
Hatay kıyılarında son yıllarda daha sık görülen aslan balığı, hem ekosistem hem de balıkçılar açısından dikkat çeken bir tür haline geldi.
Süveyş Kanalı’nın açılması sonrası Hint Okyanusu’ndan Akdeniz’e yayılan ve küresel ısınmanın etkisiyle çoğalan bu tür, zehirli dikenleri nedeniyle risk oluşturuyor.
İskenderun Balık Entegre Tesisleri Kooperatifi Başkanı Mehmet Ali Aytekin, aslan balığının yüzgeçlerindeki zehirli dikenler nedeniyle tezgâhlarda satışının yasak olduğunu ancak lezzeti sayesinde özel müşterileri bulunduğunu söyledi.
“Kaya Balığına Eş Değer”
Aytekin, günlük 150 kilo civarındaki avın içinde genellikle 2–3 kilo aslan balığı çıktığını belirtti.
Her bir balığın ağırlığının 200 ile 800 gram arasında değiştiğini ifade eden Aytekin,
“Kaya balığına eş değer bir lezzeti var. Tadını bilen müşteriler özellikle soruyor” dedi.
Kilo fiyatının ise 350–400 TL arasında değiştiği belirtildi.
“Zehir Etinde Değil, Dikeninde”
Aslan balığının en kritik özelliği zehirli dikenlere sahip olması.
Aytekin, temizleme sürecinin dikkat gerektirdiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:
Kalın eldiven kullanılmalı
Kuyruk ve sırt dikenleri makasla kesilmeli
Dikenler alındıktan sonra et güvenle tüketilebilir
Ölü olsa bile dikenleri zehirli kalmaya devam eder
Çıplak elle temas edilmemeli
Nasıl Pişiriliyor?
Kooperatif Başkanı’na göre en uygun yöntem:
✔️ Mısır unuyla kızartma ❌ Izgara önerilmiyor (eti kuru kalabiliyor)
Ekosistem İçin Tehdit
Aslan balığı, Akdeniz’de yerel türler üzerinde baskı oluşturan istilacı bir tür olarak biliniyor. Hızlı üremesi ve doğal düşmanının az olması nedeniyle popülasyonu artış gösteriyor.
Bu durum bir yandan ekosistem için tehdit oluştururken, diğer yandan tüketimin teşvik edilmesiyle popülasyon kontrolü sağlanabileceği tartışmalarını gündeme getiriyor.
Net Soru
Tezgâhta yasak, ama talep var. Zehirli dikenli ama lezzetli.
Peki aslan balığı, Akdeniz’de tehdit olmaktan çıkıp ekonomik fırsata dönüşebilir mi?