Elit Kadın Sporcuların Dijital İsyanı: "Bizi Magazinle Değil, Madalyayla Anın"

Yaşar Üniversitesi araştırması, kadın sporcuların Instagram'ı geleneksel medyaya karşı kendi başarı hikayelerini anlatmak için kullandığını ortaya koydu.

Haber Giriş Tarihi: 08.02.2026 15:01
Haber Güncellenme Tarihi: 08.02.2026 15:01

Türkiye'de kadın sporcuların başarı grafiği her geçen gün yükselirken, bu başarının dijital dünyadaki yansıması bilimsel bir araştırmaya konu oldu. Yaşar Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden Doç. Dr. Dilek Melike Uluçay ve Queen’s University Belfast’tan Doç. Dr. Gizem Melek, 2020 Tokyo Olimpiyatları'nda Türkiye'yi temsil eden 50 elit kadın sporcudan 44'ünün Instagram hesaplarını mercek altına aldı.

Yaklaşık 2 bin içeriğin tek tek analiz edildiği çalışma, European Journal for Sport and Society dergisinde yayımlanarak literatüre girdi. Araştırma, kadın sporcuların Instagram'ı sıradan bir sosyal ağ olarak değil, kendi markalarını yönettikleri stratejik bir "sahne" olarak kullandıklarını ortaya koydu.

Geleneksel Medyaya Karşı "Kendi Medyanı Yarat"

Araştırmanın en çarpıcı sonucu, geleneksel medya ile sosyal medya arasındaki uçurum oldu. Gazete ve televizyonlar, kadın sporcuları genellikle özel hayatları, fiziksel görünümleri veya toplumsal cinsiyet rolleri (anne, eş vb.) üzerinden haberleştirirken; sporcular Instagram'da bunun tam tersi bir duruş sergiliyor.

Doç. Dr. Dilek Melike Uluçay, sporcuların kendi hesaplarında "profesyonel başarı" ve "atletik donanım" vurgusu yaparak, medyadaki eksik veya yanlış temsili düzelttiklerini belirtiyor. Yani sporcular, "Beni özel hayatımla değil, sahadaki gücümle tanıyın" mesajı veriyor.

Sahne Önü ve Sahne Arkası Ayrımı

Çalışma, sporcuların paylaşımlarını sosyolojik bir kavram olan "Sahne Önü" ve "Sahne Arkası" olarak ikiye ayırıyor.

Sahne Önü (Front Stage): Müsabaka anları, madalya törenleri, kürsü fotoğrafları. Sporcu burada "işini yapan profesyonel" kimliğiyle var oluyor.

Sahne Arkası (Back Stage): Antrenmanların zorlu anları, dinlenme süreçleri, takım arkadaşlarıyla şakalaşmalar. Burası takipçiye "samimiyet" ve "emek" mesajının verildiği alan.

Branşa Göre Değişen Strateji: "Erkek Sporu" Algısı

Araştırmanın en ilginç bulgusu ise yapılan sporun toplumdaki algısına göre değişen paylaşım türleri oldu.

"Kadın Sporu" Olarak Algılanan Branşlar (Voleybol, Cimnastik vb.): Bu branştaki sporcular, performanslarının "estetik" bulunarak küçümsenmesine karşı durmak için daha çok **"Sahne Önü"**ne odaklanıyor. Maçlardan sert kesitler, güçlü smaçlar veya zorlu hareketleri paylaşarak "Sadece güzel değiliz, güçlüyüz ve başarılıyız" mesajını veriyorlar.

"Erkek Sporu" Olarak Algılanan Branşlar (Boks, Güreş, Halter vb.): Bu branştaki kadınlar ise tam tersine, **"Sahne Arkası"**na ve özel hayatlarına daha fazla yer veriyor. Sert ve maskülen algılanan branşlarının dışındaki kimliklerini, hobilerini ve günlük yaşamlarını sergileyerek kişisel markalarını "insani" yönleriyle güçlendiriyorlar.

Editörün Notu: "Bu araştırma, Ebrar Karakurt'tan Buse Naz Çakıroğlu'na kadar takip ettiğimiz pek çok milli sporcunun paylaşımlarına artık farklı bir gözle bakmamızı sağlayacak. Özellikle 'erkek sporu' yapan kadınların, o sert müsabaka fotoğraflarının arasına serpiştirdikleri kahve keyfi veya kitap okuma pozları tesadüf değilmiş; bilinçli bir 'ben sadece bir dövüşçü değilim, çok yönlü bir insanım' mesajıymış. Dijital çağda sporcu olmak, sadece kas gücü değil, ciddi bir iletişim zekası da gerektiriyor."

HABER ÖNERİSİ: 10 ilde suçun izini sürdüler: 280 bin bulgu tek tek incelendi