
Çanakkale’de açıklamalarda bulunan Tevhit Ayengin, 28 Şubat sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Sürecin demokrasi, insan hakları ve din-vicdan özgürlüğü açısından ciddi ihlaller içerdiğini ifade eden Ayengin, yaşananların Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı olduğunu savundu.
İlahiyat Fakültesi Temel İslam Bilimleri Bölümü İslam Hukuku Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi olan Ayengin, 1990’lı yılların sonlarında Türkiye’de temel hak ve özgürlüklerin sınırlandığını belirterek, “Demokrasiye, insan haklarına, din ve vicdan özgürlüğüne yönelik çok önemli saldırılar gerçekleşmiş oldu” dedi.
“Sanal Tehdit Algısı Oluşturuldu”
Ayengin, süreçte “irtica” kavramı üzerinden toplumda korku atmosferi oluşturulduğunu ileri sürerek, medya aracılığıyla bu algının sürekli canlı tutulduğunu söyledi. Sosyal hayatta din ve vicdan özgürlüğüne dair birçok hakkın kısıtlandığını ifade eden Ayengin, özellikle üniversitelerde başörtülü öğrencilerin eğitim hakkının engellendiğini dile getirdi.
Katsayı Uygulaması ve Eğitim Tartışmaları
Açıklamasında katsayı uygulamasına da değinen Ayengin, aynı başarı düzeyindeki öğrenciler arasında puan farkı oluştuğunu, bunun dolaylı bir ayrımcılık yarattığını savundu. Ayrıca Kur’an kurslarına erişim ve eğitim süreçlerinde de sınırlamalar getirildiğini belirtti.
Ayengin, yargı süreçlerine yönelik eleştirilerde de bulunarak, adalet mekanizmasının tarafsızlığına gölge düşüren uygulamalar yaşandığını iddia etti.
“İnanç, İnsan İçin Temel Bir Haktır”
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Sözleşmesi’nin her bireyin doğuştan inanma ve inancını yaşama hakkına sahip olduğunu vurguladığını hatırlatan Ayengin, inanç özgürlüğünün yalnızca bireysel değil, aynı zamanda gelecek nesillere aktarılabilen bir hak olduğunu ifade etti.
28 Şubat sürecinde pek çok kişinin mağduriyet yaşadığını dile getiren Ayengin, yaşananların toplumsal hafızada önemli bir yer tuttuğunu belirtti.