"Çocuktur Yapar" Demeyin: Akran Zorbalığında 3 Kritik İşaret

OMÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Koray Karabekiroğlu, akran zorbalığının basit bir çocuk kavgası olmadığını vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 15.02.2026 22:00
Haber Güncellenme Tarihi: 15.02.2026 22:00

OMÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Koray Karabekiroğlu, akran zorbalığının basit bir çocuk kavgası olmadığını vurguladı. Ebeveynleri uyaran Karabekiroğlu, "Şüphe durumunda çevrim içi aktiviteleri takip edin, mesajları ve görüntüleri delil olarak saklayın. Sessiz kalmak değil; görmek ve konuşmak çözümdür" dedi.

Akran Zorbalığı Masum Bir Oyun Değildir

Okulların açılması ve sosyal etkileşimin artmasıyla birlikte, eğitim dünyasının en büyük sorunlarından biri olan "akran zorbalığı" yeniden gündemde. Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Koray Karabekiroğlu, zorbalığın çocuklar üzerinde bıraktığı yıkıcı etkilere dikkat çekti.

Zorbalığın, halk arasında sanıldığı gibi geçici bir çocukluk dönemi sorunu olmadığını belirten Karabekiroğlu, bir davranışın zorbalık sayılabilmesi için üç temel unsurun bir arada olması gerektiğini söyledi: Kasıt, Süreklilik ve Güç Dengesizliği. Yani davranış bilerek zarar verme amacı taşıyorsa, tekrarlanıyorsa ve taraflar arasında fiziksel ya da sosyal bir eşitsizlik varsa, alarm zilleri çalıyor demektir.

Zorbalığın Görünmeyen Yüzü: İlişkisel ve Siber Saldırılar

Zorbalığın sadece itme-kakma gibi fiziksel eylemlerden ibaret olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Karabekiroğlu, özellikle kız çocuklarında "dışlama" ve "dedikodu yayma" gibi ilişkisel zorbalığın, erkeklerde ise fiziksel zorbalığın daha yaygın olduğunu belirtti.

Ancak günümüzün en büyük tehlikesi; Siber Zorbalık. Karabekiroğlu, "Siber zorbalık, 7/24 sürebilen ve anonimlik nedeniyle daha yıkıcı olabilen bir türdür. Şüphe durumunda ebeveynler çevrim içi aktiviteleri takip etmeli; delil niteliğindeki mesaj ve görüntüleri kesinlikle silmemelidir" uyarısında bulundu.

Ebeveynler İçin Kırmızı Çizgiler

Çocukların genellikle "ispiyoncu" damgası yemekten korktukları için yaşadıklarını anlatmadıklarını söyleyen Karabekiroğlu, ailelerin dikkat etmesi gereken işaretleri şöyle sıraladı:

Kıyafetlerin veya eşyaların zarar görmesi,

Vücutta açıklanamayan morluklar,

Okula gitmek istememe ve servis kullanmaktan kaçınma,

Karın ağrısı gibi psikosomatik şikayetler,

Akademik başarıda ani düşüş ve uyku sorunları.

"Diğer Veliyle Değil, Okulla İletişime Geçin"

Çocuğunun zorbalığa uğradığını öğrenen bir ebeveynin ilk tepkisi genellikle öfke olur. Ancak Prof. Dr. Karabekiroğlu, sakin kalmanın önemine değinerek şu yol haritasını çizdi: "Çocuğunuza 'Bunu anlattığın için teşekkür ederim, senin hatan değil' mesajı verin. Zorba öğrenci veya onun ailesiyle doğrudan iletişime geçmek yerine, mutlaka okul yönetimi ve rehberlik servisiyle iş birliği yapın. Okullar, öğrencilerin güvenliğini sağlamakla yasal olarak yükümlüdür."

Eğer zorbalığı yapan sizin çocuğunuzsa; kişiliğini değil davranışını eleştirin, empati kurmasını sağlayın ve asla fiziksel ceza uygulamayın. Çünkü şiddet, şiddeti doğurur.

Editörün Notu: "2026 yılındayız ve artık zorbalık sadece okul bahçesinde kalmıyor; tabletlerin, telefonların içine girip yatak odamıza kadar sızıyor. Prof. Dr. Karabekiroğlu'nun 'Delilleri silmeyin' uyarısı, dijital çağda ebeveynliğin ne kadar dikkat gerektirdiğinin bir kanıtı. Çocuğunuzla kuracağınız güven ilişkisi, onun en büyük kalkanıdır. 'Bana ne anlatırsa anlatsın kızmayacağım' duygusunu çocuğunuza verebiliyorsanız, zorbalıkla mücadelenin yarısını kazanmışsınız demektir. Unutmayın, zorbalık 'çocukluk çağı ritüeli' değil, önlenmesi gereken bir şiddet türüdür."