İstanbul Fatih’te Tur-i Sina Manastırı Alarm Veriyor

Balat’ta bulunan ve 14’üncü yüzyılda inşa edilen Tur-i Sina Manastırı, çevresindeki çöpler, duvarlarındaki çatlaklar ve tahribat nedeniyle kaderine terk edilmiş durumda. Bölge sakinleri ve uzmanlar acil restorasyon çağrısı yapıyor.

Haber Giriş Tarihi: 10.02.2026 12:33
Haber Güncellenme Tarihi: 10.02.2026 12:33

İstanbul’un Fatih ilçesine bağlı Balat semtinde yer alan, Rum Ortodoks dünyası için büyük öneme sahip Tur-i Sina Manastırı, yıllardır bakımsızlık ve çevre kirliliğiyle gündeme geliyor. Mısır’daki Sina Yarımadası’nda bulunan Azize Katerina Manastırı’na bağlı olan ve 14’üncü yüzyılda inşa edilen manastırın çevresindeki çöpler, duvarlardaki çatlaklar ve yazılar hem tarihi dokuya zarar veriyor hem de kötü bir görüntü oluşturuyor.

Kilise, papaz evi ve kütüphaneden oluşan yapı topluluğunun büyük bölümü günümüze kadar ulaşmış olsa da, özellikle papaz evinin iç kısmının kullanılamaz halde olduğu görülüyor. Daha önce 2022 yılında da benzer görüntülerle gündeme gelen manastırda, aradan geçen yıllara rağmen 2026 itibarıyla somut bir değişiklik yaşanmaması tepkilere neden oluyor. Balat’ta yaşayanlar, tarihi yapının temizlenmesini, restore edilmesini ve turizme kazandırılmasını istiyor.

“Bu yapı sadece bir ibadet mekânı değil”

Tarihçi yazar İlknur Bektaş, Tur-i Sina Manastırı’nın yalnızca mimari bir yapı olarak değil, çok katmanlı bir tarihsel miras olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. Bektaş, “Balat’ın dar sokaklarında çoğu insanın fark etmeden önünden geçtiği bu yapı, Rum Ortodoks geleneğine aittir ancak İstanbul Rum Patrikhanesi’ne bağlı değildir. Bağlı olduğu yer Mısır’daki Azize Katerina Manastırı’dır. Osmanlı döneminde burası, Sina Manastırı’nın İstanbul’daki diplomatik ve idari temas noktasıydı. Osmanlı padişahları tarafından fermanlarla korunmuştur” dedi.

Manastırın Vaftizci Yahya’ya adandığını ve erken Hristiyan geleneğinde önemli bir sembol taşıdığını belirten Bektaş, halk arasında dolaşan bazı rivayetlerin ise akademik olarak doğrulanmış belgelerle desteklenmediğini ifade etti.

“Sümela gibi bir buluşma noktası olabilir”

Yapının 2019 yılından bu yana güvenlik gerekçesiyle ibadete kapalı olduğunu hatırlatan Bektaş, kapsamlı ve bilimsel bir restorasyona ihtiyaç duyulduğunu söyledi. “Bu yapı sadece kilise değildir. Kütüphanesiyle, papaz eviyle, sosyal ve kültürel donatı alanlarıyla İstanbul’da nadir bulunan noktalardan biridir. Tıpkı Sümela Manastırı gibi bir ibadet ve buluşma noktası haline getirilebilir. Böylece İstanbul ve Fatih çok anlamlı bir kültürel mirasa kavuşur” diye konuştu.

Mahalle sakinlerinden çağrı

Balat’ta doğup büyüdüğünü belirten mahalle sakini Hamettin Bardak, yapının geçmişte çok daha iyi durumda olduğunu söyledi. Bardak, “Bu yapı düzenlenirse semte değer katar. Zamanında çok kıymetliydi ama hor kullanıldı. Tarihi değerler yok edildi. Yeniden ayağa kaldırılması çok iyi olur” dedi.

Bir diğer Balat sakini Muhsin Kabaş ise çevrede ciddi bir kirlilik olduğunu belirterek, “Sandalyeler, mangal kömürleri, çöpler var. Piknik yapıp her şeyi buraya atmışlar. Burası da bir ibadet yeriydi. Camilerimiz nasıl temizse burası da öyle olmalı. Restore edilip halka ve turistlere kazandırılsın” ifadelerini kullandı.

Uzmanlar ve bölge halkı, doğa koşulları, deprem riski ve insan kaynaklı tahribat karşısında manastırın daha fazla dayanamayabileceğine dikkat çekerek, yetkililere acil koruma ve restorasyon çağrısında bulunuyor.

Editör Notu

Balat’taki Tur-i Sina Manastırı, yalnızca Ortodoks dünyasının değil, İstanbul’un çok kültürlü tarihinin de sessiz tanıklarından biri. Korunamayan her yapı, geri dönüşü olmayan bir kültürel kayıp anlamına geliyor. Bu nedenle mesele yalnızca restorasyon değil, ortak bir tarih bilinci meselesidir.

Haber Önerisi: Kediden 5 Kat Büyük, Çok Nadir Görülüyor: Bayburt’ta Vaşak Sürprizi