Sosyal Medyada Sembolik Temsilcilik Cari Açığı Büyütüyor

Uzmanlar, sosyal medya devlerinin Türkiye'deki sembolik varlığının, milyarlarca liralık reklam gelirini yurt dışına taşıdığını vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 06.04.2026 23:00
Haber Güncellenme Tarihi: 06.04.2026 23:00

Uzmanlar, sosyal medya devlerinin Türkiye'deki sembolik varlığının, milyarlarca liralık reklam gelirini yurt dışına taşıdığını vurguladı.

TEMSİLCİLİKLER SADECE KAĞIT ÜZERİNDE

Türkiye'de 2020 yılında yürürlüğe giren ve sosyal medya platformlarına getirilen temsilcilik açma zorunluluğunun büyük ölçüde kağıt üzerinde kaldığı bildirildi. Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık'ın, bu şirketlerin aktif bir ofis yapısı oluşturmadığını ve verilerin yurt dışında tutulması sebebiyle hukuki süreçlerin sekteye uğrayarak ciddi vergi kayıplarına yol açtığını ifade ettiği aktarıldı.

200 MİLYARLIK REKLAM PASTASI YURT DIŞINA AKIYOR

Dijital reklam harcamalarının 2024'teki 158 milyar TL seviyesinden 2025'te 200 milyar TL'ye yükseldiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kırık'ın, bu devasa gelirin büyük ölçüde yurt dışı merkezli platformlara aktığını belirttiği kaydedildi. Dijital hizmet vergisinin 2026'da yüzde 5'e, 2027'de ise yüzde 2,5'e gerileyecek olmasının cari açığı daha da derinleştireceği ve bu platformlar üzerinden kripto paralar aracılığıyla kara para aklama riskinin de büyüdüğü vurgulandı.

INFLUENCER EKONOMİSİ VE HUKUKİ FORMALİTELER

Hukukçu Prof. Dr. Murat Volkan Dülger'in ise mevcut temsilciliklerin sadece avukatlar üzerinden yürüyen "hukuki formaliteler" olduğunu savunduğu ifade edildi. Dülger'in, kazancın elde edildiği yerde vergilendirilmesi kuralının dijitalde tam olarak işlemediğini ve influencer ekonomisi üzerinden dönen büyük gelirlerin yeterince denetlenememesinin, geleneksel medyaya karşı büyük bir eşitsizlik yarattığına dikkat çektiği paylaşıldı.

EDİTÖRÜN NOTU: Dijital çağda sınırlar ortadan kalkarken, ne yazık ki ekonomik sınırlarımız küresel teknoloji devleri tarafından tek taraflı olarak aşındırılıyor. 200 milyar liralık devasa bir pastanın, hakkıyla vergilendirilmeden ve ülkemize katma değer sağlamadan yurt dışına aktarılması, dijital bir ekonomik kayıp tablosunun en net fotoğrafıdır. Adil bir rekabet ve güçlü bir yerli medya ekosistemi için, "sembolik" değil "gerçek" hukuki ve ekonomik denetimlerin bir an evvel hayata geçirilmesi şarttır.