
Antalya'da uzmanlar eşliğinde hazırlanan Selçuklu bal helvası, rafine şekersiz ve doğal yapısıyla bayram sofralarına sağlıklı bir alternatif oluyor.
Yaklaşan bayram telaşıyla birlikte mutfaklarda tatlı hazırlıkları hız kazanırken, uzmanlardan rafine şeker tüketimine karşı tarihi bir çözüm önerisi geldi. Antalya Olgunlaşma Enstitüsü'nün diyetisyenler eşliğinde hayata geçirdiği özel bir atölye çalışmasında, kökleri Selçuklu İmparatorluğu'na kadar uzanan geleneksel "bal helvası" yeniden gün yüzüne çıkarıldı. Coğrafi işaret tescilli Manavgat susamı, kavrulmuş badem, ceviz, saf tereyağı ve doğal balın muazzam uyumuyla ortaya çıkan bu asırlık lezzet, ağır şerbetli tatlıların tahtını sallamaya aday gösteriliyor.
BESİN DEĞERİNİ KORUYAN ASIRLIK SIR: PİŞİRİLMEYEN BAL
Modern tıp ve beslenme uzmanlarının en çok şikayet ettiği "boş kalori" ve "rafine şeker" tehlikesine karşı adeta bir kalkan görevi gören bu tarihi reçetenin en kritik noktası ise pişirme tekniğinde gizli. Atölyeye katılan beslenme uzmanlarının ortak değerlendirmesine göre; un ve kuruyemişler tereyağında kavrulduktan sonra karışım tamamen soğumaya bırakılıyor ve bal en son aşamada, hiçbir ısıl işleme maruz kalmadan ekleniyor. Bu sayede balın içindeki hayati enzimler ve vitaminler kaybolmadan tatlıya entegre ediliyor.
Uzmanlar, enerjisi oldukça yüksek olan bu doğal tatlının tüketiminde ölçünün kaçırılmaması gerektiği konusunda da uyarıyor. Özellikle kan şekerini dengelemek amacıyla helvanın yanında yoğurt veya kefir gibi probiyotik kaynakların tüketilmesi tavsiye edilirken, diyabet ve insülin direnci olan hastaların porsiyon kontrolüne ekstra özen göstermesi gerektiğinin altı çiziliyor.
Tarihi mirasın modern sofralarla buluşmasına öncülük eden Enstitü Müdürü Emine Erkal, projeye ruhunu veren o temel vizyonu şu unutulmaz ifadelerle özetliyor: "Amacımız, kadim tariflerimizden birini geleceğe taşımak. Bu tatları çocuklarımız da bilsinler, bayramlarda ve özel günlerde bu kadim mirası hep birlikte paylaşalım, tadalım."
EDİTÖRÜN NOTU: Balın yüksek ısıya maruz bırakılmaması kuralı, modern gıda mühendisliğinin de en temel ilkelerinden biridir. Bal kaynatıldığında veya yüksek ısıda fırınlandığında, yapısındaki doğal enzimler parçalanır ve HMF (Hidroksimetilfurfural) adı verilen, insan sağlığı için risk taşıyan toksik bir bileşik ortaya çıkar. Selçuklu mutfak kültüründe tatlandırıcı olarak rafine şeker yerine bal ve pekmez kullanılması, üstelik balın ısıl işlem görmeden tariflere eklenmesi, o dönemin mutfak alışkanlıklarının günümüzün modern beslenme ve kimya bilimleriyle ne kadar kusursuz bir şekilde örtüştüğünü göstermektedir.