Çip savaşları yeni döneme girdi: Nadir topraklar neden kritik?

MİA’dan Dr. Celal Erbay’ın analizine göre çipler, teknoloji ürünü olmanın ötesinde dijital egemenlik ve küresel güç dengelerinin anahtarı.

Haber Giriş Tarihi: 16.01.2026 15:30
Haber Güncellenme Tarihi: 16.01.2026 15:30

Milli İstihbarat Akademisi’nden (MİA) Dr. Öğr. Üyesi Celal Erbay’ın kaleme aldığı “Çip Savaşları ve Nadir Toprak Elementleri” başlıklı analiz yayımlandı. Çalışma, yarı iletken çipleri yalnızca teknolojik bir bileşen olarak değil; ekonomik güvenlik, dijital egemenlik ve uluslararası güç dengeleriyle doğrudan bağlantılı stratejik bir alan olarak ele alıyor.

Analizde, çip üretiminin tek aşamalı bir süreç olmadığına dikkat çekilerek; tasarım, üretim, test ve paketleme gibi birbirine sıkı biçimde bağlı aşamalardan oluştuğu vurgulandı. Bu üretim zincirinin ağırlıklı olarak ABD, Tayvan, Güney Kore, Çin, Japonya ve Hollanda gibi sınırlı sayıda ülkede yoğunlaştığı ifade edildi. Söz konusu yapı, küresel verimliliği artırırken ülkeler arasında derin stratejik bağımlılıkları da beraberinde getiriyor. 2020–2023 yılları arasında yaşanan küresel çip krizinin, bu sistemin ne kadar kırılgan olduğunu açık biçimde ortaya koyduğu kaydedildi.

Çalışmada, ABD’nin 2022 yılında iç üretimi artırmak amacıyla yürürlüğe koyduğu teşvik yasaları ile Çin’in devlet destekli yerli üretim hamleleri, çip rekabetinin somut örnekleri olarak değerlendirildi. Analize göre çipler; yapay zekâ, yüksek başarımlı hesaplama, enerji verimliliği ve veri işleme kapasitesi gibi alanlarda belirleyici rol oynayarak yeni bir jeopolitik mimariyi şekillendiriyor.

Erbay’ın değerlendirmesinde, ABD ile Çin arasındaki çip rekabetinin yalnızca üretim kapasitesiyle sınırlı olmadığı; standart belirleme, tasarım yazılımları, üretim ekipmanları ve kritik ham madde erişimi gibi çok katmanlı alanlara yayıldığı vurgulandı. Özellikle Çin’in nadir toprak elementleri (NTE) üretimi ve rafinaj süreçlerindeki küresel üstünlüğünün, çip savaşlarını daha geniş bir jeopolitik düzleme taşıdığı ifade edildi.

Analizde, çip üretiminde kullanılan NTE’ler ile galyum ve germanyum gibi stratejik girdilerin tedarik zinciri güvenliği açısından kritik öneme sahip olduğu belirtildi. Bu elementlere yönelik ihracat kısıtlamalarının, üretim maliyetlerini artırabileceği ve teslim sürelerini uzatabileceği uyarısı yapıldı. Bu nedenle ülkelerin “en az iki tedarikçi ve iki coğrafya” ilkesine dayalı çeşitlendirme stratejilerine yöneldiği aktarıldı.

Türkiye açısından ise sıfırdan ileri çip üretim hattı kurmanın kısa vadede gerçekçi olmadığına dikkat çekilen analizde; çip tasarımı, ileri paketleme ve test altyapılarının geliştirilmesi önerildi. Türkiye’nin sahip olduğu nadir toprak elementlerinin katma değerli ürünlere dönüştürülmesinin stratejik avantaj sağlayacağı ifade edilirken, AB ile standardizasyon uyumunun ülkeyi güvenilir bir tedarik ortağı konumuna taşıyabileceği vurgulandı.

Editör Notu

Bu analiz, çip meselesinin artık yalnızca mühendislik ya da teknoloji başlığıyla ele alınamayacağını açık biçimde ortaya koyuyor. Okurken en çok dikkatimi çeken nokta, çiplerin ekonomik bir üründen ziyade siyasi ve jeopolitik bir enstrümana dönüşmüş olmasıydı. Türkiye için çizilen yol haritası ise gerçekçi ve ayakları yere basan bir çerçeve sunuyor. “Her şeyi üretmek” yerine, güçlü olunabilecek alanlara odaklanmak; hem kaynakların verimli kullanılması hem de uzun vadeli stratejik konumlanma açısından önemli. Bu metni, çip meselesini yalnızca bugünün değil, önümüzdeki on yılların güvenlik ve kalkınma tartışması olarak okumanın gerekli olduğuna inanıyorum.

Haber Analizi: Boyu 1.32, Attığı Cirit 2.30 Metre: Ahmet Avrupa'yı Salladı!