
Günümüzde akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte herkes potansiyel bir içerik üreticisi haline geldi. Çekilen bir manzara fotoğrafı, komik bir kedi videosu veya toplumsal bir olaya dair görüntü, saniyeler içinde sosyal medyada viral olabiliyor. Ancak bu içeriklerin haber siteleri, dijital platformlar veya ticari sayfalar tarafından "nasıl olsa halka açık paylaşılmış" mantığıyla kopyalanıp kullanılması, büyük bir hukuki riski beraberinde getiriyor.
Avukat Zeynep Sevim, son dönemde artan bu ihlallere dikkat çekerek, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında önemli uyarılarda bulundu. Sevim, bir kişinin kendi emeğiyle, kadrajıyla ve ışığıyla oluşturduğu fotoğraf veya videonun, kanun nezdinde "eser" niteliği taşıyabileceğini ve koruma altında olduğunu hatırlattı.
"İnternette Vardı" Savunması Mahkemeden Dönüyor
Haber sitelerinin veya içerik üreticilerinin mahkemelerde en sık başvurduğu "Zaten herkes paylaşmıştı", "İnternette vardı" veya "Hesap herkese açıktı" gibi savunmaların hukuki bir geçerliliği bulunmuyor.
Avukat Sevim, Yargıtay kararlarının bu konuda artık istikrar kazandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "Bir içeriğin internette erişilebilir olması, o içeriğin kullanım hakkının devredildiği anlamına gelmez. Görüntünün herkese açık bir hesapta paylaşılması, üçüncü kişilerin bu içeriği diledikleri gibi çoğaltmasına, yaymasına veya ticari bir menfaat için kullanmasına izin vermez. Eserin meydana gelmesiyle birlikte telif hakkı kendiliğinden doğar."
Hem Maddi Hem Manevi Tazminat Hakkı
İzinsiz kullanım durumunda içerik sahibinin hakları oldukça geniş. Mağdur olan kişi, sadece içeriğin yayından kaldırılmasını talep etmekle kalmayıp, hem emeğinin karşılığı olarak maddi tazminat hem de kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle manevi tazminat davası açabiliyor.
Basın Özgürlüğü Sınırsız Değil
Basın organlarının "haber verme hakkı" ve "kamu yararı" gibi kavramların arkasına sığınarak her içeriği kullanamayacağını belirten Sevim, burada da belirli kriterlerin olduğunu vurguladı. Haber amaçlı kullanımlarda dahi;
Ölçülülük ilkesine uyulması,
Kullanımın zorunlu olması,
Mümkünse izin alınması,
Ve mutlaka kaynak gösterilmesi gerekiyor.
Aksi takdirde, basın özgürlüğü sınırları aşılmış sayılıyor ve hukuki sorumluluk doğuyor. Uzmanlar, hem kurumsal haber sitelerini hem de sosyal medya üzerinden yayın yapan sayfaları, kullanıcı kaynaklı içerikleri kullanırken "telif" ve "kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar" konusunda çok daha titiz davranmaya davet ediyor.
Editörün Notu: "Dijital dünya uzun süre 'Vahşi Batı' gibiydi; kimin neyi aldığı, neyi kullandığı belli değildi. Ancak hukuk sistemi artık dijital çağı yakaladı. Bir haber sitesi editörü olarak şunu net söyleyebilirim: Bir vatandaşın çektiği deprem videosunu veya kaza fotoğrafını, ona sormadan alıp üzerine kendi logonuzu basmak, sadece etik dışı değil, artık suç. 'Kaynak: Sosyal Medya' yazmak sizi kurtarmıyor. Emek hırsızlığının dijitalleşmiş hali olan bu 'kopyala-yapıştır' haberciliğinin son bulması, hem telif hakları hem de özgün içerik üretimi açısından sevindirici bir gelişme."