Şiddet Mağduru Kadınların Mektupları Tuvale Dönüştü!

Antalya'da kadın konukevlerinde kalan 18 kadının duygu ve hayalleri, 'Bir Kadın Bir Yolculuk: Kalemden Fırçaya' projesi kapsamında gönüllü sanatçılar tarafından 18 tabloya dönüştürülerek sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

Haber Giriş Tarihi: 23.03.2026 12:35
Haber Güncellenme Tarihi: 23.03.2026 12:35

Antalya'da kadın konukevlerinde kalan 18 kadının duygu ve hayalleri, 'Bir Kadın Bir Yolculuk: Kalemden Fırçaya' projesi kapsamında gönüllü sanatçılar tarafından 18 tabloya dönüştürülerek sanatseverlerin beğenisine sunuldu.

İKİ YILLIK EMEK VE AİLE VE SOSYAL HİZMETLER İL MÜDÜRLÜĞÜ DESTEĞİ

Antalya'da kadın konukevlerinde misafir edilen kadınların kağıda döktükleri hislerinden yola çıkılarak hazırlanan 'Bir Kadın Bir Yolculuk: Kalemden Fırçaya' isimli sergi, edebiyatla resmi aynı tuvalde buluşturdu. Projenin yaklaşık iki yıllık yoğun bir çabanın ürünü olduğunu belirten küratör Ayşe Özmak Mercan, bir kadının hayatındaki şiddetin ve direnişin sanata yansımasını hedeflediklerini ifade ediyor. Sürecin konukevlerindeki kadınlarla mektuplaşarak başladığını aktaran Mercan, İMECE Destek ve Yardımlaşma Derneği ile Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'nün koordinasyonuyla bu çalışmaların giderek büyüdüğünü dile getiriyor. Kadınlardan yalnızca duygularını ve hayallerini yazmalarını istediklerini anlatan küratör, gelen birbirinden etkileyici 18 farklı hayat hikayesini sanatçılarla paylaştıklarını ve onlardan empati kurarak bu hikayeleri tuvallere taşımalarını talep ettiklerini belirtiyor.

GİZLİLİK KURALLARI, RUMUZ KULLANIMI VE BALKONDA KAHVALTI HAYALİ

Sürecin en hassas noktasının kadınların kimliklerinin korunması olduğunu vurgulayan Mercan, kurumun katı mahremiyet kuralları gereği mektupların belirli bir sansürden geçirilerek ve sadece rumuz kullanılarak projeye dahil edildiğini açıklıyor. Bu mektupların sanatçılar üzerinde yarattığı o derin etkiye de değinen Mercan, bir ressamın okuduğu satırlar karşısında uzun süre gözyaşı döktüğünü aktarıyor. Söz konusu mektupta şiddet mağduru bir kadının ne ev ne de araba istediği, tek hayalinin sadece çocuklarıyla bir balkonda oturup huzurla kahvaltı yapmak olduğu detayı, projenin duygusal derinliğini gözler önüne seriyor. Eserlerde yalnızca mağduriyetin değil, geleceğe dair umut ve beklentilerin de işlendiğini belirten küratör, mektup yazarları ile ressamların birbirlerini hiç görmeden sadece sanat diliyle bu derin duyguları birleştirdiklerinin altını çiziyor.

İMECE DERNEĞİ, 8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ VE ÜÇ YENİ ESER

Projenin en büyük paydaşlarından İMECE Destek ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Rahşan Aslan ise bu yolculuğa küratör Mercan'ın bir hayalini gerçekleştirmek üzere çıktıklarını ancak çalışmanın zamanla tahminlerinden çok daha değerli bir boyuta ulaştığını ifade ediyor. Temel hedeflerinin konukevlerindeki kadınların sesini duyurmak ve yeni hayatlarına başlarken onlara cesaret verip yalnız olmadıklarını hissettirmek olduğunu anlatan Aslan, sergilenen bu hikayelerin diğer kadınlara da büyük bir umut kaynağı olduğunu belirtiyor. Hatta bu iyilik hareketinden etkilenen konukevi sakinlerinin de resim yapmaya heveslendiğini ve sergiye kendi ellerinden çıkan üç farklı eserle bizzat katıldıklarını müjdeliyor.

FARKLI İLLERDEN GÖNÜLLÜ SANATÇILAR VE YENİ BİR BAŞLANGIÇ ÇAĞRISI

Türkiye'nin dört bir yanından akademisyenlerin, öğretim görevlilerinin ve gönüllü sanatçıların projeye karşılıksız destek verdiğini aktaran Dernek Başkanı Aslan, bu dayanışmanın kendileri için paha biçilemez olduğunu dile getiriyor. İlk olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında bir gösteri merkezinde izleyiciyle buluşan serginin, gördüğü yoğun talep üzerine tamamen Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne bağışlandığını ve eserlerin artık kurum binasında daimi olarak sergileneceğini açıklıyor. Konukevinden ayrılma sürecinin bir son değil, aksine yepyeni bir başlangıç olduğunu vurgulayan Aslan; dernek olarak her zaman ihtiyaç sahiplerinin, özellikle de yeni bir hayat kurarken güvenilir bir dosta ihtiyaç duyan kadınların ve çocukların koşulsuz şartsız yanlarında olduklarının mesajını veriyor.

EDİTÖRÜN NOTU: Bir insanın en büyük hayalinin lüks bir yaşam değil de sadece "çocuklarıyla balkonda huzurla kahvaltı yapabilmek" olması, okurken insanın boğazına koca bir düğüm oturtuyor gerçekten. 18 kadının o dört duvar arasında kağıda döktüğü gözyaşlarını, hiç tanımadıkları sanatçıların fırçalarla renklendirmesi o kadar ince ve naif bir dayanışma ki... İMECE Derneği'nin ve Ayşe Hanım'ın bu emeği, şiddetin karanlığını sanatın iyileştirici gücüyle aydınlatmış. Konukevindeki diğer kadınların da bundan ilham alıp kendi resimlerini yapmaya başlaması bile, aslında küçücük bir destekle içlerindeki yaşama sevincinin nasıl yeşerdiğinin en güzel kanıtı. Umarım o mektupları yazan tüm kadınlar, çocuklarıyla o güzel balkonlarda kahvaltı yapacakları huzurlu sabahlara en kısa sürede kavuşurlar.