
Kayseri'nin Talas ilçesindeki 300 yıllık tarihi bir konakta, Orta Asya'nın 2 bin yıllık sırları gün yüzüne çıkarılarak dut ağacından, eski kıyafetlerden ve hatta sarımsaktan asırlarca çürümeyecek el yapımı sanatsal kağıtlar üretiliyor.
Modern çağın her şeyi hızla tüketip çöpe attığı, kimyasallarla ağartılmış kağıtların on yıl içinde sararıp ufalandığı bu dönemde, Kayseri'nin Talas ilçesinden kelimenin tam anlamıyla asil bir kültürel direniş yükseliyor. 'Osmanlı Sokağı' olarak bilinen tarihi Ali Saip Paşa Sokağı'ndaki 300 yıllık görkemli bir konak, Talas Belediyesi'nin vizyoner dokunuşuyla Klasik Sanatlar Akademisi'ne dönüştürüldü. İç Anadolu'nun bu alandaki tek atölyesi olan mekanda, Kağıt Ustası Selçuk Kılınç'ın önderliğinde Orta Asya'da tam 2 bin yıl önce kullanılan o meşakkatli ve doğal yöntemler yeniden hayat buluyor. İlçeye özgü dut ağaçlarının dalları, giyilmeyen eski kıyafetler, ipek, pamuk ve hatta soğan ile sarımsak; usta ellerde tokmaklarla dövülerek bin yıl boyunca hiçbir tahribata uğramayacak o eşsiz İslami ve klasik sanat kağıtlarına dönüşüyor.
KİMYASALA VE İTHALATA KARŞI BİN YILLIK MEYDAN OKUMA
Hiçbir teknolojik hızlandırıcı makinenin kullanılmadığı bu laboratuvarda, kağıt hamurunun kalıplara alınıp gün ışığında doğal yollarla kurumaya bırakılması, aslında modern fabrikasyon üretime atılmış devasa bir tokattır. Kırtasiyelerden alınan kimyasal kağıtların ömrünün en fazla 100-150 yıl olduğunu belirten Selçuk Kılınç, ürettikleri asitsiz ve doğal kağıtların üzerine işlenen bir sanat eserinin bin yıl boyunca yaşayabileceğini kanıtlıyor. Üstelik bu tarihi atölye, sanat camiasının sırf bu kaliteli kağıtları bulabilmek için Çin ve Japonya gibi ülkelere avuç dolusu döviz akıtmasının da önüne geçerek, yerli ve milli üretimin en estetik, en zarif kalesini inşa ediyor.
ÜRETİM DEĞİL EĞİTİM YUVASI: GERİ DÖNÜŞÜM MANİFESTOSU
Atölyenin vizyonu sadece kağıt üretip satmak gibi sığ bir ticari hedefe hapsedilmiş değil. Asıl amaçlarının eğitim vermek ve yeni kağıt ustaları yetiştirmek olduğunu altını çize çize vurgulayan Kılınç, hiçbir üretim sırrını saklamadan bu kadim bilgeliği yerli ve yabancı turistlere, çocuklara ve meraklılara büyük bir cömertlikle aktarıyor. Soğan kabuğundan veya eski bir tişörttten kağıt üretildiğini gören ziyaretçilerin yaşadığı o devasa şok, aslında insanoğlunun doğadan ve geri dönüşümden ne kadar koptuğunun en acı ispatıdır. İlerleyen günlerde Kağıt Müzesi ile taçlandırılacak olan bu proje, ormanların yok olmaması için en ufak bir kağıt parçasının bile milli servet olduğunu koca bir topluma yeniden hatırlatıyor.
EDİTÖRÜN NOTU: Bugün milyonlarca liralık devasa matbaa makineleri saatte binlerce sayfa kağıt basabilir ama o sayfaların hiçbirinde, Talas'taki o 300 yıllık konakta tokmakla dövülen dut ağacının bin yıllık ruhu yoktur. Sanatı ve zanaatı "hız" ile zehirleyen bir yüzyılda, Selçuk Usta'nın Orta Asya'nın 2 bin yıllık tekniğiyle, üstelik çöpe atılacak kıyafetlerden veya sarımsak kabuğundan asırlık kağıtlar üretmesi muazzam bir medeniyet manifestosudur. Çin'den kağıt ithal edip üzerine geleneksel Türk-İslam sanatı icra etmenin o acı ironisini, ancak kendi toprağının dut ağacını tokmaklayarak yenebilirsin. Bu atölye sadece kağıt üretmiyor; unuttuğumuz o sabrı, emeği ve doğaya saygıyı yeniden geri dönüştürüyor.