, toplumsal barışa katkı sağlamada yeterince etkili kullanılabiliyor mu? Doğada yürüyüş yaparken hissettiğiniz o tarifsiz huzuru ve düşüncelerinizi yorumlarda bizimle paylaşarak dertleşebilirsiniz.