
Ramazan ayının manevi iklimi, Osmanlı İmparatorluğu’nun kuruluş döneminde inşa edilen ve mimari ihtişamıyla büyüleyen Bursa Ulu Cami’de görsel bir şölene dönüştü. Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında, caminin 70 metre açıklığa sahip iki minaresi arasına asırlık bir gelenek olan "mahya" kuruldu.
Şiddetli rüzgara ve zorlu hava koşullarına rağmen minare şerefelerine çıkan mahya ustası Kahraman Yıldız ve ekibi, bu yılın ilk mesajını gökyüzüne nakşetti. Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı’nın belirlediği "Ramazan, Cami ve Hayat" teması çerçevesinde seçilen ilk yazı, toplumsal hayatta en çok ihtiyaç duyulan hassasiyetlerden biri oldu: "Kul Hakkından Sakın."
"Ramazan'ın Süsü, Gökyüzünün Gerdanlığı"
Mahya sanatının yaşayan son temsilcilerinden olan Kahraman Yıldız, yaptıkları işi "gökyüzüne gerdanlık asmak" olarak tanımlıyor. Bu yıl İstanbul'daki 7 selatin cami, Edirne Selimiye Camii ve Bursa Ulu Cami'de görev yaptıklarını belirten Yıldız, sanatın inceliklerini şöyle anlattı:
"Mahya, Ramazan ayının süsüdür. Halkımız bu ışıklı yazıları seviyor ve bekliyor. Bugün rüzgar bizi zorlasa da ilk yazımızı astık. Bu yazı 15 gün boyunca asılı kalacak, ardından Ramazan'ın ikinci yarısı için yeni bir mesajla değiştirilecek."
Zeytinyağından Elektriğe 400 Yıllık Yolculuk
Mahyacılığın tarihi, Sultan 1. Ahmet dönemine ve Sultanahmet Camii’nin inşasına kadar uzanıyor. Yıldız, bu sanatın köklerini şu sözlerle özetledi:
"Bu sanat 400 yıllık bir Osmanlı mirasıdır. İlk mahya Sultanahmet Camii'ne asılmıştır. O dönemlerde zeytinyağı kandilleriyle yapılıyormuş ve her caminin kendi mahyacısı varmış. Benim ustam Hacı Ali Ceylan, Cumhuriyet döneminde bu işi elektrikli sisteme dönüştüren öncülerdendi. Biz de ustamızdan devraldığımız bu bayrağı taşımaya çalışıyoruz."
Bursa semalarını aydınlatan bu anlamlı yazı, hem estetik görüntüsüyle şehre renk katıyor hem de verdiği mesajla Ramazan boyunca inananlara en temel dini ve ahlaki sorumluluklardan birini hatırlatıyor.
Editörün Notu: "Mahya, sadece ampullerin yan yana dizilmesiyle oluşturulan bir yazı değildir; o, şehrin karanlığına düşülen bir not, kolektif hafızamıza yapılan bir hatırlatmadır. Bu yıl seçilen 'Kul hakkından sakın' ibaresi, modern zamanların hızında ve karmaşasında unuttuğumuz 'ötekinin hakkına saygı' kavramını, başımızı göğe her kaldırdığımızda yüzümüze çarpacak. Trafikte, ticarette, sosyal medyada veya komşuluk ilişkilerinde 'kul hakkı' kavramının giderek aşındığı bir dönemde, 627 yıllık bir mabedin zirvesinden gelen bu uyarı, belki de binlerce vaazdan daha etkili olacaktır."