
Susurluk kazasında hayatını kaybeden Abdullah Çatlı'nın yaşamını konu alan filmin galası Yalova'da yapıldı. Galaya Çatlı'nın kızları da katıldı.
YALOVA'DA DUYGU DOLU GALA
1996 yılında Balıkesir'in Susurluk ilçesinde meydana gelen kazada hayatını kaybeden Abdullah Çatlı’nın yaşamını anlatan filmin galası, Yalova'nın Çiftlikköy ilçesindeki bir alışveriş merkezinde gerçekleştirildi. Yönetmenliğini Deniz Enyüksek’in üstlendiği; başrollerini Vedat İnceefe, Eren Vurdem ve Şiva Behrouzfar’ın paylaştığı filmin özel gösterimine Abdullah Çatlı’nın kızları Gökçen ve Selcen Çatlı da katıldı. Film gösterimi öncesinde kızlarının kısa bir konuşma yaptığı ve ardından filmi oyuncularla birlikte izlediği bildirildi.
"GENÇLERE O DÖNEMİ YAŞATACAK"
Filmde Çatlı’nın eşi Meral Çatlı’yı canlandıran oyuncu Şiva Behrouzfar, seksenler ve doksanlar dönemini yansıtan çok güzel bir filme imza attıklarını belirtti. Behrouzfar, "O dönemleri yaşayamayan gençlerimize de o atmosferi daha anlaşılır ve dokunur şekilde yaşatacak bir film yaptık, herkesin emeğine sağlık" ifadelerini kullandı.
"ANNEM VE ŞİVA HANIM GÖZDEN GÖZE ANLAŞTILAR"
Selcen Çatlı, annesi Meral Çatlı'nın da zaman zaman setlere katıldığını belirterek, "Şiva Hanım annemin rolünü o kadar inanarak ve yaşayarak canlandırdı ki, çoğu sahnede gözleri gerçekten dolarak oynadı. Annemle o anki duyguları konuşmasalar bile bence gözden göze anlaştılar" şeklinde konuştu.
"MİLLİ BİRLİK VE BERABERLİĞİN YANSIMASI"
Filmin milliyetçi yapımlar arasında rekor kırdığını iddia eden Gökçen Çatlı ise duygularını şu sözlerle dile getirdi: "Bu mutluluk biraz hüzünlü bir mutluluk. Milli bir dava uğruna verilen mücadelelerin bir adımı bu film. Babamın ve silah arkadaşlarının verdikleri mücadelenin sadece küçük bir kısmını ele aldık. Milletimizin gösterdiği teveccühe çok müteşekkiriz."
EDİTÖRÜN NOTU: Türkiye'nin yakın siyasi tarihinin en karanlık ve tartışmalı figürlerinden biri olan Abdullah Çatlı'nın hayatının beyazperdeye taşınması, şüphesiz farklı kesimlerde farklı yankılar uyandıracaktır. Susurluk kazasıyla hafızalara kazınan o dönemin "görünmeyen" yüzünü ve yaşananları sinema diliyle genç nesillere aktarmak, tarihimizle yüzleşmek ve o günleri anlamlandırmak adına önemli bir tartışma zemini sunuyor.