
Kayseri'nin Yeşilhisar ilçesinde esnaflık yapan 32 yaşındaki Ahmet Cihan, ticari faaliyetlerinin ötesinde yirmi yıla yayılan bir kültürel birikime ev sahipliği yapıyor. Çocukluk yıllarında filizlenen basit bir para koleksiyonu merakı, aradan geçen uzun yılların ardından hem kendisi hem de ilçedeki vatandaşlar için görsel bir tarih şölenine dönüşmüş durumda. Cihan'ın sahibi olduğu ve gündelik hayatta vatandaşların sosyalleştiği kıraathane, klasik bir çay ocağı olmanın çok ötesine geçerek adeta tarihi objelerin sergilendiği küçük bir müzeyi andırıyor.
KOMŞUDA GÖRÜLEN MERAKTAN 600 PARÇALIK ARŞİVE
Ahmet Cihan'ın para bilimi dünyasına adım atması, henüz on iki yaşındayken bir komşusunun kişisel koleksiyonunu görmesiyle başlıyor. Başlangıçta sadece kendi kumbarasında biriken bozuk paraların farklı tasarımları dikkatini çekerken, bu görsel farklılık zamanla derin bir araştırma ve toplama isteğine evriliyor. Sadece yerel paralarla sınırlı kalmayan bu tutku, yaşının ilerlemesiyle birlikte uluslararası bir boyuta taşınarak farklı ülkelerin madeni paralarını da kapsamaya başlıyor.
Bugün itibarıyla koleksiyonunda büyük bir titizlikle muhafaza ettiği yaklaşık altı yüz adet madeni para bulunuyor. Ağırlıklı olarak eski Türk Lirası madeni paralarından oluşan bu geniş yelpazede, İtalya ve Roma dönemi gibi köklü tarihleri yansıtan yabancı ülke paraları da önemli bir yer tutuyor. Madeni paraların yanı sıra sayıları elli ile altmış arasında değişen kağıt paralar da Cihan'ın kıraathanesinin duvarlarını süsleyen bu arşivin nadide parçaları arasında yer alıyor. Özellikle çocukluk yıllarının simgelerinden olan eski "on bin lira"lık banknot, hem koleksiyonerin hem de dükkanı ziyaret eden müşterilerin yüzünde nostaljik bir tebessüm oluşturuyor.
KIRAATHANEDE YAŞATILAN ANTİKA KONSEPTİ
Bu değerli koleksiyon sadece paralarla sınırlı kalmıyor; işletme sahibi, mekanını tamamen bir antika konseptiyle dizayn ederek tarihe olan saygısını mekanın her köşesine yansıtıyor. Kendi dedesinden ve babaannesinden yadigar kalan eski eşyaları koruma altına alan Cihan, çevresinden ve katıldığı antika pazarlarından temin ettiği yeni parçalarla bu kültürel dokuyu sürekli zenginleştiriyor. Çöpe atılan pek çok eşyanın aslında yıllar sonra büyük bir değer kazandığına inanan esnaf, eskiyen her objenin kendine has bir yaşanmışlığı ve kıymeti olduğunu savunuyor.
Sanal medya platformlarını da aktif olarak takip ederek eksik parçaları tamamlamaya çalışan Cihan, asıl amacının sadece bir şeyler biriktirmek değil, kaybolmaya yüz tutan tarihe fiilen sahip çıkmak olduğunu vurguluyor. Kıraathanesini bir "muhabbet evi" olarak tanımlayan işletmecinin bu çabası, dükkana gelen müşteriler tarafından da büyük bir ilgiyle karşılanıyor ve zaman zaman müşterilerinden koleksiyona katkı sunacak yeni parça teklifleri dahi alıyor.
GELECEK NESİLLERE BIRAKILACAK KÜLTÜREL MİRAS
Toplumsal yozlaşmanın arttığı günümüzde, koleksiyonerlik gibi hobilerin insanları motive edici ve kötü alışkanlıklardan koruyucu bir işlevi olduğuna dikkat çekiliyor. Ahmet Cihan, pul, tespih veya yüzük gibi farklı alanlarda da olsa herkesin mutlaka bir koleksiyon kültürü edinmesi gerektiğinin altını çiziyor. Başlangıçta ailesinin bu yoğun tutkuya mesafeli yaklaştığını, ancak zamanla oluşturduğu değeri görerek kendisine tam destek vermeye başladıklarını belirtiyor.
20 yıllık göz nuru ve emeğiyle oluşturduğu bu arşivi kesinlikle satmayı düşünmeyen Ahmet Cihan, koleksiyonculuk serüvenine ömrünün sonuna kadar devam etme kararlılığında. Kendisi için maddi bir kazanç kapısından ziyade manevi bir tatmin aracı olan bu altı yüz parçalık koleksiyon, vefatının ardından çocuklarına bırakacağı en anlamlı kültürel miras ve hediye olarak duvarlardaki yerini korumaya devam edecek.