Türkiye'de Kumar Bağımlılığı Alarmı: Yaş 15'e Düştü

Türkiye'de kumar bağımlılığı başvuruları 3 yılda 2,5 kat artarken, başlama yaşı 15'e düştü. Uzmanlar bağımlılıktaki artışa dikkat çekti.

Haber Giriş Tarihi: 29.03.2026 11:30
Haber Güncellenme Tarihi: 29.03.2026 11:30
https://www.haberxr.com/

Türkiye'de kumar bağımlılığı başvuruları 3 yılda 2,5 kat artarken, başlama yaşı 15'e düştü. Uzmanlar bağımlılıktaki artışa dikkat çekti.

KUMAR BAĞIMLILIĞINDA KORKUTAN ARTIŞ

Yaşar Üniversitesi'nde düzenlenen "Bağımlılık 360: Birlikte Güçlüyüz" etkinliğinde uzmanların, Türkiye'de kumar bağımlılığı başvurularının son 3 yılda 2,5 kat arttığına ve başlama yaşının 15'e kadar düştüğüne dikkat çektiği bildirildi. Paylaşılan 2025 verilerine göre her 10 kişiden birinin kumar oynadığı, ergenlerin ise yüzde 17,9'unun son bir yılda bu riskle tanıştığı ve bu duruma yüksek oranda intihar riskinin de eşlik ettiği ifade edildi.

DİJİTAL DÜNYANIN DEVASA BOYUTU VE RİSKLER

Etkinlikte paylaşılan verilere göre, dünya nüfusunun yüzde 73,2'sinin (6,04 milyar kişi) aktif internet kullanıcısı olduğu ve sadece bir dakikada sosyal medyada 138,9 milyon "Reels" videosu izlendiği aktarıldı. Prof. Dr. Ahmet Hasan Koltuksuz'un, dijital dünyadaki bu devasa trafiğin ve her dakika gerçekleşen binlerce siber ihlalin; çocuk istismarı, dolandırıcılık ve sanal kumar gibi büyük riskleri beraberinde getirdiğini vurguladığı kaydedildi.

MADDE KULLANIMI VE RUHSAL HASTALIKLAR

Doç. Dr. Umut Kırlı'nın aktardığı verilere göre, madde nedeniyle tutuklu ve hükümlü sayısının 7 yıl içinde 36 binden 128 bine yükseldiği belirtildi. Madde kullanımının psikolojik rahatsızlıkları doğrudan tetiklediğine dikkat çeken uzmanların, madde kullanımının durdurulması halinde şizofreni ve bipolar bozukluk gibi ağır ruhsal rahatsızlıkların dörtte birinin hiç ortaya çıkmayacağını aktardığı bildirildi.

EDİTÖRÜN NOTU: Bağımlılık, modern çağın en sinsi ve en yıkıcı salgınlarından biridir. Özellikle sanal kumarın ve dijital bağımlılığın başlama yaşının 15'e kadar düşmesi, geleceğimiz olan gençlerimizin nasıl büyük bir tehdit altında olduğunu açıkça gösteriyor. Bir yanda madde kullanımı, diğer yanda sınırsız dijital dünyanın getirdiği tehlikeler varken; ailelerin, kurumların ve tüm toplumun bu görünmez düşmana karşı ortak bir kalkan oluşturması artık bir tercih değil, hayati bir zorunluluktur.