
Türkiye'nin en büyük flamingo üreme alanı Tuz Gölü'ne göç başlarken, insan eliyle yaratılan su krizi nedeniyle on binlerce kuşluk popülasyon 3-4 binlere kadar geriledi.
Türkiye'nin ikinci büyük gölü ve dünyaca ünlü "flamingo cenneti" Tuz Gölü, baharın gelişiyle birlikte o muazzam misafirlerini yeniden ağırlamaya başladı. Aksaray, Ankara ve Konya sınırlarının kesiştiği bu eşsiz kapalı havza, her yıl kuluçkaya yatan binlerce flamingoya ev sahipliği yapıyor. Özellikle Aksaray'ın Eskil ilçesi sınırlarındaki güney havzayı üreme alanı olarak seçen bu zarif kuşlar, gün içinde Mamasın Barajı ile Tuz Gölü arasında mekik dokuyarak gökyüzünde eşsiz bir görsel şölene imza atıyor. Ancak bu yıl, o eşsiz pembe bulutların ardında kapıda bekleyen devasa bir ekolojik krizin ayak sesleri duyuluyor.
İNSAN ELİYLE GELEN KURAKLIK VE YAVRU ÖLÜMLERİ
Göldeki yaban hayatının en önemli takipçilerinden olan Doğaya Kuş Bakışı ve Ekoloji Derneği Başkanı Fahri Tunç, tablonun sanıldığı kadar pembe olmadığını son derece sarsıcı verilerle ortaya koyuyor. Geçtiğimiz yıllarda 20-30 binleri bulan flamingo popülasyonunun bu yıl şimdilik 3-4 bin civarında kaldığına dikkat çeken Tunç, asıl tehlikenin suya erişim noktasında yaşandığını vurguluyor. İnsanoğlunun tarımsal veya endüstriyel hırslarla su yollarını kesmesi, flamingoların "kreş" adı verilen üreme bölgelerinden beslenme alanlarına giden o hayati su kanalını kurutuyor. Suyu biten ve çamura saplanan binlerce yavru flamingonun feci şekilde telef olma riskiyle karşı karşıya kalması, koca bir ekosistemin can çekiştiğinin en acı kanıtı olarak karşımızda duruyor.
BOTAŞ POMPALARI YETMİYOR, RENK CÜMBÜŞÜ SOLUYOR
Yaşanan bu faciaya dur demek için DSİ ve ilgili bakanlıklarla yoğun bir mesai harcadıklarını belirten Tunç, BOTAŞ Doğal Gaz Depolama Alanı'ndan göle iki pompayla su basılmasının olumlu ancak yetersiz bir pansuman olduğunu ifade ediyor. Altınkaya köyü altındaki sulak alanın temizlenerek göle can suyu olması hedeflenirken, Tunç bu eşsiz ekosistemin biyolojik bir sırrını da paylaşıyor. Flamingoların o meşhur kırmızı ve pembe tonlarını, sadece bu gölde bulunan 'Artemia salina' adlı bir organizmayla beslenmelerinden aldığını, bu besine ulaşamayanların ise beyaz kaldığını belirten uzman isim; Niğde Akaya ve Mamasın barajlarından Tuz Gölü'ne süzülen bu eşsiz renk cümbüşünü izlemek için herkesi kafasını kaldırıp gökyüzüne bakmaya davet ediyor.
EDİTÖRÜN NOTU: Tuz Gölü'nde yaşananlar, aslında doğaya karşı işlediğimiz o bitmek bilmeyen suçların en net özetidir. Bir yanda kanatlarını 'Artemia salina' yiyerek pembeye boyayan o kusursuz doğa mucizesi; diğer yanda üç kuruşluk tarımsal sulama rantı için o kanalları kapatıp binlerce yavru flamingoyu susuzluktan ölüme terk eden acımasız insan hırsı. BOTAŞ'ın suni pompalarıyla koca bir gölü hayatta tutmaya çalışmak, hastayı yoğun bakıma bağlayıp fişini kendi ellerimizle çekmekten farksızdır. Eğer o kanallar derhal açılmazsa, seneye gökyüzüne baktığımızda o pembe cümbüşü değil, kurumuş ve çorak bir tuz çölünün kahredici sessizliğini izleyeceğiz.