
Edirne’de satın aldığı arsada çalışma yapmak isteyen Remzi Pajo, beklenmedik bir durumla karşılaştı. Arsada yapılan kazı çalışmaları sonucunda, 15’inci yüzyıla ait olduğu değerlendirilen Mahmut Ağa Camisi’nin kalıntılarına ulaşıldı.
Olay, Edirne merkez Sarıcapaşa Mahallesi’nde meydana geldi. Pajo’nun 5 yıl önce satın aldığı arsa üzerinde başlatmak istediği işlemler, bölgede tarihi yapı olabileceği şüphesiyle durduruldu. Bunun üzerine Edirne Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu devreye girerek inceleme başlattı.
Kurulun yönlendirmesiyle Edirne Müze Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan kazı çalışmaları sonucunda, Mahmut Ağa Camisi’ne ait olduğu değerlendirilen temeller gün yüzüne çıkarıldı.
“Söylentiler Doğru Çıktı”
Arsayı bir aile dostundan satın aldığını belirten Remzi Pajo, bölgede daha önce kayıp bir cami olduğu yönünde söylentiler bulunduğunu ifade etti.
Pajo, “Burada Mahmut Ağa Camisi olduğu söyleniyordu. Kazı yapıldığında temellerin arsamın içine kadar uzandığını gördük. Söylentiler doğru çıktı” dedi.
Kalıntıların devamında mezarlık olabileceğine dair iddiaların da bulunduğunu belirten Pajo, yaşanan süreç nedeniyle arsasında herhangi bir işlem yapamadığını ve mağduriyet yaşadığını dile getirdi.
“Bu Durum Edirne İçin Normal”
Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan emekli sanat tarihçisi Engin Beksaç, Edirne’de benzer durumların sıkça yaşandığını belirtti.
Beksaç, Osmanlı dönemine ait birçok yapının zamanla yıkıldığını, arsalarının özel mülkiyete geçtiğini ve bu nedenle benzer sorunların ortaya çıktığını ifade etti.
“Tek Çözüm Kamulaştırma”
Tarihi yapıların korunması gerektiğini vurgulayan Beksaç, bu tür durumlarda izlenmesi gereken yolun net olduğunu belirtti.
Beksaç, “Bu tip yapıların ortaya çıkması özellikle eski Osmanlı mahallelerinde son derece doğal. Bunun tek çözümü; mülkiyetin devlet tarafından alınması ve alanın koruma altına alınmasıdır” dedi.
Koruma ve Mülkiyet Tartışması
Ortaya çıkan kalıntılar, tarihi mirasın korunması ile özel mülkiyet hakkı arasındaki dengeyi bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, bu tür durumlarda hem kültürel değerlerin korunması hem de mülk sahiplerinin mağdur edilmemesi için dengeli bir çözüm üretilmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Edirne’de yaşanan bu olay, geçmişin izlerinin günümüzde de yaşam alanlarının altında varlığını sürdürdüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.