Kadınlar Daha Uzun Yaşıyor Ama İstihdamda Geride

TÜİK’in “İstatistiklerle Kadın 2025” bültenine göre Türkiye nüfusunun yüzde 49,98’ini kadınlar oluştururken, kadınlar erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşıyor.

Haber Giriş Tarihi: 06.03.2026 14:00
Haber Güncellenme Tarihi: 06.03.2026 14:00

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında hazırladığı “İstatistiklerle Kadın 2025” bültenini yayımladı. Bültende yer alan verilere göre Türkiye’de kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi olurken, erkek nüfus 43 milyon 59 bin 434 kişi olarak kaydedildi. Buna göre toplam nüfusun yüzde 49,98’ini kadınlar, yüzde 50,02’sini ise erkekler oluşturdu.

Kadın ve erkek nüfus arasındaki bu denge, yaş ilerledikçe kadınların lehine değişiyor. Özellikle 60 yaş ve üzerindeki gruplarda kadınların oranı daha yüksek. 60-74 yaş grubunda kadın nüfus oranı yüzde 51,9 olurken, 90 yaş ve üzeri grupta bu oran yüzde 69,7’ye ulaştı.

Kadınlar daha uzun yaşıyor

Türkiye genelinde doğuşta beklenen yaşam süresi 2022-2024 döneminde 78,1 yıl olarak hesaplandı. Bu süre kadınlarda 80,7 yıl, erkeklerde ise 75,5 yıl oldu. Böylece kadınların erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşadığı görüldü.

Ancak sağlıklı yaşam süresi açısından tablo farklılık gösteriyor. Günlük yaşam faaliyetlerini kısıtlayacak sağlık sorunu olmadan yaşanması beklenen süre erkeklerde 59 yıl olurken, kadınlarda 56,3 yıl olarak hesaplandı.

Kadınların eğitim süresi arttı

25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi yıllar içinde yükseldi. 2011 yılında kadınların ortalama eğitim süresi 6,4 yıl iken 2024 yılında bu süre 8,8 yıla çıktı. Aynı dönemde erkeklerin ortalama eğitim süresi 8,3 yıldan 10,2 yıla yükseldi.

En az bir eğitim düzeyini tamamlayan 25 yaş ve üzeri bireylerin oranı da önemli ölçüde arttı. 2008 yılında yüzde 75,1 olan bu oran, 2024 yılında yüzde 92,6’ya ulaştı. Kadınlarda bu oran yüzde 67,5’ten yüzde 88,3’e yükselirken, erkeklerde yüzde 82,8’den yüzde 97’ye çıktı.

Yükseköğretim mezunu kadın sayısı arttı

Yükseköğretim mezunlarının oranı da son yıllarda önemli artış gösterdi. 2008 yılında yüzde 9,1 olan yükseköğretim mezunu oranı 2024 yılında yüzde 25,2’ye çıktı. Bu oran kadınlarda yüzde 23,6, erkeklerde ise yüzde 26,8 olarak kaydedildi.

Araştırmada ayrıca ebeveynlerin eğitim düzeyinin bireylerin eğitim seviyesi üzerinde etkili olduğu görüldü. Annesi yükseköğretim mezunu olan bireylerin yüzde 84,4’ünün de yükseköğretim mezunu olduğu tespit edildi.

Eğitim arttıkça iş gücüne katılım yükseliyor

Verilere göre kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe iş gücüne katılım oranı da artıyor. Okuryazar olmayan kadınların iş gücüne katılım oranı yüzde 14,6 iken, yükseköğretim mezunu kadınlarda bu oran yüzde 68,7’ye kadar yükseliyor.

2024 yılında 15 yaş ve üzeri nüfusun istihdam oranı yüzde 49,5 oldu. Kadınlarda istihdam oranı yüzde 32,5 olarak ölçülürken erkeklerde bu oran yüzde 66,9 olarak kaydedildi.

Kadın temsilinde artış

Kadınların kamu ve akademideki temsil oranlarında da artış yaşandı. Kadın büyükelçi oranı 2011 yılında yüzde 11,9 iken 2025 yılında yüzde 28,4’e yükseldi.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ise kadın milletvekili oranı 2007 yılında yüzde 9,1 iken 2024 yılında yüzde 19,9’a çıktı. 2025 yılı itibarıyla Meclis’te 118 kadın milletvekili görev yapıyor.

Yükseköğretimde görev yapan akademisyenler arasında da kadın oranı artış gösterdi. 2024-2025 öğretim yılında kadın profesör oranı yüzde 34,9, kadın doçent oranı ise yüzde 43,3 oldu.

Ortalama evlenme yaşı yükseldi

TÜİK verilerine göre 2025 yılında kadınların ortalama ilk evlenme yaşı 26, erkeklerin ise 28,5 oldu. Kadınlarda en yüksek ortalama evlenme yaşı 29,6 ile Tunceli’de, en düşük ortalama evlenme yaşı ise 23,7 ile Kilis’te görüldü.

Kadınların karşılaştığı şiddet türleri

Araştırmada kadınların maruz kaldığı şiddet türleri de yer aldı. Yaşamının herhangi bir döneminde şiddete maruz kalmış kadınların yüzde 28,2’si psikolojik şiddet, yüzde 18,3’ü ekonomik şiddet, yüzde 12,8’i fiziksel şiddet yaşadığını belirtti.

Şiddet uygulayan kişiler incelendiğinde ise kadınların en fazla yüzde 39,5 oranıyla eş veya eski eşleri tarafından şiddete maruz kaldığı görüldü.