
Son dönemde kamuoyunda gündeme gelen “1 milyar 200 milyon muayene” verisi, Türkiye’de sağlık hizmetlerine erişimin ulaştığı hacmi gözler önüne serdi. Ancak uzmanlar, bu rakamın yalnızca bir başarı göstergesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.
Sahim-Sen Genel Başkanı Özlem Akarken, muayene sayısındaki artışın sağlık çalışanlarının omuzlarındaki yükü daha görünür hale getirdiğini söyledi.
“Bu Sayı Fedakârlığın Göstergesi”
Akarken, “1 milyar 200 milyon muayene, sağlık çalışanlarının olağanüstü emeğinin göstergesidir. Ancak aynı zamanda sistem üzerindeki yoğun baskının da açık bir işaretidir” ifadelerini kullandı.
Artan başvuru sayıları nedeniyle hekim başına düşen hasta sayısının yükseldiğine dikkat çeken Akarken, randevu sürelerinin giderek kısaldığını vurguladı.
5–10 Dakikalık Muayene Gerçeği
Uzmanlara göre birçok sağlık kuruluşunda bir hastaya ayrılan süre 5–10 dakikaya kadar düşmüş durumda. Bu tablo:
Detaylı klinik değerlendirmeyi zorlaştırıyor
Koruyucu hekimliği geri plana itiyor
Hasta-hekim iletişimini sınırlıyor
Hata riskini artırabiliyor
Akarken, “Bu durum hem hasta memnuniyetini hem de çalışan sağlığını doğrudan etkiler” dedi.
Tükenmişlik Riski Artıyor
Yüksek yoğunluğun yalnızca hekimleri değil; hemşireleri, teknikerleri, sosyal hizmet uzmanlarını ve idari personeli de etkilediğini belirten Akarken, sağlık hizmetinin bir ekip işi olduğuna dikkat çekti.
Artan iş yüküyle birlikte:
Tükenmişlik sendromu
Mesleki motivasyon kaybı
Psikolojik yıpranma
Hata oranında artış
gibi risklerin göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulandı.
“Artık Nitelik Konuşulmalı”
Sahim-Sen, sağlık sisteminde nicelik odaklı yaklaşım yerine sürdürülebilirlik ve hizmet kalitesinin merkeze alınması gerektiğini savunuyor.
Öneriler arasında:
Koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi
Randevu planlamasının bilimsel kriterlerle düzenlenmesi
Hekim ve sağlık personeli sayısının artırılması
İş yükünü azaltacak organizasyonel düzenlemeler
yer alıyor.
Akarken’in mesajı net: “1 milyar 200 milyon muayene bir istatistik olabilir. Asıl soru, bu hizmetin ne kadar nitelikli, güvenli ve sürdürülebilir olduğudur. Sağlıkta artık nicelik değil, nitelik konuşulmalıdır.”