
Ankara'da 2016'dan beri Kızılay'a düzenli kan bağışlayan 28 yaşındaki Zeynep Erol, 26'ncı bağışının ardından gümüş madalya ile ödüllendirildi.
Ankara'da, toplumsal dayanışmanın ve fedakarlığın en güzel örneklerinden biri yaşanıyor. Hacı Bayram Veli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi olan 28 yaşındaki Zeynep Erol, 2016 yılından bu yana Türk Kızılay'ına yaptığı düzenli kan bağışlarıyla sessiz sedasız hayat kurtarmaya devam ediyor. İçindeki bu büyük sorumluluk duygusuyla hareket eden genç kadın, 26'ncı kan bağışını gerçekleştirerek Türk Kızılay Bölge Kan Merkezi Müdürü Murat Güler'in elinden gururla gümüş madalyasını aldı.
AĞABEYDEN KARDEŞE GEÇEN ALTIN DEĞERİNDE MİRAS
Bu iyilik hareketinin Erol ailesi için aslında bir gelenek olduğu da ortaya çıktı. Zeynep Erol'un 29 yaşındaki ağabeyi Ömer Faruk Erol'un da 2015 yılından bu yana tam 59 kez kan vererek altın madalya sahibi olduğu öğrenildi. Ağabeyinin bu fedakarlığından ilham alarak serüvene dahil olduğunu belirten Zeynep Erol, kan bağışının kendisi için yardımdan öte bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Kan vermenin küçük bir eylem gibi görünse de başka bir insanın hayata tutunabilmesi için devasa bir vesile olduğunu belirten genç bağışçı, "Bugün benim kana ihtiyacım yok ama yarın kimin neye ihtiyacı olacağını bilemeyiz" diyerek, insana değer vermenin aslında umudu yaşatmakla eşdeğer olduğunu ifade etti.
YENİ HEDEF ALTIN MADALYA VE TOPLUMA ÇAĞRI
Kan vermenin fiziksel olarak hiçbir zorluğu olmadığını, işlem süresinin çok kısa ama etkisinin hayati derecede büyük olduğunu belirten Erol, sağlığı elveren herkesi bu eşsiz duyguyu yaşamaya davet etti. İyilik yolculuğuna hız kesmeden devam edeceğini söyleyen gümüş madalyalı bağışçı, sıradaki en büyük hedefinin ağabeyi gibi altın madalyaya ulaşmak olduğunu belirterek sözlerini noktaladı.
Erol Kardeşlerin Kan Bağışı Tablosu
Bağışçı Başlangıç Yılı Bağış Sayısı Kızılay Ödülü Ömer Faruk Erol (29) 2015 59 Kez Altın Madalya Zeynep Erol (28) 2016 26 Kez Gümüş MadalyaEDİTÖRÜN NOTU:
Yıllardır duyduğumuz o meşhur "Kan acil değil, sürekli bir ihtiyaçtır" sloganının vücut bulmuş hali tam olarak Erol kardeşlerdir. Kan, ne yazık ki laboratuvarda üretilebilen sentetik bir ilaç değil; tek kaynağı insan olan ve sadece vicdanla, fedakarlıkla temin edilebilen yegane yaşam sıvısıdır. Zeynep Erol'un 26, ağabeyinin ise tam 59 kez iğne altına yatarak tanımadıkları insanların damarlarına can olması, modern dünyanın o bireyselleşen, bencil yüzüne atılmış en asil tokattır. 15 dakikalık bir sedye molasının, bir başka annenin, babanın veya çocuğun hayatında on yıllar sürecek bir ömre bedel olması, bu sivil inisiyatifin ne kadar kutsal olduğunu gösteriyor.